Kategori: 2015

10 Ağustos’ta başlayan Isparta Futbol Köyü’nde antrenmanlar yavaş yavaş yerini tatlı bir rekabete bırakmaya başlıyor. Artık müsabaka zamanı! Bundan sonra bir kazanan, bir de kaybeden olacak.

Karadeniz sahili, maç öncesi hazırlıkları için eşsiz bir yer. Sinop kampına katılan çocuklar bugün sahadaki mücadeleden önce denize girerek ısındı. Genç futbolcu adayları, antrenörlerinin gözetiminde bir süre güneşin tadını çıkardı.

Ardından ise maç zamanı geldi. Çocuklar antrenman kıyafetlerini çıkarıp, yerine yepyeni formalarını giydi ve en sevdikleri yerde, sahada kendilerini gösterme fırsatı yakaladı.

Futbol antrenmanlarının gözdesi tabii ki topla yapılan çalışmalardır ve bu çalışmaların temeli merdiven antrenmanıdır.

Saha içinde büyüleyen hızlı ayaklar, ani yön değiştirmeler ve gol önleyen refleksler… Tüm bunlar merdiven antrenmanlarında tüm açıklığıyla ortaya çıkar.

İstanbul, Riva’da süren futbol kampında ilk antrenman günü genç yıldız adaylarıyla genel fiziki çalışmalar yapılmıştı. İkinci gün herhangi bir süper lig kulübünün yaz kampını aratmayacak çalışmalara geçildi.

Daima antrenörlerin özel gözetiminde ve anında gerçekleşen müdahaleleri ile devam eden çalışmalar sonrası çocukların üstüne tatlı bir yorgunluk çöktü.

Bir gün sonra ise tek bir doğru antrenmanla bile göz-ayak koordinasyonlarının ne kadar geliştiğine kendileri bile inanamayacak.

TFF Ülker Futbol Köyleri’ni basit bir futbol kampından ayıran en temel özellik, çocukların yalnızca saha içi değil, saha dışındaki gelişimlerini de desteklemeye yönelik eğitimler içermesi.

Sakarya’da kamp boyunca sürecek çeşitli eğitimler dün satranç dersi ile başladı.

Antrenmandan çıkıp gelmelerine rağmen yorgunluklarını bu keyifli derse yansıtmayan çocuklar, eğitimcilerini ilgiyle dinledi.

Temel kuralların konuşulmasından sonra, “İtalyan Açılışı” öğretilirken, eğitimcimiz satrançta nereyi savunmanın daha önemli olduğunu sorduğunda, birçok kişiden aynı ses çıktı: “Merkezi”. Sabah idmanında, savunmadaki alan paylaşımı konuşulurken İnanç Yavuz Hoca’nın altını çizerek anlattığı, merkezi savunmanın önemi bir kez daha karşılarına çıktığında, öğrendiklerini unutmadıklarını gösterdiler.

Şüphesiz, satrançta başarının en önemli yolu ileriki hamleleri önceden kestirebilmek. Çocuklarımız da satranç derslerinde geliştirdikleri stratejik düşünebilme yeteneğini futbol sahasına yansıtacaklar.

TFF ile Ülker ortaklığında yürütülen Futbol Köyleri projesinde, öğrencilere komple bir eğitim veriliyor.

Genç sporcuların sağlığı ve performansı açısından kritik konulardan biri olan beslenme, İstanbul kampında eğitimlerin en önemli konu başlıklarından biriydi.

Öğle yemeğinin sonrasında, akşam antrenmanından önce, çocuklara beslenme eğitimi verildi.

Temel bilgilerin üzerinden geçilirken bile merak ettiklerini sormak için parmağını kaldıran öğrencilerin sayısı neredeyse diyetisyen Gözde Aksoy’u korkutacak miktardaydı. Günlük hayat tecrübelerine bu kadar yakın olan bir konuyu dinliyor olmak, çocukların dikkat kesilmesine yetmişti.

Doğru beslenme ile beraber sakatlık riskini bile azaltacaklarını öğrendiklerinde genç sporcuların gözünde adeta bir süper kahraman bakışı belirdi. “Demek ki çok şeker yememeliyim” mırıldanmalarını, onaylayan jestler ve mimikler takip etti.

