Kategori: 2013

Bahar Karaman Apak, Zaman – 1 Eylül 2013

2007 yılında Türkiye Futbol Federasyonu ve Ülker işbirliğiyle başlatılan Futbol Köyleri projesi, ülkemizdeki yetersiz altyapıya destek olmayı amaçlıyor.

 CIES Football Observatory kurumunun Avrupa liglerinde yaptığı araştırmaya göre Süper Lig’de oynayan oyuncuların sadece yüzde 9’u Türkiye’de yetişiyor. Oysaki bu rakam İspanya’ya baktığımızda yüzde 25, Almanya’da ise yüzde 20’yi buluyor. Bu yetersizliğin bilincinde olan Türkiye Futbol Federasyonu ve Ülker, çocuk futbolunu daha profesyonel futbola dönüştürmeyi hedefleyerek Futbol Köyleri projesi kapsamında 7 yılda 250 binden fazla çocuğa futbol eğitimi verdi. Yaşadıkları şehirdeki futbol eğitim merkezlerine giden çocuklardan yetenekli olanlar Türkiye’nin çeşitli illerinde senede iki kez gerçekleştirilen ve 10 gün süren Futbol Köyleri kamplarında daha kapsamlı eğitim alma imkânı kazanıyor. Proje kapsamında keşfedilip genç milli takımlara ve kulüplere kazandırılan futbolcular da oluyor. Bunlardan biri geçtiğimiz hafta Galatasaray’a gol atarak lig tarihinde gol atan en genç oyuncu unvanını kazanan Bursasporlu Enes Ünal. 1997 doğumlu Ünal, 2009 yılında Sakarya Futbol Köyü kampında eğitim görmüş bir oyuncu.

‘Ailesini zor ikna ettim, milli takıma girdi’

Bu yıl İzmir, Sakarya, Rize, Balıkesir, Sinop, Erzurum, Nevşehir, Elazığ, Isparta ve Yozgat’ta yapılan Futbol Köyü kamplarına farklı illerden gelen 12-13 yaş grubundaki çocuklar katılıyor. Uzmanlar tarafından düzenlenen eğitim programında çocuklar hem futbol hem de sosyal becerilerini geliştiren eğitimler alıyor. 10 ilde gerçekleştirilen organizasyon kapsamında üç ilde kız futbol köyü bulunuyor. Bu köylerden aralarında en ilgi çekici olan Rize’de kamp yapan Hakkâri kız futbol takımı. Takımın antrenörü Hakkârili Cemile Timur’un spora olan tutkusu çocuk yaşlarda başlamış. 7 sene atletizmle ilgilenen Timur, 2007 yılından sonra futbola yönelmiş. Hakkâri’de erkek futbol takımlarının maçlarında hakemlik yaparken karar vermiş kız futbol takımı kurmaya. Tabii ki bu ilk başlarda kolay olmamış: “Aileleri ikna etmek çok zor oldu. Aslında onların karşı çıktığı şey kız çocuklarının okumaları ya da spor yapmaları değildi. Bizim buralarda kız çocukları çok önemlidir. Aileler de kızıma bir şey olur mu, bize laf gelir mi düşüncesiyle ilk zamanlar kızlarını göndermediler.” Bu tepkiler Cemile Timur’u yıldırmamış. 8 kişi olarak yola çıktığı futbol takımında şimdi sayı 100’e yaklaşmış. Timur, ailesini zor ikna ettiği ancak şimdi çok iyi bir yerde olan oyuncusunun hikâyesini de şöyle anlatıyor: “Kader Doğan adında yetenekli bir oyuncum var. Hatta 15 yaş milli takımına seçilip Singapur’daki şampiyonada oynadı. Ancak ilk zamanlar ailesini ikna etmem çok zor oldu. Hatta annesi bana beddua etti ‘Sen nasıl kızımı böyle bir işe sokarsın!’ diye. Babası da ‘Kız çocuğu futbol oynamaz’ diye tepki gösterdi. Neyse ki ikna ettim onları ve Kader sadece iyi bir oyuncu olmakla kalmadı, şimdilerde Kayseri’de beden eğitimi öğretmenliği okuyor.”

