Elit Futbol Köyü

Son gün geldi çattı… Şimdi sıkı çalışmaların meyvesini alma zamanı!

Kıran kırana geçen ilk karşılaşma bol gollü geçti. Yeşil takım kornerden ilk golü bularak öne geçerken Altınordu bu gole penaltı ile cevap verdi. Ardından güzel bir golle öne geçti Altınordu. Normal bir maç hikayesi oluyor derken, doğa devreye girdi…

İkinci yarıyla birlikte başlayan yağmur saha şartlarını sertleştirince, mücadele de giderek arttı. İki takımın hocaları oyuna müdahale etti, oyun hızlandı… Tam o anlarda gol geldi! Bu sefer Altınordu kornerden güzel bir kafa golüyle farkı ikiye çıkardı. Gol yağmuru devam ediyordu, bildiğimiz yağmur da öyle!

Yeşil takım biri uzatmalarda olmak üzere iki gol bularak maçı eşitlerken, yorgun kramponlar ıslanmış ama görevini yapmış olmanın mutluluğu ile kulübenin yolunu tuttu… Turuncu takım ile Göztepe arasındaki maçının ilk yarısı bittiğindeyse maç yoğun yağıştan tatil edilmişti. Skor mu? Kimin umurunda!

Öğleden sonra yağmur devam etti ama gençler kendilerini sahada gösterme isteğini kaybetmemişti… Kritik müdahaleler, sağdan soldan ortalar, kalecilerin haykırışları derken izleyenler futbola doydu! Oynamayan kimse kalmadı. Yere düşeni arkadaşı kaldırdı, gol atan alkışlandı. Hata yapan ise yüreklendirildi! Bu çocuklar bir harika…

Bu asla bir veda değil, aksine başlangıç… İşte sahalarda görmek istediğimiz gençler!

Kuşadası’nda devam eden Ülker Elit Futbol Köyü’nde eğitim alan çocuklar, Göztepe ve Altınordu takımlarının 13 yaş altı ekipleriyle karşı karşıya geldi.

Sabah yapılan antrenman maçının ardından yelekler dağıtıldı, 11’ler hocalar tarafından belirlendi. Kampta yer alan sporculardan iki takım çıkarıldı, TFF’nin gönderdiği hakemler yönetiminde kıran kırana maçlar böylelikle başladı.

İlk maçlarda Ülker Elit Futbol Köyü’nün oyuncuları, misafirlerini güzel oyunla ağırladı. Sahada kıran kırana bir mücadele vardı, yedek kulübesindekiler de oyuna girmek için sabırsızlıkla bekliyordu. İsmini duyan hızla ısınmaya gidiyor, tekrar çağrıldığında çabucak tekmeliğini takarak soluğu yardımcı hakemlerin yanında alıyordu.

Herkes şans buldu, tüm oyuncular yeteneklerini sergiledi. Kimi rakip beklere sahayı dar ederken kimi de kalesine gelen atakları ustalıkla savuşturdu. Kaleciler savunmalarını uyardı, geriden oyun kurarken arkadaşlarıyla konuştu. Tribünde kendi maçlarını bekleyenler arkadaşlarını meraklı gözlerle izlerken, çocuklarını seyretmeye gelen aileler de organizasyondan memnundu.

İlk maç günü böyle geçti, bakalım mini turnuvanın son gününde neler oldu? Bir sonraki yazıda…

TFF Elit Futbol Köyü’nün dün önemli bir ziyaretçisi vardı. Bursaspor’un uzun yıllar formasını giyen ve şu an U14 Milli Takım sorumlularından olan Adnan Örnek gençlerle buluştu.

