Kategori: 2015

İstanbul kampında çocuklar müsabaka koşullarına giderek daha fazla ısınıyor.Önce temel tekniklerin üzerinden geçildi, şimdi sıra burada öğrenilenleri karşınızda rakibiniz varken uygulamaya geldi.Pas, kontrol ve top çalma çalışmaları geçtiğimiz günlerde yapılmıştı. Bugünkü antrenmanda ise çocuklar bu üç yeteneği birleştirecek bir çalışma yaptı. Barcelona’nın meşhur 5’e 2 antrenmanlarıyla yeniden popülerleşen ‘ortada sıçan’ oyununun bir benzerini oynadılar. Antrenörlerin özellikle üzerinde durduğu bu konuda savunmacılar da pas yapanlar da ter döktü.Antrenörler zaman zaman, özellikle pozisyon almayla ilgili hatalarını düzeltmek için öğrencileri uyardı. Çocukların, oyunun hem savunma hem de hücum yönüne eşit derecede önem göstermesiyle pas yapmak da top çalmak da zor bir hale geldi.  Kendi aralarında yapacakları müsabakaların yakın olduğunu bilmenin verdiği şevkle, performanslarını tamamıyla ortaya koydular.Maça hazırlık görüntüleri böyleyken maçlar sırasında çocukların neler yapacağını hayal etmek bile zor.

Ülker’in TFF ile ortaklaşa yürüttüğü futbol köyleri projesinin Erzurum ayağında da yaratıcı drama heyecanı başladı.

 

Ayla Sönmez’in eğitmenliğinde geçen derste bulutlar kırmızı, ay yeşil, güneş pembeydi… Çünkü genç sporcuların hayal güçlerini ortaya serme zamanı gelmişti.Ders, çocukların yaratıcı dramayla ilgili ne kadar bilgileri olduğunu görebilmek için konuyla bağlantılı küçük bir test ve bazı sorularla başladı.Bu ufak testin ardından başlayan dersin konu başlıkları; isim oyunları ve tanışma, karışık yürüme ve eşleşme, ikili eşler, kukla yürüyüşü ve gruplar arası ritim alıştırmasıydı.Yaratıcı Drama Eğitmeni Ayla Sönmez çok zevkli bir etkinlikle çocukların dikkatini ve enerjisini toplamaya başladı. Genç sporcular isimlerini söyleyip bir futbol hareketini kendileriyle özdeşleştirdi. Kimisi şut attı, kimisi açma-germe yaptı. İkili eşler çalışmasında rehber öğretmenin de katılımıyla, aktiviteler iyice keyifli hale geldi.

Ritim atışması çalışmasına ön hazırlık olabilmesi için Ayla Hoca’nın öğrettiği ‘Günaydın’ şarkısı hepimizi harekete geçirdi.

Gayet akılda kalıcı olan bu güzel şarkıdan sonra çocuklarımızın ritim atışması hiç de zor olmadı. İki grup sadece ritimlerle, sözsüz bir şekilde adeta sohbet etti.

Dersin sonundaysa, günün eğitim değerlendirmesini yaparak, ‘Bugün dramada ne öğrendin?’ sorusunun cevabını post-it’lere yazdılar.

En güzeli de tüm öğrenciler ve eğitmenler için hazırlanmış olan “Görünmez Arkadaş” etkinliğiyle tanışmalarıydı. “Pozitif düşünce ve bunu yazılı olarak ifade etmeyi öğretme” amaçları, çocuklarımızı çok heyecanlandırdı.

Bu sabah Isparta’daki Futbol Köyü’nde güneş bulutların arkasına saklanmıştı. Her ne kadar güneş altında çalışmak zor olsa da bir yaz günü gri bulutları görmek bazen moralleri bozabiliyor. İşte günün antrenmanına da griler içerisinde başlandı.

Ancak o da ne? Bulutlar biraz dağılır gibi olduğu anda, tepede bir gökkuşağı belirdi. Gökyüzünü saran renk hüzmesi, ilk anda genç sporcuların dikkatini biraz dağıttı ancak tüm hızıyla süren çalışmalara nefis bir arka plan oluşturdu.

Sonrasında ise çift kale maça geçildi, artık dostça bir rekabetin de işin içine girmeye başladığı kampta, birbirinden keyifli maçlar oynanıyor. Kazanan ise futbolun geleceği!