Kız futbol takımları sponsor bulamıyor

Cemile Timur, Hakkâri kız futbol takımı olarak en çok sıkıntı çektikleri şeyin tesis yetersizliği olduğunu söylüyor. Antrenman için saha bulamayan takım dağlarda hazırlık yapmak zorunda kalıyormuş. Maddi imkânsızlık ve sponsor bulamamaktan yakınan Timur, Türkiye Futbol Federasyonu’nun sadece ulaşım ve konaklama masraflarını giderdiğini söylüyor: “Esnafları geziyorum ama ‘Bu kadar yokluk varken bir de kız futbol takımına mı yardım edeceğiz’ tepkileri alıyorum. Sponsor da bulamıyorum. Çünkü kız futbol takımlarından 10 golden fazla gol yiyen takımlar var. Bu sefer firmalar ‘Biz böyle bir takıma mı sponsor olacağız?’ deyip kabul etmiyorlar. Duyduğum kadarıyla bizim futbolumuzdan zevk almıyorlarmış.” Cemile Timur, Hakkârili bir takım olmanın dezavantajlarından birinin de diğer futbol kulüplerinin şehirlerine maç yapmak için gelmeye kokrmaları olduğunu söylüyor. Hatta Timur, başarılı olan kız futbol takımlarının birinci lige çıkamamasını da buna bağlıyor: “Diğer kulüp hocalarının biz nasıl geleceğiz oraya, çocukları nasıl getireceğiz, ya bize saldırırlarsa, bizi kim koruyacak gibi endişeleri oluyor. Aslında durum gerçekte öyle değil. Hatta geldikten sonra öyle olmadığını görünce şaşıran çok fazla kulüp hocası oluyor. Ancak birinci lig hocaları buraya maça gelmek istemeyince bizim de birinci lige çıkmamız engelleniyor. Ben böyle olduğunu düşünüyorum ve bana göre bunun en büyük sorumlusu basın. Bizim buralar sanki her an savaşın ortasında gibi gösteriliyor.”

Şampiyonlar Ligi’ne kalan ilk Türk takımının oyuncuları

Futbol köylerinde sivrilen ve başarılar elde eden sadece erkek oyuncular olmuyor. Kız futbol köylerinden de alanında başarılı olmuş oyuncular çıkıyor. 1995 İzmir doğumlu olan Ümran Özev ve Yaşam Göksu, U15 Milli Takımı’ndayken Singapur Gençlik Olimpiyatları’nda bronz madalya kazanmışlar. Geçen sene Antalya’da düzenlenen U19 Avrupa Şampiyonası finallerinde oynayan ikili, bu sezon Konak Belediyespor’la kadın futbol tarihinde Şampiyonlar Ligi’ne kalan ilk Türk takımının oyuncuları olma özelliğini taşıyor. Onlar da ilk yıllarda akrabalarından tepki almış. ‘Kız futbol oynar mı?’ anlayışıyla kendilerine tepki gösteren çevrelerinin, kazandıkları başarılardan sonra kendilerine destek olmaya başladıklarını söylüyorlar.

 

Arzu Akyol, Akşam – 31 Ağustos 2013 

Cemile Timur, Hakkâri gibi uzun yıllar maalesef adı terörle anılmış ve kadınların sosyal hayat içinde çok da yer bulamadığı bir şehirde ezberleri bozuyor, önyargıları yıkıyor. Futbol gibi erkek egemen bir sporu Hakkâri gibi erkek egemen bir toplumda kadınlarla buluşturuyor. Tabiri caizse elinin hamuruyla erkek işine karışıyor ve o elin hamurunda mayalanan umut Hakkârili kızların hayatını değiştiriyor.

Edip Cansever, “Gökyüzü gibi çocukluk hiçbir yere gitmiyor” der. Gerçekten de çocukluk dönemi ya güneşli masmavi bir gökyüzü gibi kaplar hayatımızı ya da kapkara bulutlarla sarar. Bazen de her tarafı bulutlar sarmışken bir el gelir ve o bulutları dağıtır. Bütün hayatımız boyunca gökyüzü gibi başımızda taşıyacağımız çocukluğumuzu yani tüm hayatımızı değiştirir. Bu haberde sizi Hakkârili kız çocuklarının hayatına değen şifalı bir elle Cemile Timur’la tanıştıracağız.
Cemile’yi, 2007 yılından bu yana Ülker’in sponsorluğunda, Türkiye Futbol Federasyonu işbirliğiyle düzenlenen ‘Futbol Köyleri’ projesinin Rize Güneysu’daki kampına yaptığımız ziyaret sırasında tanıdık.
Cemile, 2008’in Nisan ayında Hakkâri’de kurduğu bayan futbol takımının antrenörlüğünü yapıyor.
Hakkâri merkezde 4 çocuklu bir ailenin en büyük kızı olarak dünyaya gelmiş. Babası, serbest çalışıyor. Annesi de YİBO’da (Yatılı Bölge Okulu) hizmetli. Ailesi spora olan ilgisini hep desteklemiş. Cemile’nin spora olan tutkusu çok küçük yaşlarda atletizmle başlamış. 7 sene atletizmle uğraşmış. Dereceler almış. Ama destek alamayınca tek başına nefesi yetmemiş ve bırakmak zorunda kalmış. Bir Hakkâri klasiği yani. Futbol daha sonra girmiş hayatına ve en büyük tutkusu olmuş.
“Erkeklerin maçlarını yönetirdim Hakkâri’de. Sonra ‘Neden bir bayan futbol takımı olmasın’ diye düşündüm. Yatılı Bölge Okulları’nda okuyan kızlarla görüştüm. Yetenekli kızlar vardı ve bir takım kurduk. 8 kişiydik” diyor.