Ders sonrası çocuklardan birinin yorumu, ufuklarının nasıl genişlediğini özetliyordu: “Yani, güzel yemek yediğimde daha güzel futbol oynuyordum ama bu kadarını da nasıl tahmin edeyim?”

Sakarya Futbol Köyü’nde asıl heyecan başladı. Genç futbolcular sahaya çıktı.

Kahvaltıda, çocukların iştahı gözlerinden okunuyordu. Sahaya çıkıp yeteneklerini gösterebilmek için sabırsızlanıyorlardı. Bu sabırsızlık kahvaltıya da yansıdı, göz açıp kapayıncaya kadar tabaklarını silip süpürdüler.

Gözler hocaların başlama düdüğünü, yani “Haydi Servislere!” çağrısını bekliyordu. Çok geç olmadan sahaya geçildi. Isınma hareketlerini koordinasyon çalışmaları izledi. Hava sıcak olduğu için bol bol su molası verildi.

IMAG0283

Atakan Gültekin Hoca, sürekli çocukları rahat olmaya ve konuşmaya teşvik etti. Antrenman sonrasında bizlere, söylediklerinin nedenini şöyle açıkladı: “İlk gün tedirginliğini atabilmek önemli. Yetenekli ve iştahlılar, birkaç idman sonra çekingenliklerini de atmalarını sağlayıp kendilerini daha iyi ifade etmelerini sağlayacağız.” Eğitmenlerin oyuncularla kurduğu olumlu iletişim, kısa sürede sahadaki havayı kaynaştırıp önümüzdeki haftada nasıl bir ortam ile karşı karşıya olacağımızın sinyallerini veriyor.

IMAG0470

İnanç Yavuz Hoca antrenman boyunca kullandığı esprili dille öne çıkıyor. Çocuklara zekalarıyla oynamayı öğütlüyor, farkı akıllarıyla yaratacaklarını ifade ediyor. “Risk alma, çalım atma, at taca” gibi ezberlere katılmadığını not düşüyor: “Daha bu yaş grubunda çocukların yaratıcılıklarını sınırlarsak, ileride nasıl topla çıkan savunma oyuncusu bekleyebiliriz?” İdman sonrasında, ufak bir sınava tabii tutuyor çocukları.

IMAG0359

Sabah idmanından sonra sıra satranç eğitimine geliyor. Türkiye Satranç Federasyonu’ndan aramıza katılan hocamız, temel tanımlarla başlıyor çocukların bilgilerini ölçmeye. Birçoğunun satranç hakkunda az çok fikri var, sabah yorgunluğu da bana mısın dememiş minik bedenlere, pürdikkat takipteler dersi. Tıpkı futbol gibi satranç da mutlak dikkat gerektiriyor elbette. Efsanevi İskoç teknik adam Sir Alex Ferguson’un da vurguladığı gibi: “Futbol da satranç gibidir. Bir hata yaparsınız ve işiniz biter.”

IMAG0380

Öğle yemeğinden sonraki ilk eğitim dengeli beslenme üzerine. Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Vakfı (SÜGAV)’dan gelen eğitmenimiz temel besin bilgilerini ve yoğun antrenman temposunda güçlü kalabilmenin sırlarını paylaşıyor. Neşeli videolar ve animasyonlarla süslenmiş sunum, toplu bir anı.

Tabiat Ana Anlatıyor’dan Sayı Şeytanı’na, Şeker Portakalı’ndan Güneş’i Uyandıralım’a çeşit çeşit kitaplar, miniklerimizin ellerinde, bir ağacın gölgesinde, genç zihinlere doluyor. Sadece futboldan anlayan aslında hiçbir şeyden anlamaz derler ya, bu çocukların tek bildiği şey futbol olmayacak.

IMAG0373

Akşam idmanında gerek ilk antrenman heyecanının atılmış olması, gerekse havanın biraz daha serinlemesiyle daha sıkı geçiyor. Top kontrolü, toplu dönüşler bu idmanın iskeletini oluşturuyor.