Sözlerine burada bulunmaktan dolayı çok mutlu olduğunu söyleyerek başlayan Örnek, ‘’Burada U14 Milli Takım teknik sorumlusu olarak bulunuyorum. Aynı zamanda A Milli Takım’ın rakiplerini izleme görevim de var. Buraya sizi seçmeye değil izlemeye geldim. Zaten akademi ve bölge karma maçlarında tekrar görüşeceğiz. Bugün –Göztepe ve Altınordu U13’e karşı- oyun formatınızı ve yardımlaşmanızı çok beğendim. Milli Takımlar’a giden yol yıllardır Ülker Futbol Köyleri’nden geçiyor, burada olduğunuz için çok şanslısınız. Yalnızca yetenekleriniz değil, kişilikleriniz de burada olmanızı belirledi. Ben uzun yıllar Bursaspor’da oynadım, aynı zamanda üniversite mezunuyum. Derslerinizi de ihmal etmeyin, akademik yaşam da en az futbol kadar önemlidir.’’ şeklinde konuştu.

U14 Milli Takımı ile katıldıkları turnuvaları anlatan Örnek sözlerine, ‘’Burada amatör küme takımlarının altyapılarında oynayan arkadaşlarınız da var. Burada kendinizi göstererek kısa sürede yurt dışında turnuvalara bile katılabilirsiniz. Aslında üst seviyede oynamaya çok yakınsınız.’’ şeklinde devam eden Örnek önemli öğütlerde de bulundu. ‘’Hayal kurun, hayal kurmayı bırakmayın. Çok çalışın ama sahada Fair-Play ruhuna uygun hareket edin. Arda Turan’ın geldiği noktayı görüyorsunuz, kariyer ilerlemesi sizin için örnek olmalı.’’

Son olarak yıldız adaylarının sorularını cevaplayan Örnek, idolünün Milan’ın efsanelerinden Franco Baresi olduğunu söylerken; Serdar Aziz ve Çağlar Söyüncü gibi genç milli oyuncuları da çok beğendiğini söylereyek sözlerine son verdi.

Türkiye Futbol Federasyonu ile Ülker’in ortaklaşa düzenlediği Elit Futbol Köyü’nde artık sona yaklaşılırken, sözü bu kez kaleci antrenörlerinden Erol Arslan ve antrenörlerden Adem Tandoğan’a bıraktık.

Erol hocam, Milli Takımlar Kaleci Departmanı’nın başında olan Alper Boğuşlu da buradaydı ve beraber çalıştınız. Tam sekiz kaleci var burada, sizden kampla ilgili genel bir değerlendirme alabilir miyiz?

Erol Arslan (Milli Takımlar Kaleci Departmanı Gönüllü Kaleci Antrenörü): Madem Alper hocadan bahsettik, onun sürekli kullandığı bir sözle başlayalım. ‘’Asıl yetim anadan babadan değil, ilim ve ahlaktan yoksun olandır.’’  Alper hoca bunu neden söylüyor açıklayayım: Bizim burada ilk amacımız ahlaklı sporcu yetiştirmek, gerisi zaten gelir. Onların iyi birer birey olarak spora katkı vermesini amaçlıyoruz, hedefimiz bu yönde. En çok üzerinde durduğumuz nokta performans-karakter örtüşmesi meselesi.

Kalecilerin çalışmalarından gayet memnunum. Hepsi elbette aynı seviyede değil, tıpkı beş parmağın beşinin aynı olmadığı gibi. Farklı koşullardan buraya gelmişler ve hepsinin kapasitesi farklı. Ancak hepsi çok çalışıyor ve dinlediklerini sahada olabildiğince uyguluyor. Biz de hepsine eşit muamelede bulunuyor ve kimseyi birbirinden ayırmıyoruz. Son tahlilde, gelecekte aralarındaki farkı belirleyen yine yetenek ve kapasiteleri olacaktır.

Kampın başında bir sunum yaptınız, ardından antrenmanları ve maçları kamerayla kayıt altına alıyorsunuz. Bunları yapmaktaki amacınızı açıklar mısınız bizlere?