AİLELERİ İKNA ETMEK ZORDU

İlk yola çıktığı günlerde pek çok zorluk yaşamış Cemile. En zoru da aileleri ikna etmek olmuş. “Spora ya da okumaya karşı değiller ama ‘Kızımıza leke gelir’ diye korkuyorlardı. ‘Bir bayan nasıl şort giyer’ diyorlardı. Zamanla o sıkıntıları da aştık. Şu anda aileler çocuklarını kendileri getirip bize emanet ediyor. Maçlarımızda tribünler tamamen dolu. Mesela Milli Takım’da oynayan Kader Erdoğan’ın babası imam ve kızının futbol oynamasını hiç istemiyordu. Hatta annesi ‘Kızımı nasıl sporcu yaparsın!’ diye bana beddua etti. ‘Kız çocuğudur hayatı kurtulur’ dedim. Şu anda Kayseri’de beden eğitimi öğretmenliği okuyor ve Kayseri’de oynuyor.”
Hakkârigücü Bayan Futbol Takımı için bir diğer sıkıntı da ülkenin batısındaki ‘Hakkâri’ algısı. Önce şehrin önlerine çıkardığı sosyo-kültürel engelleri aşmak için yıllarca uğraş vermişler, şimdi de Hakkâri’nin dışarıdaki imajına karşı mücadele ediyorlar. Cemile Hoca bu konuda çok dertli…
“Hakkâri denildiği zaman akla hemen terör geliyor. Çocuklarımız il dışında önyargılarla karşılaşıyorlar. Bir de Hakkâri’ye gelmek istemeyen kulüplerimiz var. Bu bana çok dokunuyor. Hakkârigücü aslında birinci ligi hak eden bir takım. Çok başarılı. Ama kulüp hocalarımız Hakkâri’ye gelmek istemedikleri için bir şekilde bu engelleniyor… Özellikle kulüp başkanlarının böyle düşünmesine isyan ediyorum. Gençler ve aileler korkabilir ama büyüklerin bu bakış açısını değiştirmek için çalışması lazım. Hakkâri de Türkiye’nin bir ili. Hocalarımız biraz cesaretli olsun ve ilimize gelsinler. Düşünceleri yüzde yüz değişecek.”

SPORCULAR DAHA GÜÇLÜ

Şu an Hakkârigücü Bayan Futbol Takımı’nın 50’ye yakın lisanslı oyuncusu var. Altyapıdakilerle beraber bu sayı 100’e çıkıyor. Cemile Hoca’ya göre ilin coğrafi ve iklim şartlarındaki sertlik nedeniyle sporcuları da çok güçlü. Yani aslında Hakkâri’de Türk sporu için büyük bir potansiyel var. Bunun değerlendirilmesi çok önemli. Ama maddi sıkıntılar başarının önünde bir engel olarak duruyor. Yol parası bulamadığı için köyünden gelemeyen çok yetenekli çocuklar var mesela. Hakkâri’den getirdiği iki sporcusuyla Rize Güneysu’da Ülker’in ‘Futbol Köyü’ kampında olan Cemile Hoca, imrenerek bakıyor etrafına. “Bazen dağlara çıkartıyoruz çocukları koşturmak için. Bu kamp Hakkâri’den getirdiğim iki öğrenci için çok güzel bir değişiklik oldu. İlk defa sosyal bir tesiste yattılar.”

Tam karşımızda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın baba evi duruyor. Tesadüfe bakın ki Hakkârili kız çocuklarının hayatında bir fark yaratmak için canını dişine takmış 21 yaşında gencecik bir kız olan Cemile’yle çözüm süreciyle bölgede bir fark yaratmaya çalışan Türkiye Başbakanı’nın yolu, Başbakan’ın baba ocağında kesişiyor. Erdoğan da o gün Rize’de. Cemile sorunlarını anlatmak için peşinde çok koşmuş, nihayet isteklerini yazdığı bir mektubu korumalarına vermeyi başarmış.

“Sıkıntılarımızı anlattık mektupta. Orada gençliğe sahip çıkılırsa çok güzel şeyler olur. Ben antrenörüm ve aslında işim sahada. Ama takıma destek için kapı kapı dolaştığım oluyor. Şehirde kendi imkânlarımızla köyden gelen çocukların konaklaması için bir ev kiraladık. Buna rağmen takım, başarıdan başarıya koşuyor. Katkı olarak bazılarına dershane ayarladık. Bu sayede 7 öğrencimiz üniversitede, 6 sporcumuz spor lisesinde okuyor. 5 de milli sporcumuz var. Sayın Başbakan’ımdan istediğim tek şey tesistir.” Cemile Başbakan’a yazdığı mektuptan çok umutlu. Bir de sporun iyi insan olmaktaki etkisine çok inanıyor. “Onların sadece iyi sporcu değil, iyi insan olmaları için de çalışıyoruz. En önemlisi de bu.”

İdeallerinin peşinde koşan bir genç kız Cemile. Ve yaptıkları yaşından büyük. Kendi için başka bir hayat mümkünken Hakkâri’de kalıp oradaki kızların hayatına dokunmayı seçmiş. Yetenekli bir çocukken kendisine uzatılmayan eli, Hakkari’nin çocuklarına uzatıyor şimdi ve onlara başka bir hayatın mümkün olabileceğini gösteriyor.
“Beni burada tutan şey, gençlerin özellikle de kadınların yaşadıkları sıkıntılar. Yaşadığım şeyleri kız çocuklarının yaşamasını istemiyorum. Gençlerin o hevesi, bana olan inançları, bağlılıkları beni Hakkâri’ye bağlıyor. Bu yüzden üniversiteyi kazandığım halde gitmedim. Onların umutlarını inançlarını yıkmak istemedim. Sonradan yine de okudum üniversiteyi tabii.”