İki idmanın yorgunluğu çocukların akşam yemeğindeki iştahlarından anlaşılıyor.

Gecenin kapanışı kişisel bakım eğitimine ayrılıyor. Dişler fırçalanıp odalara geçiliyor, çocuklar yeni bir antrenman günü için sıkı bir uyku çekmeye gidiyor.

İstanbul kampında ilk antrenman günü, saat 7’de başladı. Çocuklar açık büfede, antrenörlerinin tavsiyeleri doğrultusunda sıkı bir kahvaltı yaptı. Yediklerini sindirmeleri için bir süre beklendikten sonra, maraton ilk antrenmanla başladı.

Genç futbolcular sahaya çıkar çıkmaz normalde hakim olan eğlence havasının yanına büyük bir ciddiyet eklendi. İlk gün fundamental eğitimle ve küçük bir maçla geçti. Son üç gün yapılacak müsabakaların ne kadar zorlu olacağı ise daha ilk günden belliydi.

_MG_5001

Öğrencileri bu sefer farklı bir yönden zorlayıp analitik zekalarını bilemek adına satranç dersine geçildi. İlgileri, eğer bir gün futbolu profesyonel olarak devam ettirmek istemezlerse kesinlikle satrança yönelebilirler, dedirtti.

Öğlen yemeği saatinde, açık büfe önünde hemen bir kuyruk oluştu. Antrenörler burada da çocukları yalnız bırakmayıp yemek tercihlerinde onları yönlendirdi. Ne de olsa çift antrenman yapıyorlardı ve enerjiye en çok onların ihtiyacı vardı.

Öğle yemeğinden sonra aldıkları beslenme eğitiminde antrenörlerinin ne kadar haklı olduğunu fark ettiler. Eğitimde, üst düzey sporcu olabilmek için beslenmelerini de üst düzey devam ettirmeleri gerektiği vurgulandı.

_MG_4586 - Kopya

Beslenme eğitimi üstüne kimileri için daha çok sohbet kimileri içinse öğlen uykusu anlamına gelen dinlenme dilimine geçildi. Ara öğünden sonra futbol köyünün -tabii ki maçlardan sonra- en çok beklenen organizasyonu geldi: yaratıcı drama.

_MG_5091

Etkinlik sırasında o gün tesislerde olan ve çocukların aklından hiç çıkmayan A Milli Takım Teknik Direktörü Fatih Terim’e öğrenciler birer cümlelik mesajlarını iletti. Mesajlar küçük bir kağıda yazılıp zarfa konarak posta kutusuna bırakıldı. Yaratıcı drama çalışmaları öğrencilerin birbirine yakınlaşmasını sağlayan oyun ve etkinliklerle eşsiz bir fırsat.

Yaratıcı drama eğitiminin bitimiyle akşam yemeğine yaklaşılmış olsa da futbol köyünde tempo düşmüyor aksine yükseliyordu. Günün ikinci antrenmanı sabahkinden de tempolu geçti. Don-ateş oynayarak ısınan çocuklar daha sonra top durdurma ve pas çalışmaları yaptı. Bu sırada kaleciler de kaleci antrenörü Ümit Yavuz eşliğinde özel çalışmalarına devam etti.

_MG_5045

Günün en güzel karesi ise antrenman sonrasında yapılan 10 dakika süreli maçta geldi. Topu filelere yollayan genç yıldız adayı, golden hemen sonra gidip kaleci arkadaşına sarılarak onu teselli etti. Futbol köyü geride kaldığında herkes eve otuz dokuz yeni arkadaşla dönecek, orası kesin.

Yorgunluğun baş göstermesiyle akşam yemeği bol kahkahalı ama sakin geçti. Yemeğin ardından kişisel bakım eğitimi verildi.

Futbol köyünde ilk antrenman günü geride kalırken hem sporcular hem de antrenörler bir yeni günü daha heyecanla beklemeye başladı. Aralarındaki uyumun sadece bir günde bu kadar ilerlemiş olması gerçekten şaşırtıcı.