Erol Arslan: Kampın ilk günü Alper Boğuşlu, kaleci adaylarına departmanın hazırladığı detaylı bir sunum yaptı. Ardından oyuncuların kişisel ölçümlerini yaptık. Bu ölçümler kilo, boy, vücut kitle endeksi gibi herkesin bildiği veriler dışında deri kalınlığı, kulaç uzunluğu ve oturma yüksekliği gibi daha spesifik konuları da kapsıyor. Ölçümleri yaptıktan sonra oyuncuları takibe alıyoruz, gelişimlerini izliyoruz.

Her antrenmanda iki veya dört kaleciyle çalışıyorum. Antrenmanlarını kamerayla kaydedip daha sonra çektiklerimi –her oyuncuyu çalıştırdığım kısmı ayırıp- bilgisayara yüklüyorum. Oyuncuların tüm bilgileri bende ve sistemde mevcut. Bunları oyunculara ve kulüplerdeki antrenörlerine de yolluyoruz. Amacımız da oyuncunun yaptıklarını görüp kendisini değerlendirmesi, hatalarını görmesi. Maçları kaydederek maç içi performanslarını da ölçüyoruz.

IMG_0525

Şimdi de yanımızda TFF Sakarya Bölge Baş Antrenörü ve Genç Milli Takımlar Antrenörü Adem Tandoğan var. Hocam, kamp genel anlamda nasıl geçiyor? Oyuncu grubundan memnun musunuz?

Adem Tandoğan: Kamp gayet güzel ve verimli geçiyor. Oyuncularla tanışıp kaynaştık. Bunlar zaten seçilmiş oyuncular ve memnun değiliz demek zaten mümkün değil. Hepsi bizim için çok değerli. İnşallah aralarından gelecekte milli takımlar oyuncu havuzunda yer alacak sporcular çıkacaktır. Ayrıca bu kampın dışında kalıp yine de ileride milli takımlarda oynayacak yetenekte birden çok oyuncu olduğuna da inanıyorum.

Kaç yıldır bu projenin bir parçasısınız? Ülker Elit Futbol Köyü, milli takımlar açısından ne anlama geliyor?

Adem Tandoğan: 2011’den bu yana TFF, son iki yıldır ise Ülker Futbol Köyü bünyesinde çalışıyorum. Sinop’taki iki futbol köyünde koordinatörlük yaptım, daha sonrasında Riva ve şimdi de buradayım.

Kesinlikle çok başarılı bir proje. Bir yıl sonra bu oyuncu grubu U14 bölge karmalarında yer alacaklar. Ardından bölgeler arası karmalar ve nihayet milli takım. Bölgeler arası karmaları, milli takımlar bünyesinden antrenörler izleyerek oyuncuları seçecekler. Bu proje sayesinde çalışmalarımızda adeta bir yıl önden gidiyoruz. Ülker Elit Futbol Köyü, bölge karmaları açısından hazırlık anlamı taşıyor.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Adem Tandoğan: Ülker’in çocuklar için hazırladığı malzemeler çok kaliteli ve hem nicelik hem nitelik olarak, çalışmalar için yeterli seviyede. Projede emeği geçen herkese içten bir şekilde teşekkür ediyorum. Bu çocuklar bizim çiçeklerimiz. Bize düşen bu çiçekleri sulayıp en iyi şekilde yetiştirmek.

TFF Ülker Elit Futbol Köyü’nde ilk maç geride kalırken geleceğin yıldızları ile konuştuk, sorularımızın yanıtlarını aldık.

Merhaba arkadaşlar. Sizlerin kariyer hedefiniz nedir? İleride hangi takımlar ve liglerde oynamak istersiniz?

Aşkın Kınay (İzmir): Önce Bucaspor A Takımı’nda, daha sonrasında ise milli takımda oynamak istiyorum. Bir gün İspanya Ligi’nde Athletic forması giymek isterim.

Mehmet Gündüz (İzmir): Önce milli takımlar alt yaş grupları, sonra Altınordu A Takım. 19 yaşında yurt dışına transfer olmak istiyorum. Önceliğim Bundesliga’da Bayern Münih ve Borussia Dortmund. Ama Premier Lig de olur.