 

Üçüncü antrenman gününün sabahı önceki gün iptal edilen akşam antrenmanı sebebiyle daha da enerjik başladı. Çocukların eğlenmesini de sağlayan oyunlarla ısınma yapıldı ve antrenman başladı. Bugün sabah antrenmanının özel konusu topu kontrol ederek yapılan dönüşlerdi. En başta her şey çok kolay görünmese de antrenman sonuna doğru herkes yarım ve tam dönüşleri doğal bir şekilde yapmaya başladı.

riva2

 

Antrenmanın ardından çocuklar duş almak için odalarının yolunu tuttu. Futbol köyünün son satranç dersi aynı zamanda öğlen yemeğinden önceki son dersti. Yoğun geçen satranç programının final gününde eğitmen Vedat Filiz taşların değerleri ve avantajlı takas üzerinde durdu. Bir de notasyonu yani oyunlarını yazmayı öğretti. Konu iyice anlaşıldıktan sonra turnuvanın son iki turu için çocuklar el sıkışıp hamlelerini yaptı.

riva3

Kısa ama çok verimli geçen satranç eğitimin bitiminde Vedat Filiz öğrencilerine satranca devam etmelerini öğütledi. Onlar farkında olmasa bile özellikle sahada stratejik olarak çok büyük yararını göreceklerini ve fiziksel zorlanmanın yanına eklenen zihinsel zorlanmanın onları komple bir oyuncuya dönüştüreceğini ekleyerek öğrencileriyle vedalaştı.

Artık sıra yemekteydi! Yemek saatinden önce mutfak yakınlarından dolaşan çocuklar gördükleri görevlilere yemeği sormaya başladı. Köfte, günün sürprizi ve yıldızıydı. Zengin seçeneklere rağmen tabii ki ihtiyacı olanın altında yemeye çalışan çocuklar oldu. Tabii ki antrenörler de buna izin vermedi. Masasına geçmeden önce her çocuğun tabağı kontrol edildi ve sağlıklı beslenmleri için gerekli uyarılar ve öneriler yapıldı.

Yemeğin ardından ihtiyaçları olan dinlenmenin bir kısmını yapan çocuklar, drama dersine geçti. Bugün yaratcılık günüydü. Futbol çevresinde seçilen konuları doğaçlama bir şekilde arkadaşlarına sergilediler. Kahkahalarla geçen performanslar kampın şimdiye kadarki “çileği” oldu. Ders daha duygusal bir şekilde devam etti. Dersin adeti olduğu üzere bir çember şeklinde yere oturdu çocuklar ve konuşmaya başladılar. İletişimden bahsettiler. Birbirleriyle konuşurken hissettiklerinden… Duygusal ve kaçamak bakışlar birbirini kovaladı. Buruk değil ama mutlu çıktılar dersten. Açık açık konuşabilmenin verdiği huzur yüzlerinden okunuyordu.

riva4

Yaratıcı drama dersinden sonra kısa bir dinlenme daha yapan yıldız adaylarının sonraki durağı ise oyundu. Ancak bu sefer futbol değil. Henüz iletişim üstüne bir çalışma yapmanın tüm avantajlarını çocuklar Tabu oynarken kullandı. Kendilerini ifade kapasitelerini yukarı çeken bu oyun tabii ki ufak anlaşmazlıklar, bir kazanan ve bir kaybedenle son buldu.

riva5

Günün ikinci antrenmanı için sahaya çıktıklarında ise bu sefer rekabet daha ciddi boyuttaydı. Temel eğitimlere devam ettikten sonra karşılıklı çalışmalar yapıldı. Günün sürprizi ise A Milli Takım Kaleci Departmanı Sorumlusu Alper Boğuşlu’nun çocukları ziyaretiydi. Boğuşlu, kalecilerle beraber antrenman yaptı. Kiritk düzeltmeleri ise çocuklarda anında işe yaradı. 1 numaraların hafif gerginlik yaşamaları oldukça normaldi. Antrenmanın son kısmında ise kısa bir maç yapıldı. Gün geçtikçe arkadaşlığa zarar vermeyen ama yükselen rekabet hissi burada sporcu çocuklar var dedirtti.

riva6

Antrenman sonunda sıcaktan ve sarf ettikleri üstün efordan dolayı bitkin düşen küçük yıldızlar doğruca duşa koştu. Ardından sonuna kadar hak edilmiş dinlenme saatleri olsa da bazıları dayanamayıp erken odalarından ayrıldı ve yemeyi beklemeye başladı. Gelişen fizikleri ve biriken yorgunluk tabaklara doldurulan yemeğin miktarından bile okunabiliyordu. Antrenörlere de daha az iş düşmüştü tabii ki. Çocuklar yemeklerini yedikten sonra gerçekten çok önemli olan ilkyardım eğitimini beklemek için odalarına çekildiler ve bu maratonun bir gününü daha tamamlamış oldular.