DAĞDA KOŞMAK ZOR, SALON YAPILSIN

Birgül Örkmez ve Sercan Adıyaman Cemile Hoca’yla Hakkari’den Ülker Futbol Köyü Projesi’nin Rize Güneysu’daki kampına katılmak için gelmişler. Birgül 16 yaşında. Lise 1. sınıfa gidiyor. Sercan da 13 yaşında, 8. sınıf öğrencisi. İkisi için de Cemile Hoca çok önemli. “Cemile Hoca bizim için bir hoca değil bir abla, bir anne gibidir. Sadece bizim için değil, tüm arkadaşlarımız için öyledir. Hiçbirimizi ayırmaz” diyorlar. Tabii kendilerine babalık yapan Tahir Hoca’larını da unutmuyorlar. İkisi de futbolu çok seviyor. Hatta Birgül, Ankara’da yaşadığı halde sadece maçlar için Hakkâri’ye gidip geliyor.  “Koşacak yerimiz bile yok. Dağlarda koşuyoruz. Antrenman yapacak yerimiz yok. Soyunma odalarımız yok. Biz de istiyoruz buradaki gibi tesislerimiz olsun” diye konuşuyorlar.

BİR KÖYLE BAŞLADIK, 10 KÖYE ÇIKTIK

Cemile Timur’la tanışmamıza vesile olan ‘Futbol Köyleri’ projesinin sponsoru olan Yıldız Holding Kurumsal İletişim Genel Müdürü Zuhal Şeker, TFF-Ülker Futbol Köyleri Projesi’nin geleceğin futbol yıldızlarını yetiştirdiğine dikkat çekiyor. Şeker, “Çocuklar İçin Futbol kampında 7 yılda 250 bin çocuk eğitim aldı. İlk yıl, bir köyle başladığımız programda bu yıl 10 ilimizde futbol köyü kurduk. Bunların üçü de kız futbol köyü. Kız futbol köylerinden de çok başarılı yıldızlarımız yetişiyor. Bunlardan ikisi Ümran Özev ve Yaşam Göksu. İki genç kızımız 2008 Sinop Kız Futbol Köyü’ne katılıp oradan U 15 Milli Takımı’na seçildiler; Singapur Gençlik Olimpiyatı’nda bronz madalya kazandılar, daha birçok başarıları var” diyor.

 

Aysel Yaşa, Yeni Şafak – 31 AĞUSTOS 2013

Cemile Timur, Hakkari’nin ilk kadın futbol kulübünü kurdu. Hayal etti, inandı ve gerçekleştirdi. Milli takıma 5 futbolcu gönderdi. Fakat Cemile büyük kulüplerin önyargılarını aşamadı. Bazı kulüpler hala ‘orada can güvenliğimiz yok’ diyerek Hakkari’ye gelmiyor.

Rize’nin Güneysu ilçesindeyiz. Ülker’in kurduğu futbol köyünde minik kızlar maç yapıyorlar. Hocaları başlarında direktif veriyor. Hoca ise taa Hakkari’den kalkıp gelmiş. İsmi Cemile Timur. Ona cesur yürek diyorlarmış, sonradan öğreniyoruz. Hikâyesini okuyunca siz de öyle diyeceksiniz, eminiz. Maç sona erince soluğu Cemile Hoca’nın yanında alıyoruz. Hoca dediğimize bakmayın. Cemile daha çok küçük. 21 yaşında, ailesi birkaç yıl geç yazdırdığı için kimlikte 1988 doğumlu görünüyor. 21 yaşındaki bu kız Hakkari’de bir çok kızın hayatını değiştiriyor, onları futbolla tanıştırıyor, üniversite okumaları için canla başla çalışıyor, ailelerini ikna ediyor, kapı kapı dolaşıp esnaftan sponsorluk buluyor. Tüm bunları birkaç kızın daha hayatını değiştirmek için yapıyor. Kendisinin yaşadığı zorlukları, yalnızlığı onlar yaşasın istemiyor.

