Kategori: 2015

 

Hiç bitmeyecek gibi gelir bazen. Kimi zaman bir yıl, kimi zaman iki saat, yer yer de son 10 dakika hiç nihayete ermeyecek gibi hissedersiniz. Ama o gözünüzde büyüttüğünüz zorlu yıl da geçer, şampiyonluk maçına sahne olan iki saat de, tek farkla önde olduğunuz son 10 dakika da…

Sakarya Futbol Köyü’ne gelen çocuklarımız da, bir şekilde, sonu yok diye düşündüler elbette. Ailelerinden uzak kaldıkları ilk gece, yoruldukları bir idman çıkışı hasretle, ya da tam tersi, yüzlerinde koca bir gülümseme ile tadını çıkardıkları bu özel ortamın hep süreceğini düşündüler…

Bu yazıda goller olmayacak. Kazananlar ve kaybedenler de. Son akşam idmanında çalan kapanış düdüğünün ardından, koordinatörümüz Serhat Hoca’nın herkesi etrafına toplayıp yaptığı duygu yüklü konuşma olacak mesela…

Ya da bitiminde Serhat Hoca’nın omuzlara alınıp servislere kadar taşınması. Az önce sahada kıran kırana mücadele eden rakiplerin, dönüş servisinde kol kola, omuz omuza oyun havasına eşlik etmesi kalacak akıllarda. 40 çocuk, hayatlarının 10 kıymetli gününü bu tür hatıraları ceplerine koyarak geride bıraktı. Son gece yapılan törende teslim aldıkları madalya ve sertifika belgesinden çok daha fazlasını götürüyorlar yanlarında. Yolları açık olsun…

Ülker Futbol Köyü’nde öğrenciler sahaya son çıkışını ‘Mutlu Bir An’ etkinliği kapsamında gerçekleştirdi. Nevşehir, Sakarya, Erzurum ve İstanbul kamplarının bitişini, bu farklı etkinlikler haber verirken sekiz farklı parkurun kurulduğu sahada çocuklar sırayla hünerlerini göstermeye çalıştı. Her parkurun kazananı için akşam yapılacak sertifika töreninde verilecek özel bir ödül saklıydı!

İstanbul Kampı’nda bu sekiz farklı parkurun içinde kale direği vurma yarışması çocukları en çok zorlayandı. Top sektirme parkuru ise adeta büyük transfer imza törenlerinden sahnelere benziyordu. Tabii ki yarışan herkes birbirine her parkurda ne yaptığını sormadan duramadı. En güzel sahne ise bir parkurun önceki rekortmeninin kendini ufak bir farkla geçen arkadaşına onu tebrik etmek için hemen koşmasıydı.

Daha sonra etkinliği izlemek için orada olan Ülker yöneticileri çocuklara, antrenörlere ve eğitmenlere madalyalarını verdi ve hepsini tek tek tebrik etti.

Çocuklar başardıklarının farkında ve mutluluk içinde sahayı terk etmeden önce önümüzdeki haftalarda önemli maçlar oynayacak A Milli Erkek Futbol Takımı’na bir de mesaj yolladı…

İstanbul Kampı, dünkü final günüyle noktalandı. Çocuklar biraz da buruk bir heyecanla,  08.30’da kahvaltıyla güne başladı.

Sahaya giderken yüzlerinde hem son maç heyecanı, hem son gün hüznü, hem de bu dokuz günlük maratonun yorgunluğu vardı.

Sahaya geçildiğinde hepsi son güzel hareketlerini sergilemeye çalıştı. Tabii yorgunlukları izin verdiği ölçüde… Bitkinlikleri sahada artan omuz omuza dayanmalarda ortaya çıkıyordu.

_MG_0593

Maçın bitimiyle beraber herkes birbirini tebrik etti. Kendi aralarında tüm sürecin yorumlarını paylaşıp “Gitmek istemiyorum!” ve “Ne olur bir hafta daha!” cümleleri eşliğinde dinlenmeye çekildiler. Sonra, öğle yemeğinde buluştular.