 

Kapalı bir havayla başladık Sakarya’da dördüncü güne. Miniklerimizin bu durumdan şikayetçi olduğunu söylemek zor. Zira geçtiğimiz iki günü yoğun antrenman temposu ile geçiren çocuklar, yer yer çiseleyen yağmurun da yardımıyla daha rahat bir atmosferde sürdürüyor artık idmanlarını. Kendi aralarında yapacakları müsabakalara yalnızca üç gün kalmış olması, saha içi çalışmaların da toplu oyuna, maç simülasyonlarına yoğunlaşmasına ön ayak oldu. Uzun pas hareketleri ile çift kale maçlarda önlerine çıkacak boş alanları verimli kullanabilmeyi öğrenirken, yarı sahada tek takım olarak hücuma çıkmayı deneyimlediler. İdman sırasında yine eğlenceli sekanslar sunmayı da ihmal etmediler kameralarımıza. Hocalardan, İnanç Yavuz takımıyla yaptığı top saklama ve rakibi bozma çalışmasında kaybeden tarafta buldu kendini ve mekik cezasına boyun eğdi.

 

İdman sonrası sahne son satranç dersimizde. İlk iki günün öğrenilenleri pekişmiş durumda, bu da her masada çetin müsabakalar yaşanmasını sağlıyor. Aralarında o kadar iddialılar var ki, Aşilda Çetin hocamıza düello teklif eden bile çıktı. Beklendiği üzere hocamızın bileği bükülmedi. Dersin sonunda ise eğitmenleriyle hatıra fotoğrafı çektirmeyi ihmal etmeyen öğrencilerimiz, güçlü bir alkışla elveda dedi Aşilda Hoca’ya. Öğle yemeğine geçiş ise alışılagelmişin dışında oldu bugün. Türker Şarkıcı Hoca’nın öncü olduğu organizasyonla “birdirbir” oynayarak yemekhaneye doğru “uçar adım” geçti öğrenciler.

 

Dört gündür yemeklerin lezzeti bir harika. Adnan Usta’nın hünerli parmaklarından masalarımıza ulaşan yemekler, her zamanki gibi silip süpürüldü. İkinci tabağı isteyenler de yok değildi. Karınlar doyup yemekhane terk edilince sıra ilk kez görülecek bir derse geldi: Sanat Atölyesi. Eğitim kısa süreli bir sunumla başladı. Sunumda, sadece çocuklarca değil her yaştan insan tarafından takip edilen animasyon filmlerin nasıl hazırlandığını öğrenen miniklerimiz, daha sonra masa başına geçip kendi küçük animasyonlarını hazırlama imkanı buldu. Beşerli gruplar halinde, önce kafalarındaki hikayeleri kurgulayıp, daha sonra sanat eğitmenlerinin onlara getirdiği renk renk desenli kağıtlar, boyama kalemleri, oyuncaklar ve oyun hamurları gibi enstrümanlarla hayal dünyalarını eserlerine yansıttılar. Bisküvi yiyen bir dinozordan yalnız bir kovboyun hikayesine, bir doğum günü kutlamasından, mahallede top oynarken bir evin camını kıran karakterlere kadar türlü hikayeler, eğitmenlerimizin de yardımlarıyla animasyon filmlere dönüştü.

Akşam idmanı öncesi hem fiziken hem ruhen dinlenebilmek adına, kitaplarını alıp bahçedeki armut koltuklara kurulan gençlerimiz doğanın Sakarya – Kırkpınar’da cömertçe sunduğu oksijeni küçük ciğerlerine doldurdu.

İdman öncesi sıra yaratıcı drama dersinde. Dünkü eğlenceli oyunların üzerine bugün doğaçlama çalışması yapıldı. Hele çalışmanın konusu da futbol olunca çocukların yaptığı canlandırmalar gerçeği aratmadı.