BAŞTA BEDDUA ETTİLER

Cemile, Hakkari’nin ilk kadın futbol takımını kuran isim. 9 yaşındayken tanıştığı atletizmi, sahipsizlik ve destekçisi olmadığı için bırakan genç kız ‘Hakkari merkezde doğdum. Okullardan seçildik kulüplere verildik. 7 sene atletizme yoğunlaştım. Türkiye derecelerim oldu ama bırakmak zorunda kaldım. Destek olan yoktu çünkü. 2007’de atletizmi bırakıp futbola başladım. 5 senedir futbol oynuyorum’ diyor. Erkeklerin maçlarında hakemlik yapan Cemile, ‘Neden kadın futbol takımı olmasın’ düşüncesiyle yola çıkmış. İlk çaldığı kapı, yeteneğine inandığı kızların okuduğu Yatılı İlköğretim Bölge Okulu olmuş. ‘Takım kuracağız’ dediğinde sadece 8 kişi olur demiş Cemile’ye. Ama şimdi yüze yakın futbolcusu var ve bunların ellisi de lisanslı. İlk 3 sene çok sıkıntı yaşadığını söylüyor Cemile. Kapı kapı dolaşıp aileleri ikna eden genç kız, annelerden çok beddua aldığını söylüyor. Fakat milli takıma 5 kız gidince ve aileler işin ciddiyetini anlayınca hocanın işi de kolaylaşmış. Şimdi aileler, tribünü doldurup kızlarının maçlarını izliyorlar. Tabi evlatlarının hayatına dokunan Cemile’ye de dua etmeyi unutmuyorlar. O günlere dair ‘Aileleri ikna etme konusunda sıkıntılarım oldu. ‘Kız çocuğudur, bir şey olmasın, laf gelmesin’ diyorlardı. Buna takıldılar ama 2 sene içerisinde bunu da aştım. Artık aileler kendiler getiriyor kızlarını, tribünde de izliyorlar’ cümlelerini kuruyor Cemile.

KIZLARI BIRAKAMAM

Cemile, kurduğu takımın hem oyuncusu hem antrenörü, hem finansörü, kızların hem annesi, hem ablası. Kısacası Hakkarigücü Spor’un her şeyi. Kızları bırakıp gitmeye de niyeti yok: ‘Ben her şeye rağmen Hakkari’de kalmak istiyorum. İsteseydim başka bir kariyer de yapardım. Ama bölgede kadınların yaşadığı sıkıntılar beni orada tutuyor. Aslında biraz kendi hayat hikayem beni bu yola itti. Beni destekleyen olmadı. Olsaydı şu anda Hakkari’de olmazdım, çok yetenekliydim. Benim yaşadıklarımı kızların yaşamasını istemiyorum. Kızların oradan çıkmalarını istiyorum açıkçası. Teklifler de aldım ama beni orada kızların hevesi ve inancı tutuyor’ diyor. Üniversiteyi kazanan ama kızlara söz verdiği için gitmeyen Cemile ‘Üniversiteyi kazandım, Gazi Üniversitesi’ne gidecektim ama bayan futbol takımını kurunca üniversite eğitimini bıraktım. Kızlara umut vermiştim, bırakıp gidemezdim. Daha sonra alanımda meslek yüksekokulu okudum’ şeklinde konuşuyor.

Cemile’nin bir kız kardeşi de şu anda spor lisesinde okuyor ve ablasının takımında top koşturuyor. Takımı kurarken, boyunu aşan işlere girerken de ailesi hep destek olmuş ona. Bunu kurduğu şu cümlelerden anlıyoruz: ‘Ailemden hiç dışlanmadım. Spor yapmama karşı durmadılar. Eğer onlar arkamda olmasaydı ben bayan futbol takımı bile kuramazdım ki.’

DAĞLARDA KOŞUYORUZ

Cemile, en çok destek görememekten yakınıyor. Hakkeri’de şu anda amatör kulüplerden kalan zamanda var olan tek bir sahayı kullanabiliyorlar. Ama saha da yakın tarihte yıkılacak. Mecburen toprak sahada çalışacaklar. Tesis olmadığı için kızlar çoğu kez dağlarda koşup antrenman yapmak zorunda kalıyor. Başbakan Rize’ye geldiğinde kendisine tesis istediklerini anlatan bir mektup yazdıklarını söyleyen genç kız ‘Buraya Hakkari’den 2 öğrencimle geldim ve ilk defa böyle bir tesis gördüler, ilk defa bir sosyal tesiste kaldılar. Bu çocukların da hakkı değil mi güzel bir tesis. Başbakan’ın korumasına mektup verdik umarım geri dönüş alırız’ diyor.

BİRİNCİLİK HAKKIMIZ

Hakkarigücü’nün bir diğer sıkıntısı ise bazı kulüplerin Hakkari’yle oynamayı istememesi. İsterseniz hikayenin bu kısmını mağdurundan dinleyelim: ‘Hakkari dediğiniz zaman terör bölgesi diyorlar. Çocuklarımız il dışına çıkınca farklı bir bakışla karşılanabiliyor. Bu bizim için büyük bir sıkıntı. Kulüpler ‘Hocam ya bize saldırırlarsa, nasıl gelelim’ diyorlar. Gelen takımlarımız yanıldıklarını anladılar ama bazılarının inadını kıramıyoruz. Dışarıdaki takımların Hakkari’ye gelmemesi beni çok üzüyor. Hakkarigücü birinciliği hak eden bir takım. Düşen takımları alıyorlar ama biz bir türlü yükselemiyoruz. Bazı takımlar ‘Gidemeyiz, orada can güvenliği yok’ dedikleri için hocaların inisiyatifleriyle engel olunuyor. Çünkü yükselirsek, Hakkari’ye deplasmana gelmek zorunda kalacaklar. Hakkari Türkiye’nin bir ili, bize kötü gözle bakmamalılar. Şehir nerde dağ nerede, bizim suçumuz ne? Dağda olan bizi ne ilgilendirir?’