Yemek sırasında, son günün şerefine tabak kontrolleri eskisi kadar sıkı değildi. Öğrenciler, yorgunluklarını bir kez daha ikinci plana atıp beraber geçirecekleri son zamanların tadını çıkarmaya baktı. Kol kola verilen pozlar sıklaştı.

Çocuklar, 16.30’da kendileri için hazırlanan özel parkurda yarışacak ve Ülker yetkililerinden madalyalarını alacaktı.

Drama dersiyse bu sefer daha dingin geçti. Çocuklar önce tüm bu süreçte drama dersinin onlara hissettirdeklerini konuştu. Ardından yine bu dersin hissettirdiklerini çizerek kağıda döktüler ve yaptıklarını sergiledi.

_MG_0842

Saat 16.30’da yeteneklerini son kez gösterdiler ve madalyalarını alıp akşam yemeğine geçtiler. Antrenörlerinin ve diğer herkesin gözlerini kamaştıran bu tür performansların önce U-13 Ligi’nde, ardından ise milli takım forması altında devam edeceğinden kimsenin şüphesi yok.

Akşam yemeğini hepsi hızlıca bitirdi. Formalarını alıp imza turuna başladılar. Bunun ardından da günün son etkinliği olan sertifika dağıtımına geçildi. Geriye kalan güzel anılar ve becerilerindeki muazzam gelişim göz önünde bulundurulduğunda, bu hayat değiştirici bir tecrübeydi.

_MG_1282

Sakarya’da müsabaka günlerinin ikincisinde hava güzelleşti. Tepelerden gelen hafif esinti, sıcağın kırılacağının, haliyle de oyuncuların sahada daha rahat edeceği bir günün habercisiydi.

Günün ilk maçında, önceki günü iki galibiyetle kapatan iki takım, Atakan Gültekin ve Türker Şarkıcı Hocaların öğrencileri karşı karşıya geldi. Uykular daha tam açılmamış gibiydi; dirençli görünse de takımlar, rakip kalede eser miktarda tehlike yaratabildiler. Bu kısıtlı fırsatlarda da son vuruş gelmeyince günü golsüz beraberlikle açtık.

sabah ilk maç

Sabah bölümünün diğer maçında ise İnanç Yavuz Hoca’nın takımı hızlı başlayıp ilk golü Yiğit ile buldu. İlk yarının sonlarına doğru, rakip yarı sahanın ortalarında topu alan Ömer merkezden topu taşıdı. Azad ile yaptığı verkaçtan gelen topu tek vuruşla sağ direk dibine gönderip kaleci Yuşa’yı çaresiz bıraktı ve skoru eşitledi.

Ömer fırtınası ikinci yarı da devam etti. Yarım dairenin iki metre gerisinde buluştuğu topu soluna doğru sürüp ceza sahasına girdi ve uzak direğe sert bir vuruşla takımını öne geçirdi. Ağrı hissedip kenara gelmeden hemen önce de üçlemeyi tamamlayıp farkı ikiye çıkardı. Sakarya bölge aday hakemlerinden Onur Solak’ın son düdüğüyle Oğuzhan Hoca’nın öğrencileri galibiyetle öğle yemeğine geçtiler.

Çimlerin kokusunu alma sırası, kampa dün dahil olan 8-11 yaş arası miniklerindi. Dün futbolcu ağabeylerinin yaratıcı drama dersini tecrübe eden 40 çocuk, bugün de sahada tıpkı onlar gibi bir antrenman geçirdi, stajyer hocalarımızın eşliğinde. Böylece Futbol Köyleri’nin havasını tam olarak soluma şansı bulan minikler yarın yine misafirimiz olacaklar.