IMAG0908

Ve akşam idmanı zamanı… Yaklaşan müsabakaların etkisiyle, idmanın kayda değer kısmı çift kale çalışması ile geçildi. Hocalarından öğrendiklerini sahaya başarıyla yansıtanlar tebrikleri toplarken, bu yoğun kamp temposunda, her idmanda gösterdikleri azim ve efor insanı yaşlanmış hissettirdi. Kamp koordinatörümüz Serhat Sütlü ile antrenörlerden Türker Şarkıcı’nın idman sonundaki şut yarışması bir resitale evrilirken, genç yeteneklerimizden de güçlü alkış topladı. Batan güneş arkada nefis bir seyirlik yaratırken, miniklerimiz de ağır adımlarla servislere doğru geçti.

Futbol Köyleri Projesi’nin Nevşehir ayağında 3. gündeyiz. 40 çocuk ve 15 çalışanıyla kamp harıl harıl çalışıyor.

Futbol eğitiminin yanında çocuklarla yapılan sosyal faaliyetlerin etkisi yavaş yavaş kendini göstermeye başladı. Çocuklar arasında uyum bu sayede günden güne artıyor.

Kamp Koordinatörü Ahmet İpek de çocukların, eğitmenlerin ve antrenörlerin 7/24 yanında olduğunu hissettirerek kampta üst düzey bir güven ortamı sağladı. Hatta Ahmet Hoca  bu sabah bir ve ikinci takımlar arasında yapılan hazırlık maçında çocuklarla birlikte futbol oynadı.

Bunun yanında günde iki defa olmak üzere yaklaşık üç saat antrenman yapan çocuklar futbol kültürü ve yeteneklerinin de geliştiğinin farkında. Hemen hemen hepsinin tek bir hedefi var; İstanbul Riva’da düzenlenecek olan elit kampa katılmak.

Futbolun gizli kahramanı kimdir, sorusunun cevabıdır kaleciler. Bir forvet suskun kaldığı maçların ardından gol atınca kral olabilirken kalecinin yediği tek bir gol bile onu acımasız eleştirilerin hedefi haline getirebilir. Kurtardığı tek bir golle vezir olan kaleci ise yoktur…

Ayakla oynanan bir oyunda ellerini kullanma özgürlüğüne sahip olduklarından mıdır, yoksa nadiren kadrajın ortasında yer almalarından mıdır bilinmez ama kaleciler yalnızdır. Kendi kaderlerini kendileri yazarken de defansa çarpan veya yerden seken toplarla sürekli sınanırlar. Bir kez ters ayakta yakalanırlarsa hemen herkes tarafından sorgulanırlar.

İşte tüm bu yükleri sırtında taşıyarak İstanbul Futbol Köyü’ne gelen minik kaleciler, inanılmaz performanslar göstermeye devam ediyor. Kaleci antrenörü Ümit Yavuz’un gelecekte A Milli Takım’ın kalesini korumasını beklediği adaylar yalnız da değil. Hakikaten çok ilgili ve profesyonel bir hocaları var. Çocukları sürekli motive ederek ve gerektiğinde asla üzmeden eleştirerek onları daha iyiye doğru yönlendiriyor.

Farklı gruplarda olsa da aynı odalarda kalan file bekçileri birbirlerini rakip olarak görmüyor. Aksine maçlardaki her başarılı kurtarışta birbirine cesaret verip yenen her golde teselli eden çocuklar olgunluklarıyla da şaşırtıyor.

 

Ülker Futbol Köyleri’nin Isparta ayağında biraz da yeni heyecanlara yer açma zamanı…

Kamp başladığından beri Süleyman Demirel Üniversitesi Kampüsü’nde bulunan genç futbolcu adaylarımız, yoğun tempolu çalışmalarına şehir gezisiyle ara verdi. Çocuklar bu bir günlük gezileriyle birlikte, kamplarının yer aldığı kenti daha iyi tanıma fırsatı buldu. Önce Böcek Müzesi gezildi, sonra sevimli Sivas kangallarının yanına gidildi.

Bunun ardından ise çocuklar, Isparta Huzurevi’nde büyüklerinin ellerini öptü. Huzurevi bahçesi hiç olmadığı kadar neşeliydi. Bir sonraki durak, Anadolu’nun tarihine de ışık tutun yapısıyla öne çıkan Prof. Dr. Turan Yazgan Etnografya Müzesi’ydi.

Bu uzun yolculuk mangal ziyafetiyle son buldu. Çocuklar, Isparta Gölcük Tabiat Parkı’nın kenarında, mangalda pişen enfes yemekler ile karınlarını doyurduktan sonra Futbol Köyü’ne geri döndüler.

Uyum Artıyor, Eğlence Katlanıyor!

Sakarya Futbol Köyü’nde üçüncü günün sabah idmanı, bir önceki güne göre çok daha hareketliydi.

