Kategori: 2013

Bugün TFF Ülker Futbol Köyleri 2013 eğitim döneminin 2. ve son etabı da sona eriyor. Geleceğin yıldızlar, son antrenmanlarının ardından atık plastik şişelerle yaratıcı çalışmalara giriştiler. Son gün olduğu için hatıra fotoğrafları da çekilmeye başlandı. Çocuklar buruk ve mutlular.

Bugün onları Mutlu Bir An Saati de bekliyor. Miniklerimiz “Mutlu Bir An Saati” etkinliği boyunca sayısız oyunla, takım olmanın ve eğlenmenin tadına varacaklar.

TFF Ülker Futbol Köyleri projesine destek olmak üzere Nevşehir Futbol Köyü’nü ziyaret eden Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ülker ve Yıldız Holding üst yönetimi, kamptaki çocuklarla beraber keyifli anlar geçirdi.

Öncelikle sanat atölyesini ziyaret eden misafirler, eğitimcilerden bilgi alıp çocukların çalışmalarına ortak oldular ve eserlerini incelediler. Atölyedeki çalışmalarda ortaya çıkan dev top en dikkat çeken eserlerden biri oldu.

Şirket yöneticileri, basın mensupları ve genç futbolcuların oynadığı maçta beraber yapılan tezahuratlar ve atılan gollerle mutlu anlar yaşandı. Penaltılara kalan ve kıyasıya rekabet yaşanan maçın sonunda dostluk kazandı :) Her iki takım da takım ruhunu sahaya yansıttılar.

Geleceğin yıldızları, misafirleriyle beraber unutamayacakları bir gün daha yaşadı.

Isparta Futbol Köyü’nde turnuva hız kesmeden devam ediyor.

Okay Karacan, Zaman – 8 Eylül 2013

Bay Munos notlarına gömülmüş harıl harıl bir şeyler yazarken, kalkıştan önce tabletime indirdiğim gazeteleri gözden geçiriyorum.

Ön sayfa Olimpiyat’ı, G-20’yi yazıyor. Madrid’in halkın umursuzluğuna karşın bu kez kazanacağı hissini alıyorum. Tokyo ile İstanbul bu duruma kim bilir nasıl üzülür diye iç çekiyorum. Spor sayfasını futbol almış, transfere konu olan oyuncuların profilleri, son form durumları, geldikleri takımlar ve yaşları üzerine derin konulara girilmiş. Gazete Bale’in Real’e Türk asıllı Alman Özil’in Arsenal’e gidişinin perde arkasını aralamış, fotolar, yorumlar…

Bir başka sütun Almanya’da yetişmiş Türk oyuncuların ülke futboluna geri dönüşlerinin hızlandığını örneklerle veriyor. Türk liginde oynayan Almanya kökenli oyuncuların sayısı yüzde 40’lara ilerliyormuş..

Koltuk arkadaşlarım Javi ile arkadaşı, yemek arasında bilgisayar oyunlarına ara veriyor. Sohbet açıyorum.

Madrid’li Javi ile Toledo’lu arkadaşı, 13 yaşındalar..

Real Madrid’i mi tutuyorsunuz, sorusunun cevabı dumura uğratıyor.

Hayır diyor çocuklar, biz futbol takımı tutmuyoruz.

Ama futbol oynamayı seviyoruz!..

Yüzüyoruz, bisiklete biniyoruz diyorlar ayrıca bir de bisiklet takımı taraftarı olduklarını söyleyince şaşkınlığım artıyor.

Sonra oyunlarına dönüyorlar, Bay Munos ile biraz kestirip yolculuğu tamamlıyoruz.

Bizi Bay Jordi karşılayıp tesislere götürüyor. Yolda futbol için yaptıklarını anlatıyor. Duydukları heyecanı, verdiklerinin karşılığını bilgi ve tecrübe olarak geri aldıklarını, yetiştirmelerine destek verdikleri oyuncuların daha geçen hafta ülkenin en üst liginde forma bulup gol attıklarından, alkış aldıklarından övünerek bahsediyor..

Sabahın erken saatleri tesise varıyoruz. Girişte üzerlerinde eşofmanları ile oyuncuları görüyoruz. Satranç masalarının çevresinde kümeleşmiş derin derin düşünüyorlar. Yılların satranç ustası gibi hepsi. At, kale, vezir üzerine yorumlar duyuyoruz..

Munos, oyuncuların sadece iki gün önce satranç ile tanıştıklarını söylüyor.

Salkım söğütlerin altında banklar, oyun alanları ve masalar var. Ülkenin büyük nehirlerinden birinin çağıltısı karşı tepeye çarpıp yankılanıyor futbol vadisinde..