Bu yıl 400 öğrenci ağırladık

Yıldız Holding Kurumsal İletişim Genel Müdürü Zuhal Şeker ‘Köylerimizde bu yıl 120’si kız toplam 400 öğrenciyi ağırladık. Farklı illerden gelen 12-13 yaş grubundaki yetenekli çocuklar, 10 gün boyunca futbolun yanı sıra hayatlarında yeni açılımlar sağlayacak farklı eğitimler de alıyor. Yedi yılda TFF-Ülker Futbol Köyleri’nde keşfedilip yıldız ve genç milli takımlara ve kulüplere kazandırılan pek çok genç sporcu oldu. Milli takımlara kazandırılan Beykan Şimşek ve Muhammed Demirci gibi futbolcular da Ülker Futbol Köyleri’ne katılan genç sporcular arasında yer alıyor’ şeklinde konuşuyor. Şeker ayrıca futbolda çok önemli bir ayrıntıya dikkat çekiyor ve diyor ki ‘CIES Football Observatory’inin  Avrupa Ligleri’nde yaptığı araştırmaya göre Süper Lig’de oynayan oyuncuların yalnızca %9’u Türkiye’de yetişiyor. Bu rakam İspanya’da %25 Almanya’da %20.  Hedefimiz altyapıya daha fazla destek vererek, Türkiye’nin spor alanında başarılı olmasına, bu başarının da kalıcı ve sürdürülebilir olmasına katkı sağlamak.’

Esnafı gezip kızlara burs topluyor

Sponsorluk meselesiyle ilgili soru sorduğumuzda, bir dokunup bin ah işitiyoruz genç hocadan: ‘Bayan futbolunun ayakta durması için sponsorluk çok önemli. Biz bir lokmayı bile paylaşmış bir takımız. Sporcularımızın hepsi gönüllü. Ben tek tek esnafları geziyorum. Kızların birine dershane buluyorum, birine burs alıyorum. En azından birileri okusun diyorum. Şu an 6 sporcumuz spor lisesinde, 7 tanesi beden eğitimi öğretmenliğinde okuyor. Bunun devamı olacak, tabi destek çıkan olursa… Ben bir antrenörüm sahada iş yapmam lazım ama dışarıdaki her şeyi benim yapmam gerekiyor. Bazı şeyleri bir yere kadar götürebiliyorum. İl dışına çıkınca konaklama sıkıntısı yaşıyoruz. Valimiz de destek olmuyor takıma. Esnaflar da kan ağlıyor. Bölgede iş imkanı olmadığı için esnaf yoksulluk varken neden bayan futbol takımına destek olalım diyorlar. Şu an Hakkari merkezde bir evimiz var kirasını ben ödüyorum. O ev 5 senedir kurulu.’

Enes Ünal da köylerde yetişti

Ülker’in Türkiye Futbol Federasyonu ile 7 yıldır gerçekleştirdiği Futbol Köyleri’nin ilki 2007 yılında Van’da erkek futbol köyü olarak başladı. Her yıl sayının arttığı çalışmada, bu sene 10 ilde, 7 erkek 3’ü bayan futbol köyü kuruldu. Ülker’in futbol köylerinden çıkan bir çok futbolcu milli takımlarda yer alıyor, Süper Lig’de top koşturuyor. Bursaspor’un genç futbolcusu Enes Ünal bunlardan biri. Futbol köylerinden bugüne kadar 250 bine yakın çocuk geçti.

10 gün süren eğitimde sadece futbol eğitimi yok. Çocukların sosyal gelişimine katkı sağlayacak çeşitli, aktiviteler de gerçekleştiriliyor.

 

Lig Radyo, Futbol Burada, Hayatım Futbol, TRT Haber ve  Misli.com’dan tanıdığımız futbol yazarı ve yorumcusu Uğur Karakullukçu, TFF Ülker Erzurum Futbol Köyü’nü ziyaret etti ve izlenimlerini futbolburada.com adresinde paylaştı.

Erzurum’a gittik, yerinde gördük… TFF-Ülker Futbol Köyleri ve bu köylerin temsil ettiği bakış açısı mercek altında…

Rüştü Reçber, TFF Milli Takımlar Genel Koordinatörü olduğu açıklandıktan sonra radyoda birkaç dakikalığına konuğum olmuştu. Hayırlı olsun faslını geçtikten sonra Rüştü hocaya ilk sorum şuydu: Bugünkü takım tamam ama gelecek adına plan ve projelerimiz nelerdir, neler yapıyoruz, neler yapmayı planlıyoruz? Neticede İspanya’sından Almanya’sına imrenerek baktığımız milli takımların hiçbiri gelişigüzel denk gele jenerasyonlarla bir yere gelmedi, belli bir ‘büyük resme’ bağlı kalarak adım adım ilerlemişti. Belki bizde henüz o resim yok ama o resmin puzzle parçalarından biri olacağına inandığım bir organizasyon var: TFF-Ülker Futbol Köyleri…

Sevgili dostum Ceyla Kütükoğlu beni Erzurum’daki Futbol Köyü’ne davet ettiğinde çok sevindim çünkü hem bu tarz projeleri merak ediyorum, hem de pratikte nasıl işlediğini görmek mikrofon ve ekran başında atıp tutmaktan bence daha önemli. Ceyla zaten sağolsun, TFF’de çalıştığı dönemden beri bu konularda yardımcı olur. Bugün Süper Lig’de izlediğimiz birçok yeteneğin genç milli takımlarda ‘ablalığını’ yapmıştır, ciğerlerini bilir :) Onun gibi bu çorbada tuzu, baharatı olan biriyle beraber bu köyleri gezme fikri de gayet güzeldi. Sabah 5’te uyanmayı göze aldım, düşünün!