Berke Tamur (Adana): Adanaspor Genç Takımı, sonra A takım ve A Milli Takım. Hayalim bir gün İngiltere’de Liverpool forması giymek, o muhteşem taraftarının önünde.

Ahmet Ertuğrul Öztürk (Elazığ): Milli takımda oynamak isterim. Türkiye’de Galatasaray, yurt dışında Real Madrid tercihim olur.

Anıl Sinan Alçiçek (Elazığ): Elazığspor ve milli takım. Sonrasındaysa Fenerbahçe ve Barcelona.

Sıra Bilal, Ufuk ve Mehmet’te. Lakaplarınız nedir ve nereden geliyor?

Bilal Güney (Bursa): Bana arkadaşlar ‘Kapo’ der, kaptan olduğum için.

Ufuk Birdal (İzmir): Lakabım Junior. (Gülüşmeler) Kısa boylu ve çok hızlı olduğum için arkadaşlarım taktı.

Mehmet Gündüz (İzmir): Benimki basit, Memo. İsmimin kısaltılmış hâli.

Günün başarılı isimlerinde sıra. Göztepe’ye karşı çok iyi oynayan Murat ve Mehmet, bu noktaya gelene kadar yaşadığınız zorlukları anlatır mısınız bizlere?

Murat Çetin (Düzce): Düzce’deki şartlar buraya göre daha zorlu. Alt liglerdeki problemlerin benzerlerini yaşıyoruz. Forma, çorap gibi temel şeylerimiz az; sadece iki çim sahamız var. Birinde zaten A takım maçlarını oynuyor. İnşallah ileride düzelir.

Mehmet Yanıkara (Antalya): Bizde de tüm altyapı tek sahada çalışıyor. 13 yaştan 19’a kadar. Sentetik sahada çalışmak da zor. Biz de malzeme problemi yaşıyoruz bazen. Ayrıca annem beni pek yollamak istemiyor futbola… Ama altı tane yeni saha yapılıyor, onlar bitince her şey daha iyi olacak.

Oyuncularımıza cevapları için teşekkür ediyor, maçlarında bol şans diliyoruz!

Ülker Elit Erkek Futbol Köyü’nde geleceğin yıldız adayları ile konuşmaya devam ediyoruz. Yanımızda bu kez; Yusufhan, Mahmut Ender, Ömer, Muhammet, Kazımcan ve Recep var.

Merhaba arkadaşlar. Sizler futbola nasıl başladınız ve buraya seçildiniz?

Yusufhan Çalık (Kayseri): 9 yaşında halı sahada oynarken Zeki Akparlar hocam keşfetti, oradan hala oynadığım Erkiletspor’a transfer oldum. Aidat vermem gerektiği için gitmeyecektim ama hocam, ‘’Senin vermene gerek yok’’ diyince başladım. 2002 yaş grubunun maçlarında buraya seçildim. Sol açık olmama rağmen, 8-9 maçta 15 civarı gol atmıştım.

Mahmut Ender Yılmaz (Adana): Ben de 8 yaşındayken futbol okulunda keşfedildim. Adana Demirspor’dan Rasim Gülcan beni izleyip yetenekli olduğumu söylemiş ve önermiş. Sonrasında U11’de 25 maçta 36 gol atıp gol kralı oldum. Bölge antrenörleri de Adana’yı tararken beni beğenmişler. İlk olarak Nevşehir kampındaydım, burası ikinci kampım.

Ömer Ağkaya (Iğdır): 10 yaş seviyesinde, okullar arası turnuvada keşfedilip Iğdır Arasspor’a transfer oldum. Daha sonra U12 takımıyla Türkiye beşincisi olduk ve seçildim. Erzurum kampında Ülker Futbol Köyleri ile tanıştım, şimdi de buradayım.