 

İlk gün yorgunluğunu derin bir uykuyla atan çocuklarımız, sağlam bir kahvaltıyla güç depolayıp idmana hazır hale geldi. Kahvaltıdaki koyu sohbetler, birlikte geçirdikleri tek gecenin kaynaşmaları için yeterli olduğunu gösteriyordu. Servisle antrenman sahasına doğru geçerlerken, kampın ilk selfie’si Bilal’den geldi.

1

Sahaya ulaşıp spor ayakkabıların yerini kramponlar almaya başladığı anda, kafalarda pozisyonlar oynanmaya, hayali gol fırsatları tartışılmaya başlamıştı bile.

2

Isınma hareketlerinin ardından koordinasyon çalışmaları ile ilk günün ana konularına geçildi. Her ne kadar futbol ayakla oynanan bir oyun olsa da alan paylaşımı ve takım uyumu eğitimlerinde eller de size yardımcı olabilir. İnanmıyorsanız böyle buyurun:

3

Sabahki ilk idmanda sahada olan iki takımımızın eğitmenleri İnanç ve Atakan hocalar, çocuklarla iletişimi ön planda tutuyor. Hatalar olduğunda oyuna dahil olup küçük düzeltmelerle gelişimlerine doğrudan katkıda bulunuyorlar.

4

Çocukların, sahada ilk kez gördükleri hocalarının neler istediğini anlamak için biraz zamana ihtiyacı oluyor. Bu aşamada gerek İnanç, gerekse de Atakan Hoca’nın ılımlı dil kullanımı öğrencilerin uyum sürecini kısaltıyor. Antrenman sonrasında görüş aldığımız Atakan Hoca da bu konunun altını çiziyor. İlk izlenimlerinden çok memnun olduğunu söylüyor. Birkaç idman sonra çocukların saha içindeki çekingenliklerini atacağını, takım arkadaşları ile uyumları arttığında, alacakları verimin de artacağını belirtiyor.

Koordinasyon çalışmalarından sonra diğer ana konu olan pas çalışmaları başlıyor. Çocukların daha bu yaştaki top hakimiyeti hayranlık uyandırıcı.

Son olarak minyatür kale maçla ilk idmanın son bölümüne giriliyor. İnanç Hoca, çocuklara top saklama, alan paylaşımı gibi konularda, maçı durdurup uyarılarını yapıyor. Aynı zamanda çocukları özgürlük alanlarını mümkün mertebe kullanmaya teşvik ediyor. Antrenman boyunca kullandığı esprili dili kapanış sekansına da yansıtan İnanç Hoca’nın isteği üzerine yaratıcı bir veda nidası aranıyor. Cevap ise gecikmiyor. O zaman “Ooooo, biir, ikii, üüüç, PA-TA-TES!”

“Futbol satranca benzer. Konsantrasyonunuzu yitirdiğiniz anda kaybedersiniz.”
-Sir Alex Ferguson

İstanbul Futbol Köyü’nde heyecan dün başlamıştı. Bugün ise 40 futbolcu adayının zorlu antrenmanları start aldı. Önlerinde dokuz gün, yapılacak birçok keyifli etkinlik, öğrenilecek çok şey var.

İkinci günün sabahında yapılan ilk saha dışı aktivite satranç dersiydi. Yoğun fiziksel antrenmandan sonra zihnen de kendilerini zorlamak, çocuklar için farklı bir heyecan oldu. Temel eğitimlerle başlayan dersler farklı seviyedeki sporcular için farklı yollardan ilerledi. Satrançta önemli olan merkez karelerin orta sahaya benzetilmesi çocukların ilgisini çekti. Ders sonuna doğru futbolcular arasında yapılan satranç turnuvasının ilk maçları oynandı. Herkes ikinci tur için oldukça heyecanlı. Ders bitiminde en merak edilen şey, bir sonraki buluşmanın saatiydi…

Tam üç gün boyunca devam edecek olan satranç eğitimleri, genç sporcuların rakiplerini analiz etme ve stratejik düşünme becerilerini geliştirecek. Manchester United’ın efsanevi eski teknik direktörü Alex Ferguson’ın da söylediği gibi, futbol oynarken de tıpkı satrançtaki gibi güçlü bir konsantrasyona ihtiyaç var. TFF ile Ülker ortaklığında düzenlenen Futbol Köyleri projesi sona erdiğinde, bu konuda kendini geliştirmiş genç fubolcu adaylarımız olacak!