miinikler

Öğle aralarını yemek, dinlenme ve yaratıcı drama dersleriyle geçirdikten sonra tekrar ait oldukları yere, sahaya döndü çocuklar. Türker Hoca ile Oğuzhan Hoca’nın takımlarının karşılaştığı maçın ilk yarısı pek üretken değildi. Devre arasında oyuna dahil olan, önceki maçların etkili isimleri Metin ve Miraç oyunu siyahla beyaz kadar değiştirdi. Rakip defans arasındaki boşluğu iyi işleyen ikiliden Metin’in üç, Miraç’ın penaltıdan tek golüyle 4-0’a uzandı karşılaşma. Bir diğer Sakarya bölge aday hakemi Ömer Faruk Kılıç’ın düdüğüne son kez üflemesiyle Türker Hoca’nın ekibi ilk dört maçı kalelerinde gol görmeden tamamlamış oldu.

üçüncü maç

Günün son maçına geçilmeden önce ise sıra toplu fotoğraftaydı. Artık kum saatinin son taneleri akarken bu keyifli on günü unutulmaz kılmak adına geçildi objektifin karşısına. Formaları ve antrenörleriyle dört takımımız, kamp koordinatörü Serhat Sütlü Hoca, malzeme sorumlusu Kadir Akıncıi, stajyer eğitmenler Murat, Kadir ve Burak, sağlık ekibinden Erkan ve Sefa, gönüllü Yunus Taş ve saha sorumlusu Emin ile kameraya gülümsedi, ortaya da bu fotoğraf çıktı:

toplu

Günün son maçında Atakan Hoca’nın öğrencileri İnanç Hoca’nın ekibini 2-0 ile geçerken goller Utku’dan geldi. Akşam yemeğinden çıkılıp oyun saati de sona erince saat uykuya beş vara dayandı. Odalara geçilirken yüzlerde ufak da olsa bir burukluk seziliyordu sanki. Uyku bu kez kampın son gününü getirecek ve hala buradaki çocukların evlerine gitmeye pek de niyeti yok gibi!

Çocuklar bugün tüm yorgunluklarını kahvaltı masasında bırakıp sahaya indi.

Antrenörlerin özellikle üstünde durduğu ısınmalar artık herkes için es geçilemeyecek bir alışkanlığa dönüştü. Genç futbolcular, gerekli tüm hareketleri tamamladılar ve ilk düdükle el sıkışıp kendi yarı sahalarına dizildiler.

Maçların başlamasıyla beraber heyecan bir anda zirve yaptı. Önceki güne göre çok daha paylaşımlı ve yardımlaşarak oynuyorlardı. Özgüveni iyice yerine gelen bazı oyunculardan büyüleyici vücut çalımları ve enfes uzun şutlar izledik. Bolca güzel hareketin olduğu maçların sonunda skor çoğu zaman beraberlik.

_MG_0104

Yorucu geçen maçtan sonra öğrenciler öğle yemeğine koştu. Patates kızartması defalarca yenilendi, yine de öğrencilere yetmedi. Bu küçük ödülü hak etmişlerdi. Yemeklerini hızla yiyip bir an önce dinlenmek için odalarına çekildiler.

Yemek sonrası dinlenmenin ardından gayet dinç bir şekilde yaratıcı drama dersinin yolunu tutan çocuklar önce uyum ve iletişim çalışması yaptı. Ardından klasik çemberlerini oluşturarak yere oturup çalışma sırasında hissettikleriyle ilgili açık yüreklilikle konuştular. Dersin son çalışması ise heykeldi. Günün hem en kahkahalı hem de en zor çalışması oldu onlar için.

Mental olarak rahatlamış bir şekilde kramponlarını aldılar ve günün ikinci maçları için sahanın yolunu tuttular. Kalite ve performans açısından sabah maçlarından geri kalır hiçbir yanı olmayan maçlar oynandı. Her maçın sonunda ise el sıkışıp birbirini tebrik etme geleneği tekrarlandı.