IMG_0523

Şimdi de sözü İzmir grubundan gelen arkadaşlarımıza bırakalım. Aileleriniz futbol oynamanız konusunda sizi destekliyor mu? Buraya seçildikten sonra tepkileri ne oldu?

Muhammet Demirci (İzmir): Beni en çok babam destekledi. İlk defa Ege Kampı’na yine Kuşadası’nda katılmıştım, zaten Altınordu’da oynuyorum. Seçildiğimi duyunca çok sevindiler ve gururlandılar. Gelecekte milli takımlarda. oynamamı da çok istiyorlar.

Kazımcan Karataş (İzmir): Hem annem, hem babam destekliyor. Ben de Muhammet gibi ilk olarak Ege Kampı’na geldim. Altay’da oynuyorum. Seçildiğimi duyunca ailem benimle gurur duydu. Buradaki hocam da bana ismimden dolayı ‘Cazorla’ diyor.

Recep Güleç (İzmir): Zamanında babam amatör olarak futbol oynamış, o yüzden en çok o ve arkadaşları beni destekledi. Seçildiğimi duyunca fotoğraflarımı sosyal medyada, ‘’Özdere’nin Gururu’’ diye paylaşmışlar. Onu görünce çok mutlu oldum. Göztepe’de oynuyorum, inşallah bu sene birinci lige çıkacağız!

Cevapları için oyunculara teşekkür ediyoruz. Yıldız adaylarımız ile konuşmaya devam edeceğiz!

TFF ve Ülker’in ortaklaşa düzenlediği Elit Erkek Futbol Köyü’nde üçüncü gün geride kalırken sözü geleceğin futbolcu adaylarına bıraktık.

Önce kalecilerle başlayalım. Kampta sekiz kişisiniz, ayrı olarak çalışıyor ve tecrübeli kaleci antrenörlerinden eğitim alıyorsunuz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Ertuğrul Çetin (İstanbul): Tecrübeli hocalarımız ile çalışmak daha fazla odaklanmamı sağlıyor. Bizle bire bir ilgilendikleri için kendimizi daha değerli hissediyoruz. Alper Hoca ve Erol Hoca ile çalışmak bulunmaz bir fırsat.

Yuşa Tığrak (Sakarya): Burada olmaktan dolayı mutluyum. Kalecilikle ilgili bilmediğimiz şeyleri öğreniyor, bildiklerimiziyse tekrar ederek daha iyi uyguluyoruz. Rekabet de var ama daha çok dostluk var. Kamp müthiş bir deneyim.

Sıra Arda, Muhammet ve Göktuğ’da… Oynadığınız mevkileri ve idollerinizi söyler misiniz?

Arda Sarman (Kocaeli): Orta sahanın ortasında, daha çok 8 numara gibi oynamayı seviyorum. Yabancı olarak Felipe Melo’yu, Türkiye’den ise Mehmet Topal’ı beğeniyorum.

Göktuğ Ercedoğan (Denizli): Orta saha ve sol açık oynuyorum. Barcelona’lı Arda Turan ve Juventus’lu Pogba en beğendiğim oyuncular.

Muhammet Çamcı (Sivas): Orta sahada daha çok ofansif oynamayı seviyorum. Messi ve Galatasaray kaptanı Selçuk İnan’a hayranım.

Şimdi de kampla ilgili bir soru soralım. Ülker Elit Futbol Köyü ile geldiğiniz yerdeki şartları karşılaştırdığınızda en önemli farklar neler?

Mustafa Yılmaz (Muş): Burada şartlar Muş’a göre çok daha iyi, bilmediğim şeyleri hocalarımızdan öğreniyorum. Hocalar da çok iyi, hepsi milli takımlardan. Ayrıca kampın kendisi de çok eğlenceli.

Mehmet Emre Akar (Hatay): Antrenmanlar çok daha detaylı ama bir o kadar da keyifli. Hatay bu mevsimde daha soğuk, buranın iklimini sevdim (Gülüşmeler…) Hep sentetik sahada çalışıyorduk, burada çim saha olması da çok iyi.