TFF ile Ülker ortaklığında düzenlenen Futbol Köyleri’nin İstanbul ayağında genç futbolcular kampa giriş yaptı.

Riva’daki Hasan Doğan Tesisleri’nde hareketlilik, çocukları getirecek aracın varmasına saatler kala başladı.

Türkiye Futbol Milli Takımı’nın da kullandığı bu tesisler, dokuz gün boyunca, 12 yaşındaki 40 kız çocuğunun evi olacak. Çocuklar, uyandıkları ilk saniyeden birbirlerine “İyi geceler” diyecekleri ana kadar bir arada bulunacaklar.

Çocuklar sonunda geldi. Yolda tanışma faslını atlatıp kaynaşmaya başlamışlardı bile. Odalarına geçmeyi beklerken bir fısıltı bulutu oluştu. Böyle bir tesiste bulundukları için heyecanlı oldukları kadar çekingenlerdi. Fakat fısıltılar, gülüşmelerle dağıldı. Kısa sürede çekingenlik de kayboldu ve bu kez kahkahalar yükselmeye başladı.

Burada bulunma sebepleri olan futbol, tüm çocukların ortak tutkusu. Kısa sürede telefonlar çıkarıldı ve en sevilen goller paylaşılmaya başladı. Genç futbolcular, “Bak bak, bu hareket çok iyi” sesleri arasında birbirlerine iyice ısındı. Telefon numaralarını şimdiden değiş tokuş etmeye başladılar.

Kampta ilk öğütleri antrenör Bürke Köksalan’dan duydular: “Burada hep berabersiniz, rakibiniz olmadan siz de olamazsınız. O düştüğünde onu kaldırmanın önemini ve aslında hepinizin birbirinizin en yakın dostuna dönüştüğünü göreceksiniz.” Gözler birbirine döndü ve yüzlere bir gülümseme oturdu. Odalara dağılmadan önceyse, daha önce maçlardan birbirini tanıyanlar çoktan taktik konuşmaya başlamıştı.

Aslında bundan sonra ilk kez akşam yemeğinde buluşulacaktı. Ama çocuklar tabii ki dayanamayıp devasa yeşil alana da şöyle bir göz attılar. 40 futbol sevdalısı yemekte bir araya geldi. “Sen hangi pozisyonda oynuyorsun?” Bu, ilk gün en çok duyduğumuz soruydu.

Antrenörler tabakları tek tek kontrol etti, beslenme tavsiyesi vermeye erkenden başladı. İlk uyarı: “İlk iki gün zor olur, sakın ha az yemek yemeyin.”

Yemeğin ardından başlayan malzeme dağıtımı, profesyonel bir markanın forma tanıtımından farksızdı. İçinden çıkacakların aynı olduğunu bildikleri halde hepsi, paketlerini yeni alanların başına toplanıp malzemeleri tekrar tekrar inceledi. En çok beğenilenler, şortlar ve çoraplar oldu.

Uykudan önceki son dinlenme dilimi, saat 20.30’daki resmi hoş geldiniz toplantısından hemen önceydi. Fakat hiçbirinde yol yorgunluğundan eser yoktu.

Toplantıda antrenörler ve sorumlular kendilerini tanıttıktan sonra kamp programını anlattı. İlk antrenmanlarına çıkmak için muazzam bir heyecan içindeki genç sporcular, toplantıdan sonra odalarına dağıldı. Odalara dönüş yolunda başlıca konu, tabii ki, ilk antrenman günü kimin ne kadar iyi oynayacağıydı.

TFF ile Ülker’in ortaklaşa düzenlediği Futbol Köyleri’nin Sakarya ayağında, çocuklar kamp merkezine vardı.

Genç yeteneklerin tesislere girişinden saatler önce, kamp koordinatörü Serhat Sütlü son hazırlıklar için alandaydı.