_MG_0236

Yıldız adayları akşam yemeğinde tekrar buluştu. Öğle yemeğindeki patates kızartmasının üstüne akşam yemeğinde de ıslak keki önlerinde görmek yüzlerindeki gülümsemeyi genişletti. Yemeğin bitiminde herkes dinlenmeye çekilip günü sonlandıracaktı ama ondan önce pazarlıklara başladılar. Antrenörlerinin yanına gidip bir 10 gün daha burada olmak istediklerini söylediler. Bunun mümkün olmadığını duyduklarında ise pazarlıkları iki güne kadar indirdiler. En azından şimdilik buradaki zamanlarını en iyi biçimde geçirmekle yetinmeye ikna oldular.

Ülker İstanbul Futbol Köyü’nde ikinci maç günündeyiz.

Antrenörler, ortaya çıkan performanslardan genel olarak memnun. Kampın koordinatörü Begüm Üresin süreci genel olarak “Önceki seneler ile karşılaştırdığımızda buraya gelen en iyi grupla karşı karşıyayız. İyi oyuncularla oynuyor olmak da herkesin performansını etkiliyor” diye özetliyor. “Antrenman ve maç performansı çok değişen oyuncular var” uyarısını da yaparak maçlardaki küçük sürprizleri hatırlatıyor.

Oyuncuların maçlardaki halinden bahsederken Damla Demirdön, “Her maç daha iyiye gidenleri gördük ama her maç performansı düşenler de yok değil. Bunu yorgunluk ve maç stresine bağlıyorum” tespitini dile getirdi. Melis Özçiğdem ise geniş açıdan baktığımızda özellikle beraber oynamaya devam ettikçe genel performansın ciddi şekilde yükseldiğini düşünüyor.

İlk gün özellikle taç atışlarında nizami kurallara uyamadıkları için hata yapan birçok oyuncu görmüştük. Oyun kuralları eğitimini de veren Melis Hoca çocukların oynadıkça çok daha iyiye gittiğini ve kuralları kavradığını söyledi. Bu konuda kural hataları ile ilgili toleranslarının çok düşük olmasının payı şüphesiz ki çok büyüktü.

Antrenman günlerinin parlayan yıldızları olan kalecilerin durumunu ise Ümit Yavuz Hoca şöyle açıkladı: “Kalecilerin ilk günü ve bugünü arasında, temel tekniği uygulayış açısından çok büyük fark var. Algılamaları ve uygulamaları çok hızlı gelişti. Beş günlük antrenman sürecinin sonunda oyuncuların sahaya çıkması her açıdan yardımcı oldu. Özellikle takımla iletişimleri ve defansı düzenlemelerinde fark görüldü.”

Oyuncular ilk gün yaptıkları ilk antrenmandan bu yana gözle görülür bir gelişim kaydettiler. Takımlar arasındaki uyum ve takım oyunu bu hızla gelişmeye devam ederse son maçtaki kaliteyi hayal etmek bile zor.

Futbol Köyleri’nin bu yılki yeniliklerinden biri, kampın bulunduğu şehirdeki çocukların da bu atmosferin birer parçası olmasına izin verilmesi.

Yaşları 7 ile 10 arasında değişen Erzurumlu öğrenciler bu fırsattan son faydalananlardan.

Kampa katıldıkları gibi drama eğitimine giren çocuklar, sıra dışı bir deneyimin parçası oldu. Futbol Köyü’nün hocaları, daha önce drama geçmişi olmayan 34 erkek öğrenciye bugün yeni deneyimler yaşatmanın mutluluğunu hissetti.

Çocuklar toplarla tanışma oyunları oynadı, müzik eşliğinde dans edip heykel oldu, kendi hayallerindeki şaşkın, mutlu, üzgün ifadeleri takındı… Bir saat süren eğitimin bitmesini kimse istemedi. Kampa dışarıdan katılan öğrencilerin tek tesellisi ise ertesi gün bir ziyaret daha yapacak olmalarıydı!