Mustafa Yılmaz (Hatay): Daha önceki kamplarda futbol dışı eğitimler vardı, burada hep sahadayız. Savunma, pozisyon bilgisi ve taktik gibi konularda antrenmanlar yapıyoruz ve hepsi çok yararlı geçiyor. Kuşadası’na ilk defa geldim ve burayı çok sevdim. Umarım bir daha gelme fırsatı bulurum.

Biz sorduk, geleceğin yıldız adayları cevapladı. Kampın geri kalanında hepsine iyi şanslar!

Elit Futbol Köyü’nde gezi günü geride kaldı. Binlerce yıl önce kurulmuş bir medeniyetin kalıntıları arasında gezinen ve Türkiye’ye örnek olmuş tesisleri ziyaret eden çocukların keyfine ise diyecek yoktu.

İlk durak Meryem Ana Evi’ydi. Bu kutsal mekânı hocaları ile gezen çocuklar, etrafı dikkatle incelerken bol bol hatıra fotoğrafı çektirdi. Birçoğu Kuşadası’na, Selçuk’a yani Türkiye’nin Batı kıyılarına ilk kez gelmişti ve gördükleri onları çok mutlu etti.

Key Müzesi’ni gezen çocuklar, otomobil ve motosiklet koleksiyonlarını ağızları açık şekilde izlerken fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmedi. Tabii bu fotoğraflarda hocaları da vardı!

Sonra sıra tarihin beşiği Anadolu’da kurulmuş uygarlıkların izini taşıyan Efes Antik Kenti’ne geldi. Genç futbolcular; binlerce yıl önce dikilmiş sütunların, kaidelerin ve devasa kapıların arasından geçerek tarihe tanıklık etti.

Ülker Elit Futbol Köyü’nde eğitim alan yıldız adaylarımızın son durağıysa Altınordu Futbol Kulübü oldu. Tesisleri dolaşan ve Altınordu hocalarının yaptığı sunumları dinleyen çocuklar, abilerinin antrenmanlarını dikkatle izledi. Ve ardından otobüslere doluşup, dinlenmek için yola çıkma zamanıydı…

Peki bu keyifli günü sonlandırmanın en güzel yolu neydi? Elbette ki topluca hatıra fotoğrafı çektirmek!

Kuşadası’ndaki Elit Futbol Köyü’nde beslenme eğitimi sunumu yapan Leyla Baran, kampta geçirdiği günü kaleme aldı:

Bugün, üyesi olduğum bir ailenin getirdiği haklı gururu, yine ve yeniden yaşadım.

Şubat ayına inat güzel ve güneşli bir günde yola koyulduk. Bugünkü kampımızın biraz daha yetenekli, bıcır bıcır ve de meraklı bir grup olduğunu biliyordum. Adı üstündeydi; Elit Kamp ve elit gençler vardı…

Kuşadası’nda beni TFF’nin güler yüzlü antrenörleri Necla Hanım, Nihal Hanım, Serkan Bey, Erhan Bey ve diğer ekip üyeleri karşıladı. Kısa bir tanışmadan sonra öğle yemeği yedik. Burada dikkatimi çeken gençlerin daha önce gittiğim kamplardaki (Nevşehir, Erzurum’daki kız kampları) futbolcu adaylarına kıyasla yediklerine daha fazla özen göstermeleri ve tabaklarında beş besin grubuna da yer vermeleri oldu. Bir kez daha gururlandım. Neticede, yaz boyunca Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Vakfı, TFF ve Tog ailesiyle birlikte biz diyetisyenlerin yürüttüğü beslenme çalışmalarının meyveleriydi bunlar.

LYL4

Yemek sonrasında gençlerle sohbet ettik; tahmin ettiğiniz gibi çoğu Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor taraftarıydı. Tabii hemen hepsi bunun yanında kendi şehrinin takımlarına da destek veriyordu.