Erzurum yolları

3 saatlik uykuyla Erzurum uçağına atladığımızda Ceyla’yla koyu bir futbol sohbetine başlarken yanımda iPad’de futbol oyunu oynayan biri olduğunu fark etmiştim ama bu kadar enteresan bir diyalog yaşayacacağımdan habersizdim. Laf arasında FutbolBurada derken arkadaş dönüp “Ben orada yazıyorum ya, senin isim neydi” dedi. Daha beta aşamasındaki bir site üzerinden uçakta tanışmak ve futbol muhabbeti yapmak enteresan tabii… İsmi Haluk Şanlı’ymış, Turkcell Lokasyon Müdürü olarak Erzurum’a taşınmış. İki saat süren sıkı bir sohbetin ardından Erzurum Üniversitesi’nin sahasına ulaştık. Biz gelirken çocuklar da çalışmalarına çoktan başlamıştı.

TFF-Ülker Futbol Köyleri’nde çevre illerden gelen çocuklar yaklaşık 10 günlük bir eğitim alıyor. Süper Lig tarihinin en genç golcüsü olan Enes Ünal, Beşiktaş’tan Muhammed Demirci, Galatasaray’dan Berk Yıldız, Fenerbahçe’den Beykan Şimşek gibi tanıdık birçok genç oyuncunun aldığı bu eğitimi bence esas anlamlı kılan futbolun dışında birçok dala da eğiliyor olması… Satrançtan yaratıcı dramaya birçok derste çocuklar hem eğleniyor, hem de ufkunu açıyor. Belki ilk başta klişe gibi gelebilir okurken ama bu çocukların birçoğu hayatlarında ilk kez bu kadar derinlemesine sosyalleşiyor, eğitim alıyor. Çok tecrübeli ve kaliteli hocalarla birlikte aslında sadece futbolculuğa değil, hayata dair de unutulmaz bir deneyim yaşıyorlar.

Futbolcu neden satranç eğitimi almalı?

Türkiye’de belki de en çok ıskalanan konu şu… Futbol oynamak sadece futbolculara özgü olmamalı, sonuçta elit sporcu olabilmek sadece belli sayıda insan için mümkün. Fakat çok sayıda iyi futbolcu, sporcu yetiştirmek istiyorsanız mümkün olduğu kadar çok sayıda gence ineceksiniz ki dönüşü size o kadar fazla olsun. Bu adaylardan hayatına futbolcu olarak devam etmeyecek olanlarına kalan hayatlarında faydalanabilecekleri bir deneyim bırakmak bu kadar çok kişiye eğitim verebilmek için şart. Öte yandan elit sporcu olacak isimleri de doğru yetiştirmek ve birikimli bir insan olmalarını sağlamak için topa nasıl vurulduğu kadar nasıl satranç oynandığını göstermenin de faydası var.

Hatta Erzurum’dayken öğrendiğim bir haber bu konuyu harika bir şekilde özetleyecektir. Balıkesir’deki Futbol Köyü’nde satranç dersine giren 2 kızı gören Satranç Federasyonu’ndan Ömer Dirim kızların yeteneklerini görünce Futbol Köyü yönetimine başvurup kızları satranç milli takımı için denemelere almak istediğini söylemiş. Bu Futbol Köyü deneyimi olmasa belki bu kızlar hiçbir zaman bu şansı yakalayamayacak, kendi kendine “Ben fena satranç oynamıyorum ya” demekten öteye gidemeyecekti. Bu yetenekleri ıskalamamak için yapılabilecek ve bence Türk futbolunu, sporunu kurtaracak ilk iş okullara inerek bu yetenekleri keşfetmek ve okul hayatını bunlara göre düzenlemek olmalı. Futbol Köyleri bu açıdan Yıldız Savaşları göndermesiyle ‘Yeni Bir Umut’ demek…

Enes Ünal, Beykan Şimşek, Muhammed Demirci…

Futbol Köyü deyip de buralardan geçen futbolculardan bahsetmemek de olmaz. 2007’den bu yana çocuklara temel eğitim vermeyi amaçlayan TFF ile Ülker’in ortak projesinde eğitim alan Fenerbahçeli Beykan Şimşek, Isparta’da dikkat çektikten sonra Futbol Köyü projesinin ardından Fenerbahçe’ye gitmiş. Bu hafta başında Türk futbol tarihinin en genç golcüsü unvanını alan Enes Ünal da bu köyde eğitim alan çocuklardandı. Beşiktaş’ta bu sezon kadroda kendine yer açmaya başlayan Muhammed Demirci, Galatasaray altyapısında oynayan Berk Yıldız gibi isimler de bu köylerden geçmişti.