Beklenen gün sonunda geldi çattı. Sakarya Futbol Köyü’ne getirilen hayallerin filizleneceği, dört idman günü boyunca ekilen bilgilerin meyvelerini vereceği ve yetenek paketlerinin cömertçe sergileneceği üç günlük müsabaka maratonu bugün başladı. Türkiye Futbol Federasyonu’nun Sakarya bölgesi hakemlerinden Abdülkadir Demirağ, maçları idare etmek için bizlere katıldı. Günün ilk karşılaşmasında İnanç Yavuz Hoca ile Atakan Gültekin Hoca’nın takımları karşı karşıya geldi.

sabah ikinci maç

Gol perdesini İnanç Hoca’nın yeşil formayla sahada yer alan öğrencileri açtı. Sağ kanattan kullanılan köşe vuruşu, savunma tarafından yine aynı kanada doğru uzaklaştırıldı. Dönen topa yapılan yüksek ortada arka tarafta topla buluşan Eren, yakın direğe yaptığı vuruşla skoru 1-0’a getirdi. Mavi takımın bu gole cevabı ise gecikmedi. Savunmada yapılan hata sonucu rakip ceza sahasında topla buluşan Sefa skoru dengeledi. Santradan önce maçın hakemi Abdülkadir Demirağ’ın düdüğüyle su molasına gidildi. Yeşil takım, iki kanat oyuncusunun yerlerini değiştirerek biraz daha hareketli girdi ikinci yarıya. Maçın sonucunu ise mavi takım tayin etti. Oyuna ikinci yarıda dahil olan Harun, üst üste iki rakibinin sağından atıp solundan geçerek ceza sahasına girdi. Vuruşu direkten altıpas civarına döndü. Ceza sahası dışından topu iyi takip eden Arda topu filelerle buluşturup takımına galibiyeti getirdi. Bu golü bir de kendisinden dinledik:

Günün ikinci maçında sarı formayla Türker Şarkıcı’nın, bordo formayla ise eğitmenlerden Oğuzhan Alpat’ın takımlarını sahada görme fırsatı yakaladık. Çoğunlukla orta saha mücadelesi şeklinde geçen maçın kilidini ilk yarıda Metin açtı. Rakip ceza sahasının sağ tarafında topu kapan Furkan bekletmeden sol arkadaki Metin’e kaldırdı. Fırsatı değerlendiren Metin skoru tayin ederken, golü bir kez de bizim için yaşamayı ihmal etmedi:

Sabahki maçlar bitip otele dönüldüğünde ise karşılarında çocuklar karşılarında, minik misafirler buldular. Futbol Köyleri projesinde ilk kez bu yıl hayata geçen, son 3 gün bölgedeki 8-11 yaş arası çocuklardan oluşan 40 kişilik ekibin futbolcu ağabeylerini izleyip kamp havasını tatmasına yönelik uygulama sayesinde yerel halk da projenin tadını bir tutam almış oldu. Ağabeyleri gibi yaratıcı drama dersine de giren misafirlerimize futbol köyü sakinleri sıcak bir karşılama yaptı.

minikler karşılama

Akşam maçlarına geçilmeden önce bir Futbol Köyleri klasiği halini alan “idol futbolculara mektup” seansı yapıldı. Dünyanın dört bir yanında, örnek aldıkları yıldız futbolculara duydukları hayranlığı anlatan mektuplar her yıl olduğu gibi bu yıl da Ülker vasıtasıyla oyunculara gönderilecek. Bakalım bu yıl hangi şanslı çocuklar mektuplarına karşılık bulabilecek?

mektup

Mektuplardan sonra sıra geldi akşam maçlarına. Sakarya Bölge hakemlerinden Harun Pekyürek’in düdük çaldığı akşam seansının ilk müsabakasında İnanç Hoca’nın takımı, Türker Hoca’nın öğrencileriyle karşılaştı. Durağan geçen ilk yarının ardından ikinci devrede yıldızlaşan isim Miraç oldu. Sabahki maçta kanatta ter dökmesinin etkisiyle tutuk görünen Miraç, orta sahada bulduğu fırsatı iki nefis gol pası ile süsledi. Önce seri çalımlarla sağdan penaltı noktasına kadar ilerleyip solundaki Metin’e yuvarladı. Metin’in gelişine yaptığı sert vuruş kaleci Yuşa’nın solundan ağlarla buluştu. Kısa bir süre sonra yeniden sağda fırsat yakalayan Miraç bu kez son çizgiye kadar inip Metin’e kısa futbol geçmişinin en rahat gollerinden birini attırdı. Maç da 2-0 sona erdi.