Sahada Vicente hoca ve yardımcıları şut çalışması yaptırıyor. Futbol manzaralı kahvaltıda satranç hocası Santiago, oyuncuların zihinsel kıvraklıklarının, strateji geliştirme kapasitelerinin hayran verici olduğunu söylüyor. Sabırla masa başında oyunu kazanmak için nasıl beklediklerini anlatıyor.

Birden Pedro’dan öyle bir sol ayak şutu geliyor ki kim bu diye yerimden fırlıyorum. Pedro’nun süper şutunu Victor müthiş bir refleks ile çeliyor..!

Saha kenarından antrenmanı izliyoruz. Müthiş bir disiplin, Vicente hocaya kayıtsız bir bağlılık, yaptıkları işe inanılmaz bir adanmışlık ve saygı var.

Çalışmayı tamamlayıp yanımızdan geçiyorlar. Malzemecilere yardım ediyor, onları can kulağıyla dinleyen yardımcı hocalara isteklerini iletiyorlar. Sağlık ekibi su tüketimi ve terli kurumamaları için talimat verirken duşa geçiyorlar.

Sonra satranç ekibi sahaya gelip düz koşuya başlıyor.

Xavi, İniesta, Casillas hayranlığı

Bay Munos ile birlikte yaratıcı drama dersine geçen ilk grubun salonuna geçiyoruz. Drama hocası Stella ve psikolojik danışman Bayan Mary ile oyuncular birliktelik duygusunu geliştiren, eğlenceli oyunlar oynuyor. Tiyatral yetenekleri inanılmaz! Biz de oyunun bir parçası olarak katılıp iyi zaman geçiriyoruz..

Yaşları 12 olan 20 çocukla baş başayız. Kampta olmanın mutluluğunu tarif edemiyorlar belki ama ileride futbolcu olamasalar bile hayata dair ikinci bir plan yapmayı öğrendiklerini hissettiriyorlar. Beyin cerrahı olurum diyor Marquez, aynı şehirden geldikleri arkadaşı doktor olurum diyor. Bilgisayar yazılımcısı olmak, öğretmenlik popüler..

Oyunu kaybetmenin dünyanın sonu olmadığını öğrenmişler, satranç onları sabırla beklemeye yönlendiriyor, her drama dersi kendilerini ifade etme özgürlüklerini, sosyal cesaretlerini geliştirmiş. Akıllıca, düzgün cümleler kurarak anlatıyorlar kendilerini..

Xavi, İniesta, Alba, Javi Martinez, Casillas hayranı olmuşlar. Çoğunun dilinden bu isimler dökülüyor. Orta sahada iki yönlü oynayan, frikik özelliği ile öne çıkan büyük futbolcuları örnek almışlar kendilerine..

Eğlenceli bir saatin ardından öğle yemeğine geçiyoruz. Muazzam bir terbiye, yaşlarından beklenmeyecek bir olgunlukla yemeklerini alıp masalarına geçiyor, onlarla yaptığımız sohbet için teşekkür ediyorlar teker teker…

La Massia değil, Nevşehir

Yukarıda anlatılanlar Barcelona’nın La Massia tesislerinde geçmiyor! Uçaktakiler hariç isimlerin hepsinin yerine Türkçelerini koyun..

Burası Nevşehir’deki Ülker Futbol Köyü.. TFF ile Ülker’in 6-12 yaş kategorisi için düzenlediği onlarca kamptan sadece birisi. Uluslararası standartlarda bir eğitim, tesis ayrıcalığı, müthiş bir çim zemin.

Özenli yemekler, doktorlar, psikolojik gelişim takımıyla zirvede bir eğitim merkezi.

İskenderun, Kayseri, Adana, Hatay bölgelerinden seçilmiş 12 yaşındaki çocuklarla geçirdiğimiz bir gün bize öyle bir yerin varlığını bilmenin yeterli olmadığını, yerinde geçen bir saatin bile Türk futbolunun geleceğine, onların eğitimine nasıl önem verildiğini göstermeye yetiyor.

Almanya’nın yetiştirdiği Türk çocukları ile Türkiye’deki Türk çocukları arasındaki fırsat eşitliğinde dengeyi sağlayacak büyük projeyi yedi yıldır sürdüren Ülker ile TFF’nin daha fazla manevî desteğe ihtiyacı olduğu kesin..

Onların çocukları ciddiye aldığı gibi yapılan tüm faaliyetleri ciddiye alan bir destek..

Çocukların İspanyol oyuncular dışında Türkiye’de adını sık andıkları isim Galatasaraylı Selçuk İnan..