Öğrencilerin birbirlerini tanımasının, takım arkadaşlarıyla gelişen uyumun bu noktadaki etkisi büyük. Dünkü temel bilgi ağırlıklı idmanların ardından bugün biraz daha oyun içi hamlelerin üzerinden geçildiği, savunmada pozisyon almanın, hücumda ikili – üçlü atak organizasyonlarının çalışıldığı hareketler çocukların iştahını da artırmış göründü.

uyum 7

Günün gizli kahramanı ise kalecilerdi. Dün takımlardan ayrı çalışan kalecilerin bugünkü hücum çalışmalarına karşı, kalelere ördükleri görülmez duvarlar takdire şayandı. Buradaki aslan payını, Milli Takımlar Kaleci Departmanı’nda da görev yapan ve çocukların gelişimi için kampa dahil olan Özden Öngün’e vermek gerekiyor.

Uzun yıllar ülkemizde dönemin üst düzey takımlarından Kocaelispor, Konyaspor, Ankaragücü ve Denizlispor’un formalarını terleten Özden Hoca’nın tecrübesinden kendilerine çok şey kattıkları açık genç file bekçilerinin. Bir önceki güne göre hataları gözle görülür biçimde azalmış durumda.

uyum 3

 

Sabah idmanının sonunda hocalardan Atakan Gültekin, öğrencilerine köşe vuruşundan gol atma yarışması düzenledi. Kazanan meyve suyunu kapacak! Üçüncü denemesinde topu kaleye yollayan Atakan Hoca’dan sonra minikler başladı denemelerine… Direkten dönen, sıyırıp çıkan toplar derken sonunda hedef vuruldu. Şanslı öğrencimiz ödülü kaparken tüm ekip neşe içinde tesislere, satranç eğitimlerine doğru yola çıktı.

uyum 4

 

Dünkü temelin üstüne artık bugün ufak çaplı müsabakalar başladı damalı tahtanın üzerinde. Filler tepişirken kaptırılan piyonlar, feda edilen atlar derken hemen hemen tüm öğrencilerin şevkle oyuna katılması hocamızı da memnun etti.

uyum 1

Öğle yemeğinin akabinde ise Futbol Köyleri’nin vazgeçilmezlerinden yaratıcı drama derslerinin ilkine girildi. Başta ne yapacağını bilmemenin verdiği şaşkınlık, ilk oyunla birlikte yerini kahkahalara bıraktı. Miniklerin sınıftan ayrılırken bıraktığı notlarda şu söz öne çıkıyordu: “Çok eğlendik!” En sevdiği yemekler ve futbol sahasında yaptıkları hareketlerle, kendi isimlerini birleştirip ortaya çıkardıkları eğlenceli tamlamalar sayesinde artık herkes birbirinin ismini biliyor kampta.

uyum 8

Akşam antrenmanının açılışında ise tam bir resital sundu eğitmenlerden Türker Şarkıcı. Öğrencilerini etrafına toplayıp sırayla, kafayla top sektirmelerini isteyen hocamız, 10 öğrencisinin yanına stajyer eğitmenlerimizi de koyup, onların toplam ulaştığı sayıyı geçeceğini iddia etti. Çocuklar hocalarını alt edebilme umudunun verdiği iştahla ellerinden geleni yaptı. Bir ara stajyer hocamızın “İsterseniz ben sizin tarafınıza geçeyim” diye takıldığını bile duyduk Türker Hoca’ya. Hocanın suratındaki özgüven ise az sonra olacakların habercisi gibiydi. Toplamda 75’e ulaşabilen gençlerimize karşılık Türker Hoca 96’ya ulaşıp şovuna son verdi. Tıkandığından değil yanlış anlamayın, vereceği daha başka dersler de var bu minik zihinlere de ondan bırakıyor topu!

 

Keyifli geçen idmanın sonunda ise kapanış sahnesi Özden Hoca’ya aitti. Gün batımının havayı bürüdüğü nefis manzarayı arkasına alıp, kırk yıllık jonglörlere taş çıkaracak şekilde üç futbol topunu havada dans ettirdi. Bizlere de şapka çıkarmak düştü…

Akşam yemeğinin ardından verilen temel futbol eğitiminde kurallar tekrar hatırlandı. Yanlış bilinenler düzeltilip hafızalar tazelendi. Miniklerimiz son antrenman gününe uyanmak üzere odalarına geçerken, burada olmaktan dolayı aldıkları keyif yüzlerindeki gülümsemeye yansıyordu.