akşam ilk maç

Günün son karşılaşması Atakan ve Oğuzhan hocaların öğrencileri arasındaydı. İlk yarıda mavi takımın hızlı çıktığı pozisyonda savunmacısını teke tekte yakalayan Harun, süratini kullanıp onu geçti ve kaleci Semih’in ayak dibine vurdu; Semih’in çabası yeterli olmadı ve ilk yarının skorunu tayin edecek gol geldi. Karşılıklı ataklarla geçen ikinci yarıda ise tek gol son saniyede geldi. Defanstan gelen geri pasta kaleci ile savunma arasındaki anlaşmazlığı iyi değerlendiren Utku skoru belirlerken santrası yapılmayan bu gol ile skor 2-0 olarak belirlendi.

akşam son maç

İlk gün heyecanına rağmen maçlar verimli geçti. Çocukların büyük saha ve maç temposuna alışacaklarını da düşünürsek yarını iple çekmek için birçok sebebimiz var!

Bugün ve bundan sonraki günler için kahvaltı saati 08.30! Antrenmanların yerini müsabakalar aldı.

Çocuklar bu sayede biraz daha fazla uyuma fırsatı buldu. Kahvaltıda hepsi antrenörünün yanına gidip gerek forma numarası gerekse de oynayacağı pozisyonla ilgili pazarlık yapmaya başladı.

Maçlardan önce hem çocukların sakinleşmesi hem de yediklerini sindirebilmesi için ufak bir ara verildi ve kitaplar ortaya çıktı. Çocuklar maç öncesi böyle bir rahatlama fırsatından sonuna kadar faydalandı ve bir süreliğine de olsa dış dünyayla bağlantılarını kesti.

Müsabakadan önce herkes dikkatle ısınmasını yaptı. Daha sonra birbirlerine şans dileyip son taktikler için antrenörlerinin yanına gittiler. Ardından gerekli hatırlatma geldi: “Amaç kazanmak değil! Skor tutmuyoruz, sadece eğitimlerde gösterdiklerimizi nasıl uyguladığınıza bakacağız.”

Bu sırada defansta bekleyen bir 10 numara ve santra için bekleyen 4 numara göze çarptı. Sebebini antrenörlere sorduğumuzda ise “Numara değil futbolcu oynuyor. Çocuklara, formaları bakmadan verdik” dediler. Bu yaşta kimsenin 10 numaranın baskısı veya 7 numaranın cazibesini sırtlanmak zorunda olmasını istemiyorlardı.

_MG_8481

Daha önce herkes sadece kendi grubuyla antrenman yapmıştı. Bu antrenmanlar sırasında -yan gözle sahanın bir tarafına attıkları bakışları ve bir gün önceki futsal maçlarını saymazsak- kimse diğer gruplar hakkında fikir sahibi değildi. İşin iyi tarafıysa, herkes kendi takım arkadaşlarını tanıyor ve kapasitesini biliyordu.

Oyuncular antrenörlerinin yaptığı görev dağılımına sadık kalarak oynuyordu. Yer yer ekstra hareketler gelse de kimse sorumluluklarını aksatmıyordu. Aksatanlar ise küçük uyarılarla hemen kendini topluyordu. Güzel goller de vardı, santimetrelerle dışarıya çıkan toplar da…

Sahada bir ileri bir geri gidip gelen çocuklar olgunca takım arkadaşlarını gerek uyarıyor gerekse cesaretlendiriyordu. Saygı sınırları asla aşılmadı. Yere düşen bir oyuncuya forma renginden bağımsız olarak daima en yakınındaki koşuyordu. Otuzar dakikadan iki yarı şeklinde ve sekizer kişiyle oynanan maçlarda her devrede bir de su molası oluyordu. Su molası için kenara gelenler, şişenin kapağını açarken “Hocam iyi miydim, iyi miydim?” diye sormayı da ihmal etmiyordu. Sonunda dostluğun kazandığı maçlar bitti.