Çoğu Selçuk ağabeyleri gibi olmak istiyor. Ofansif özellikleri üstün, frikik ustası, oturmayı, kalkmayı ve konuşmayı bilen Selçuk ağabeylerini çok beğeniyor ve seviyorlar..

Fernandes, Drogba, Kuyt, Sneijder, Mesut Özil değil Selçuk İnan hayranı onlar.

B planları cerrah, öğretmen, bilgisayar yazılımcısı olmak.

Futbolun sadece futbol olmadığı, futbolun matematik, edebiyat, tiyatro, sanat ve sabır olduğu anlatılıyor.

Türk futbolcusunun örnek olma yükümlülüğü Selçuk İnan’a yüklenmiş, çocuklar yüklemiş bunu.

Sıra şimdi Selçuk İnan’da. 2022’nin milli takımı, Selçuk ağabeylerini Nevşehir’e bekliyor..

Çocuklar küçük ama hayalleri büyük, çok büyük…

Nevşehir Futbol Köyü’ndeki öğrencilerin Milli Takım ziyaretini,  bir de gönüllü ablaları Sultan’ın gözünden okuyun.

Avanos ‘tan yolculuk başlasın!

“Nereye? Nereye? “Hocam nereye gidiyoruz?” “Sultan Abla nereye?” 

Sorular böyle başladı. Onlar için şehir gezisi tamamlanmış, akıllarına gelen gidilebilecek bir yer kalmamıştı.

Aaa o da ne KAYSERİ tabelası…

Eh Kayseri’den gelenler o yolun Kayseri’ye gittiğini çoktan biliyordu da neden gidiyorduk ki biz oraya?

(Erciyes Dağı’nın yanından geçiyoruz.) Erciyes’e gittiğimizi düşünerek anlatılan kayak maceraları mı dersiniz, ailesini arayıp pastırma getirmesini isteyenler mi artık orasına siz karar verin. Ama ne yazık ki durağımız Erciyes de değil.

Uzaktan görünen, şahane bir stad Kadir Has Stadyum’u… Çocuklar anlatmakla bitiremiyor, gene başlıyoruz hikayelere. Yaptıkları antrenmanı anlatıyor kimisi, kimisi de izlediği maçı.

O da ne? Otobüs durdu iniyoruz, evet evet tam da stadın önünde!

Bizi neyin beklediğinden hala haberdar değiliz, stadyumu gezme düşüncesi geliyor aklımıza ama içeride kimler ola ki? Ekipler toplanıyor, tek soru “Yarın önemli bir maç var mı?”

Bilmemek olur mu ? Türkiye – Andorra maçı var. Hem de burada!

O zaman içerde kimler var? Çocukların en olmak istedikleri yerde duran sevgili futbolcularımız. “İçerdeki Milli Takım antrenmanını izlemeye geldik.” cümlesiyle başta kavranamayan, ama en sonunda şaşkın mutluluklara neden olan o cümle.

Bekle bekle bekle…

Heyecandan geçmek bilmiyor ki zaman. “Keşke bizi yarın ki maça izlemeye getirseler” diyorlar (O da 2. süpriz :)

İlk gelen Nuri Şahin oluyor, çocuklar deli gibi, fotoğraf çektirmek yerine çekmeyi tercih edecek kadar heyecanlıyız. O eli tutmak için neler vermeyiz ki? Peki ya tuttuktan sonra heyecan geçiyor mu? Kat be kat artıyor bu çocuklar için.

Yavaş yavaş diğer futbolcularımız da geliyor. Arda Turan ile de fotoğraf çektiren sporcularımız artık heyecandan havalara uçmaya hazır. Tam da öyle oluyor İmparator ‘un gelişiyle. “İyi ki Doğdun İmparator!” diye öyle bir bağırıyoruz ki, ama yine de o mutluluğu ve o heyecanı dindiremiyor.

Onlar bugün tüm duyguları yaşadılar. Merak ettiler, şaşırdılar, heyecanla beklediler ve en sonunda mutluluktan havalara uçtular. Kolay değil tabii ki, tüm yol boyunca fotoğraf çeken abi ya da ablalarının “En sevdiğin Türk futbolcu?” sorusunun cevabı olan Milli Takım oyuncularımız karşılarındaydı. Onlar hayatlarındaki en güzel anlardan birisini yaşadı. Birçok çocuktan daha şanslı ve o an için dünyanın en mutlu insanıydı her birisi.

Yozgat Futbol Köyü’nün minik sporcuları Yozgat Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu başkanı M.Hakan Bektaş’a teşekkür ederek bir plaket verdi.