Gençlerle, geçen yaz aldıkları “Yeterli ve Dengeli Beslenme” derslerine ek olarak, porsiyon kavramını, beş besin grubunun porsiyon değerlerini konuştuk ve içinde bulunduğumuz aya özel sebze-meyve tanıtım ve tadımı yaptık. Bunu yaparken çok da eğlendik. Sunum sonrasındaki tabu oyunu da ortaya çok renkli kareler çıkardı. Tabuda bir takımın oyunu oldukça ileride tamamlamasına rağmen, “Kim kazandı?” soruma gelen “Dostluk kazandı!” yanıtı herkesi güldürdü. Evet, sporcu etiği ve takım ruhu buydu. Gençler daha şimdiden bizlere örnek olmaya başlamıştı.

Beslenmeyle de oldukça ilgiliydiler ve beni soru yağmuruna tuttular. “Mantarın zehirlisini nasıl ayırt edebiliriz? Mantar dışında zehirli olabilecek besinler var mıdır? Kivi nerede yetişir? Kızılcık nedir ve nasıl tüketilir? Pancar nasıl bir yemektir, hangi besin grubuna girer? Mısır neden sebze grubunda değil de tahıl grubundadır? Erişte nedir?” hatırladığım sorulardan sadece bazıları…

IMG_0341

Sunum sonrasında gençleri antrenmanda da ziyaret ettim. Antrenörlerimiz sahada da oldukça cana yakın bir tavır sergilediler. O sıcak ortamda çocuklarının yeteneğine hayran kalmışken bir anda dönüş saatim geldi. Ancak 4 buçuk saatin nasıl geçtiğini henüz anlayamamıştım! Kampta geçirdiğim gün, anılarım arasına en üst sıralardan yerleşti. Daha güzellerinde buluşmak dileğiyle diyelim…

Tanıştığım günden beri idolüm olan meslektaşım sayın Ayşegül Uğural’a, her türlü acil durumda yardımıma yetişen Sinan Yaman’a, yolculuğum için elinden geleni yapan Zeki ve İsmail Bey’e, tüm antrenörlerime, bu projeyi destekleyen ve bizleri gençlerle buluşturan Ülker, TFF ve Tog ailesine, son olarak da projemizin amacı olan değerli gençlere teşekkürü borç bilirim.

 

Kuşadası’nda güneşli bir öğleden sonra, hem de kışın ortasında…

‘’Zemin futbol oynamaya elverişli’’ klişesine yakışır bir saha ve güzel havada antrenmana çıkıyor çocuklar. Hepsi farklı şehirlerden, farklı takımlardan gelmişti buraya. Sakarya, Hatay, Muş, İstanbul… Ortak yönleri ise hepsinin meşin yuvarlağın peşinde bir ömür geçirme hayali. Profesyonel olmak istiyorlar, bunun yolunun da Ülker Elit Futbol Köyü’nde gösterecekleri performansa bağlı olduğunun farkındalar. O yüzden antrenmanlarda oldukça dikkatliler.

Çalışmalar boyunca hocalarının anlattıklarına dikkat kesiliyorlar, artık bunları uygulama zamanı. Kıran kırana bir mücadele var sahada. Kaleciler birer Neuer, bazen Muslera veya Volkan… Savunmada tekmeye kafa sokan da var, kale önünde oyunun inceliklerini sergilemekten çekinmeyen de. Oyun ‘’Boştayım’’, ‘’Bana ver’’ ya da kalecinin ‘’Bende!’’ sesleri arasında akıp gidiyor. Hiçbir çocuk zamanın farkında değil, yeter ki o top üç direğin arasından içeri girsin!

Ama sonunda antrenman bitiyor. Kimi doğruca otobüse, kimi buz için masör abilerinin yanına dağılıyor. Şimdi dinlenme zamanı, yarın yeni bir gün….