Sıra yemekteydi. Belki de futbol köyünün şimdiye kadarki en hevesli yemeğiydi. Her ne kadar antrenmanlar çok yorucu olsa da maç temposu gerçekten farklıydı ve oyuncuların iyi bir yemeğe ihtiyacı vardı. Öğlen yemeğinden sonra yine ufak bir dinlenme vardı. Dinlenme sonrasındaysa sıra yaratıcı dramaya gelmişti.

_MG_9297

Önceki günlerde yaptıkları iletişim çalışmalarının ne kadar verimli olduğunu maçta fark eden çocuklar, ders için çok daha hevesliydi. Bugün yine futbol temelinde doğaçlama performanslar ortaya koydular. Eğitmenlerinin talimatıyla önce futboldaki olumsuz, daha sonra ise olumlu hareketleri canlandırdılar. Canlandırmadan sonra, performansları değil ancak ortaya konan hareketleri ve bunların nasıl hissettirdiği üstüne konuştular.

Dramadan sonra dinlenmeye geçtiler ve maç saatini beklemeye koyuldular. Saat geldiğinde, antrenörleriyle buluşup sahaya ilerlediler. Sahaya vardıklarında gerekli ısınma ve açma-germe hareketlerini yaptılar ve kaptanlar para atışına gitti. Akşam maçları sabahkilerden centilmenlik açısından hiç farklı değildi ancak performanslar değişmişti. Sabah kendi performansından memnun olmayan kim varsa akşam maçındaki ikinci şansını boşa harcamadı ve çok iyi oynadı.

Antrenörler de oyuncuları bu kısa sürede getirebildikleri yerden gayet memnun. Bu sefer sabah yorgunluğu inceden gözlendiği için maçlar 20’şer dakikalık iki devreden oynandı ve zamanın nasıl geçtiğini kimse anlayamadan bitiverdi.

Maçlardan sonra yine yemek vaktiydi. Çocuklar bir sonraki güne hazırlanmak için duşlarını alıp yemeğe indi, yemekten sonra da dinlenmeye çekildi. Önlerinde daha zor bir gün vardı ve ilk maç gününün yorgunluğunu atmaları gerekiyordu…

Yeşil sahada yapılan antrenmanlar bir yana, Erzurum’daki Futbol Köyü’nde bugün ikinci yaratıcı drama dersinin heyecanı vardı.

Çocuklar ilk dersinde de çok eğlendiği yaratıcı dramada, ‘özgüven ve takım çalışmalarına giriş’ konulu harika oyunlar oynadı. Özellikle verilen bir kurgu üzerinden yaptıkları doğaçlama, belki de hayatlarında ilk kez yaptıkları bir şeydi.

Gün içinde çocukları heyecanlandıran başka şeyler de vardı. Mesela, Ayla Sönmez Hoca’nın, “Ünlü bir futbolcuya mektup yazacağız” demesi! Çocuklar önce nasıl mektup yazmaları gerektiğini öğrendi, sonra idollerine gidecek satırları kağıda geçirdi.

Sırada günün sürprizi vardı. Çocuklar hep birlikte bir ‘Köy Gazetesi’ çıkaracaklarını öğrendiler. İlk etapta çoçuklara gazetenin ne olduğu, hangi bölümlerden oluştuğu ve gazete okumanın neden önemli olduğu konularında bilgi verildi. Ardından Ayla Hoca, görev dağılımlarını yaptı.

Çocuklar bir kez daha saha dışında da ekip olmanın güzelliğini tattı. Erzurum Futbol Köyü’nden nasıl bir gazete çıkacak, artık herkes merakla bekliyor!