Bu, Serhat Hoca’nın Futbol Köyleri’ndeki toplamda beşinci, koordinatör olarak dördüncü yılı. Hâliyle projenin en tecrübelilerinden. Çocukların ekipmanları çantalara yerleşirken dahi bizzat işin başında bulundu.

“Ne kadarlık bir çalışmanın ürünü biliyor musun bu 10 günlük kamp?” diye giriyor söze. Aynı zamanda Türkiye Futbol Federasyonu’nda bölge sorumlusu olan Serhat Hoca’nın seçilecek oyuncuları izlemede de aktif rol aldığını ve organizasyonun üç ayı aşkın sürelik bir çabanın ürünü olduğunu o anda öğreniyoruz…

Serhat Hoca ile laflarken, çocuklar da antrenörleri gözetmenliğinde yavaş yavaş alana gelmeye başlıyor. Köyümüze ulaşan ilk üç yeteneğimiz ile hemen ufak bir söyleşiye dalıyoruz.

İlk bakışta hâliyle biraz çekingen görünüyor, pek konuşmuyorlar. Elbette şaşılacak bir şey değil bu. Yeni bir şehre taşınmış, farklı bir okula başlayan her insanın yansıttığı ilk izlenime benziyor tedirginlikleri. Hepsinin ağzından dökülen ortak duygu, heyecan. Yeni arkadaşları ile tanışacak olmaktan, 10 gün boyunca yaşayacakları unutulmaz anılardan ve şüphesiz, bu deneyimin belki de hayatlarının en önemli dönemi olacağından ötürü heyecanlılar. Hangimiz değiliz ki?

Sonrasında daha geniş bir ekip, köye ilk adımlarını atıyor. Bunlar, yalnızca Sakarya Futbol Köyü’ne değil, belki de milli formaya uzanacak yolculuklarının ilk adımları. Örneğin, projenin ilk yıllarında tıpkı yukarıdaki fotoğrafta gördüğümüz yetenekler gibi ağır adımlarla Futbol Köyü’ne adım atan Ozan Tufan, son dönemde milli takımın vazgeçilmezlerinden biri.

Bunlar, Manchester’a giden yolun da ilk adımları olabilir. Transfer sezonunun başlarında Bursaspor’dan Manchester City’e transfer olan Enes Ünal, tıpkı bu minikler gibi kendini TFF – Ülker Futbol Köyleri’nde geliştirmişti.

İşin özü bu adımlar, ne hayal ediyorlarsa oraya ulaşmalarını sağlayacak ilk dokunuşlar ve unutmamak lazım, çocukların hayal dünyası hepimizden daha geniş.

Eğitmenlerin de varışıyla 40 çocuğumuz 10’ar kişilik dört takıma ayrıldı ve ekipmanlarını alıp odalarına geçti. Çevre illerden geldiler; yol yorgunluğunu atmaları için biraz dinlenmeye ihtiyaçları vardı.

Serhat Hoca, her takımın ‘bir numara’sını, yani kalecilerini yanına çağırıp ufak bir konuşma yaptı. Antrenmanlardaki pozisyonlar üzerinde konuşup gelişimlerine destek sağlamak için aynı odada kalacaklarından ve milli takımda da görev yapan Özden Hoca ile çalışacakları için ne kadar şanslı olduklarından bahsetti. Hayatta hatalar yaptığınızda telafi edecek birine ihtiyaç duyarsınız ya, futbolcuların da hata yaptıklarında dönüp destek bekleyecekleri kişi kalecilerinden başkası değil…

Dinlenme sırasında çocukların kaldığı koridorları dolaşınca, o ilk çekingenliğin atılıp şimdiden kaynaşmanın başladığına şahit oluyoruz. 10 gün boyunca birlikte olacakları arkadaşlarını ne kadar hızlı tanırlarsa o kadar keyifli geçeğinin farkındalar bu kampın. Akşam yemekten sonra tanışma toplantısı olacak ama onlar beklemeye niyetli değiller. Yarından itibaren başlayacak antrenmanlarda, daha ilk günden, arkadaşlık havaları esmesi bizim için sürpriz olmayacak!