Futbol Köyleri’ndeki genç yıldızlar yaratıcı drama derslerinde iletişim, takım ruhu, fair play, güven, empati ve farkındalıkları benimseme konularının üzerine çeşitli oyunlar oynayarak kendilerini geliştirme imkanı buluyorlar. Hayal güçlerini kullanıyorlar ve ders sonlarında oyundan neler öğrendiklerini futbolla bağlayarak açıklıyorlar.

Elazığ Futbol Köyü’ndeki çocuklar yaratıcı drama derslerinden neler öğrendiklerini paylaştılar.

Bu ders çok güzeldi, arkadaşlığımızı geliştirdik. (Diyar Çelik )

Bugün dürüst olmayı, hilenin kötü bir şey olduğunu, hilenin sonunun kötü olduğunu öğrendim. (Süleyman)

Hoşgörünün ne olduğunu öğrendim ve arkadaşlarımla kaynaştım. (Muammer Gülen)

Dersleri çok seviyorum. Hocalarımız bize çok ilgi gösteriyor. Bize emek veriyorlar. (Doğan Akgül)

Futbol Köyü’nün ilk gününde tanıştığım 12-13 yaşlarında, ailelerinden, yakınlarından, doğduğu yerden ilk defa ayrılan çocukların gözünde endişe vardı. İbrahim, Muhammed, Fatih, Hıdır, Doğukan ve diğerleri …

Arkadaşlarıyla geçirdikleri ilk gecede uzun muhabbetlerle başlayan dostluklar, beraber geçirilen anlar ve antrenmanlardan sonra endişe yerini futbol heyecanına bıraktı. Gözlerinin içi gülüyor artık.

Derken zaman kampta su gibi aktı ve dördüncü gün geldi. Elazığ , Keban, Harput Kalesi gezisine çıkıyoruz. Gezide geçirilen zamanla dostlukları yıllardır tanışıyorlarmış gibi perçinlendi.

Ailelerini özleseler de antrenörlerinden, drama eğitmenlerinden, danışmanlarından, gönüllü abilerinden, sağlıkçılarından ve otel çalışanlarından oluşan yeni ailelerini de çok sevdiler.

Her şey daha iyi futbol oynamaları dostluğu ve paylaşmayı daha iyi öğrenmeleri içindi.

Teşekkürler çocuklar. Ben de sizlerden çok şey öğrendim.

 

Bilal Çakmak

Elazığ Futbol Köyü Gönüllü Abisi

Genç futbolcuların gezi gününde ilk durağı seyir tepesi oldu. Şehrin müthiş manzarası altında çok güzel resimler çektirdik. Ardından, çocuklara çevre bilincini aşılamak ve pratikte ağaç nasıl dikilir göstermek amaçlı Eğirdir Belediyesi’nin fidan dikim alanına gittik. Orada genç futbolcularımız kendi fidanlarını dikti. Yıllar sonra o fidanlar büyüyecek ve tıpkı Ülker Futbol Köyleri’nin yeşerdiği gibi yeşerecek…

Öğlen yemeğimizi ise Eğirdir Gölü kıyısında yedik ve gezi turumuza şehir merkezi ile devam ettik. Gün boyunca çocuklar çok mutlu ve enerjikti.

Isparta Futbol Köyü’nde tüm ekip takım ruhunu yakaladı ve herkesi birbiriyle iletişimi çok iyi bu da daha verimli bir kamp geçirmemizi sağlıyor.

Merve Yeşilyurt
Isparta Futbol Köyü Gönüllü Ablası

06.09.2013 Yozgat Kamp Günlüğü – 5. Gün

Yozgat Futbol Köyü’nde bugün her zamanki gibi güzel başladı.  Benden erken uyanan bir grup öğrenci sabah kapımı çaldı ve “Her sabah siz mi uyandıracaksınız bugün de biz sizi uyandırmaya geldik. Günaydıııın!” diyerek kaldırdılar beni :)

Sabah kahvaltısının ardından sahada maçlar başladı. Ardından öğle yemeği yendi ve yaratıcı drama derslerine girdiler. Ayla hocamız hem eğlendirici hem öğretici birçok oyun oynattı ve ardından çocuklara oyun sonrasında neler hissettiklerini sordu.

Kızlar sahada gruplar arası maçlara devam ettiler. Atılan gollerin sevinci ve kaçırılan gollerin üzüntüsüyle çok heyecanlı oynadılar. Onların maçı bittikten sonra hocaları da kendi aralarında maç yaptı ve öğrenciler hocalarına çok güzel tezahüratlar yaptılar. Akşam yemeğinin ardından ‘futsal eğitimi’ aldılar ve büyük bir heyecanla Milli Takımımızın maçını izlediler ve uyudular.

 

Ülkü Can

Yozgat Futbol Köyü Gönüllü Ablası