Tüm bunlar bir yana, işin temeli çocuk olunca sevimli birçok detayı yakalamak kaçınılmaz oluyor. Bu gülümseten detayların ve kampa giden çocukların günlüklerini tuttuğu ulkercocuklaricinfutbol.com internet sitesine göz atmanızı tavsiye ederim. “Favori oyuncum Alex, yok yok Cardozo!” diyeninden süslü ama çok yetenekli kız futbolculara kadar birçok detaya rastlayabilirsiniz.

 

TRT Spor ekranlarında yayınlanan Spor Manşet programı, Rize TFF-Ülker Futbol Köyü’nü ziyaret ederek, kampın misafirleri ve minik yıldızlarıyla röportaj yaptı.

Futbol Köyleri’nde dolu dolu geçen on günlük ilk etap sona erdi. Geleceğin yıldızları evlerine doğru yolu çıktılar ama akılları Futbol Köyleri’nde kaldı.

Sinop Futbol Köyü’nün genç yıldızları, freestyle futbol gösterisinde de iddialı!

Erzurum’daki futbolcular çevrecilik ve çalışkanlık dallarındaki ödüllerini aldılar. Tebrikler!

En Çevreci Takımımız: (Ödülleri: kupa ve bileklikler)

2. Takım

En Çevreci Oyuncularımız: (Ödülleri:  çevreci madalyalar )

1. Bedirhan Dalkılıç

2. Kadir Karagöl

3. Azmi Toprak

4. Burhan Zariç

5. Ertuğrul Yılmaz

6. Fethi Fındık

7. Yusuf Koç

8. Ümit Şahin Krediği

9. Göktuğ Kılıçarslan

10. Emirhan Kasap

En Çalışkan Oyuncularımız (Ödülleri: çalışkan  bileklikler)

1. Sefa Aydemir

2. Fethi Fındık

3. Eren Güray

4. Alperen Solak

5. Uluhan Alan

6. Azmi Güreriz

7. Emirhan Baş

8. Samet Ofluoğlu

9. Arda Akbulut

10. Burhan Kullukçu

Geleceğin yıldızları, Futbol Köyleri’ne Mutlu Bir An Saati ile veda etti. Balon oyunu, halat çekme, halka atma ve delikli pano gibi oyunlarla eğlenen çocukların coşkusuna antrenörleri de ortak oldu.

Genç yıldızlar, topla yapılan freestyle gösterilerinden çok etkilendiler. Kendilerinin de aynı hareketleri yapabileceğini iddia eden bazı küçük futbolcuların denemeleri düşündükleri kadar başarılı olamasa da bazıları bu alanda da iddialı olduğunu gösterdi :)

Kampın ilk gününde çekilen fotoğraftan hazırlanmış dev puzzle ise neşeli görüntülerle tamamlandı. 5 puzzle parçası alan her çocuk, parçaları doğru yerlerine yerleştirdi. Puzzle tamamladığında ise tüm futbolcular sürprizlerin sahibi oldu.

Futbol Köyleri pastasının kesilmesinin ardından tüm minik futbolcular bir törenle madalyalarını aldılar. TFF-Ülker Futbol Köyleri 2013 eğitim döneminin ilk etabı sona ererken, geleceğin yıldızları madalyaları, mutlu anıları ve yeni dostluklarla evlerine geri dönüyorlar.

Ülker çalışanlarının oluşturduğu Ülker Fotoğraf Kulübü’nden İlyas Yirmili, Metin Kılınç ve Mehmet Ümit Gencer hafta sonu Sakarya Futbol Köyü’nü ziyaret etti. İlyas Yirmili, kamptan mutlu anları yakalamakla kalmadı, izlenimlerini de kaleme aldı. 

Bu hafta sonu Ülker’in Sakarya Futbol Köyü’nde minik ayaklar ile birlikteydik. Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen 12 yaşındaki yüreklerin mücadelesine, dostluğuna ve azmine şahitlik ettik. 2 gün süresince etkinliğe katılan çocukların sahadaki performansları görülmeye değerdi. Büyüklerine taş çıkartırcasına azimli ve istekli oyunları muhteşemdi. Devre aralarında ve karşılaşma sonrasında ise hocalarının tavsiyelerini pür dikkat dinlerken gördük hepsini.

Bu kampta tek yaptıkları aktivite futbol değil elbette. Toplam 4 gruptan oluşan Sakarya Futbol Köyü’nde iki takım mücadele ederken diğer takım kamp merkezinde diğer etkinlikler de yer alıyordu. Futbol dışında drama dersleri de son derece neşeli geçiyor. Bu derslerde dostluk ve arkadaşlıklarını daha fazla pekiştirdiklerini gördük.

Akşam saatlerinde ise yatmadan önce bazen farklı eğitimler alırken, bazı akşamlarda ise sinema gösterileri keyifli vakit geçiriyorlar.

Özetle; her biri farklı bir yerden gelen genç yürekler bir taraftan en iyi olabilmek için mücadele ederken, yeni dostluklar edinip keyifli dakikalar geçiyor. Diğer taraftan Ülker ürünlerinden tadarak enerjilerini tazeliyorlar.