İstanbul kampının ikinci antrenman günü de erkenden başladı.

Bugün kampta farklı bir heyecan vardı. Basın mensupları genç yeteneklerle buluştu.

Kahvaltı saat 08:00’a doğru yapıldı. Çocukların kimisi “Televizyona çıkmayalım, ben utanırım” derken kimisi ise “Hocam, beni de çekerler mi?” sorusunu diline dolamıştı. Tahmin edilebileceği gibi sabah saatlerinin tek gündem maddesi buydu.

Antrenman sahasına giderken karşımızdakilerin çocuk olduğuna inanmak gerçekten zorlaşıyordu. Yaşlarının getirdiği tüm o çocuksu tavırların üstüne, giydikleri formayla beraber muazzam bir olgunluk ve ciddiyet eklendi. Onlar için de futbol sadece futbol değildi!

Etrafta kameraların olması antrenmanda hiçbir şeyi değiştirmedi.

Futbolun klasiği ve futbolcunun hem aşkı hem de nefreti olan merdiven antrenmanlarının ilki bugün yapıldı. Devamında ise topla yapılan çalışmalar vardı. Hemen ardından şut antrenmanlarına geldi sıra.

Tüm bu süreçte özel bir parantezi hak eden, kalecilerdi. Performansları o kadar üst düzeydi ki kendilerini izleyen Milli Takım yetkilileri ve futbol köyü antrenörlerinin ağzından “Maşallah!” eksik olmadı.

1

Şevval 19 Yaş Altı Milli Takım’da oynuyor ve futbol köyünün ilk öğrencilerinden biri. Ece de yine Şevval gibi köyün mezunlarından ve şu an 17 Yaş Altı Milli Takımı’nın sadece oyuncusu değil aynı zamanda da kaptanı.

Çocuklar, bu örnek gençlere büyük ilgi gösterdi. Buraya gelirken izledikleri yoldan kamp dönemlerine kadar her şeyi sordular. Şevval ve Ece de kendi küçüklüklerini gördükleri çocuklara hiç sıkılmadan yaşadıklarını anlattı. Ece şimdiden Amerika’daki üniversitelerden burs teklifi aldığını söyleyince koca bir “Ooo” sesi yükseldi çocuklardan.

2

Konukların varlığıyla beraber biraz uzayan antrenman, çocukları iyice yormuş olacak ki antrenörler akşam antrenmanını iptal etme kararı aldı. Sonuçta bu bir maraton ve yolları uzun.

Koordinatör Begüm Üresin, “İlerleyen günlerde dikkatlerinin yorgunluk sebebiyle dağılmasını istemeyiz. Hava da sıcak ve kapasitelerinin üstünde zorlamanın bize bir faydası olmaz” diyerek ne kadar doğru bir karar verdiğini vurguluyor.

Azalan antrenman saati üzüyor gibi olsa da yerine yaratıcı drama ve satranç dersleri olacağını duyan çocukların neşesine diyecek yok.

3

Satranç saatinde, önce hızlı bir şekilde ders işlendi. Konu savunmaydı. Öğrencilerin ısrarı ve “En iyi savunma saldırıdır” demelerinden yola çıkarak hocamız Vedat Filiz atak savunmanın üstünde durdu. Öğrenciler konuyu özümsedikten sonra turnuva kaldığı yerden devam etti. Sahadaki hırsları ve fair play ruhu satranç tahtasına da eksiksiz bir şekilde yansıdı.

İlk günün en sevilen etkinliği olan yaratıcı dramaya gitmek için çocuklar birbirleriyle yarıştı. Futbol temelli iletişim eğitimleri artık hız kazanıyordu. Çocuklar şimdiden gerçek bir takım gibi hareket etmeye başladı. Son iki günde Ülker Futbol Köyü’nde ne öğrendiklerini küçük birer kağıda yazıp gelişim kalelerine yapıştırdılar.

Riva’daki TFF Hasan Doğan Tesisleri’nde düzenlenen Ülker Futbol Köyü’nde akşam yemeğinden önceki son durağımız, koltuklar. Ellerde de kitaplar. Bazıları evden gelirken getirdiği kitapları bazıları ise Ülker’in zevklerine sunduğu kitapları seçti. Seçimin yıldızı, ölümsüz eser Şeker Portakalı’ydı. Bu kadar aksiyondan sonra huzur dolu bu dinlenme saatine kesinlikle ihtiyaçları vardı.

4