TFF-Ülker Futbol Köyleri

TFF ile Ülker’in iş birliğiyle yaz aylarında düzenlenen Futbol Köyleri, genç yeteneklerin hayatını değiştirmeye devam ediyor.

Köylerde eğitim alan çocuklar, kendilerine örnek aldıkları yıldız futbolculara atölye derslerinde mektuplar yazmıştı. Beklenen cevaplar gelmeye başladı.

Onur Recep Kıvrak, Ricardo Quaresma, Mehmet Ekici, Özer Hurmacı, Gökhan Töre ve Olcay Şahan gibi futbolcular, kendilerini rol modeli olarak gören genç futbolculara birer mektupla cevap verdi.

Trabzonsporlu Özer Hurmacı mektubunda, çocukların sporla ilgilenmesinin çok önemli olduğunu ve futbola meraklı çocukların temel bir eğitim alması gerektiğini vurguladı.

Genç futbolcuların önünde uzun bir yol var. Neler yapmaları gerektiğine dair ipuçları Beşiktaşlı Olcay Şahan’ın mektubundaydı: “Pes etmeden çalışman lazım.”

Ekran Resmi 2016-01-12 18.16.57

 

Trabzonsporlu bir başka futbolcu Mehmet Ekici, gönderdiği mesajda küçük hayranına cesaret verdi. Ekici, “Senin de benim gibi, hatta benden daha iyi bir futbolcu olacağına inanıyorum” diye yazmıştı.

Ekran Resmi 2016-01-12 18.18.45

Beşiktaşlı Ricardo Quaresma ise kendisine gelen mektupları tercümanı aracılığıyla yanıtladı. Portekizli hücumcu, küçük bir kaleciye, “Kalecilik zordur, herkes yapamaz… takımının arkasında bir lider gibi durmaya devam et” diye seslendi.

Ekran Resmi 2016-01-12 18.20.28

Çocukların mektupları hayaller ve iyi dileklerle doluydu. Yıldız futbolcular da yoğun çalışma tempolarında zaman ayırıp genç yeteneklerin heyecanına ortak oldular. Sonuçta, bir zamanlar bu yıldız futbolcular da tıpkı Futbol Köyleri’nde eğitim gören minik sporcular gibi futbola gönül vermiş birer çocuktular…

TFF-Ülker Futbol Köyleri’nde yapılan tüm atölye çalışmaları içinde en zevklisi hangisiydi? Her genç sporcu adayının buna vereceği cevap farklı olabilir ama çoğunluğun en sevdiklerinden biri, hiç şüphesiz, ‘stop motion’ sanat atölyesiydi.

Durağan objeleri hareket edermiş gibi gösterme işi olan ‘stop motion’, ortaya birbirinden yaratıcı işlerin çıkmasını sağladı.

Genç futbolcularımız renkli hayal güçlerini birbirinden farklı animasyonlar yaratmak için kullandı. Bazısında uçan bir adam yalnız bir çocuğa futbol topu getirdi, bazısında kuzular birbiriyle futbol oynadı, bazısında ise dünyanın nasıl döndüğü anlatıldı.

Tabii ki animasyonlarının çoğunun ana konusunun futbol olması hiç de şaşırtıcı değildi! Birbirinden farklı onca çalışmanın ortak yanı ise hiç dışına çıkılmayan dostluk temasıydı.

İşte, sekiz şehirde kurulan 10 kamptan unutulmaz hatıralar…

Sinop Futbol Köyü:

 

Sakarya Futbol Köyü:

 

İstanbul Futbol Köyü:

 

Nevşehir Futbol Köyü 1. Dönem:

 

Nevşehir Futbol Köyü 2. Dönem:

 

Kuşadası Futbol Köyü:

 

Isparta Futbol Köyü:

 

Erzurum Futbol Köyü 1. Dönem:

 

Erzurum Futbol Köyü 2. Dönem:

 

Elazığ Futbol Köyü:

Futbol Köyleri’nin en önemli eğitimlerinden biri beslenme eğitimiydi. O dersleri veren Uzman Diyetisyen Çiğdem Bozkır yazdı:

Meslek hayatımın altıncı yılında farklı bir deneyim yaşamak üzere yola çıktım. Proje, Türkiye Futbol Federasyonu ve Ülker işbirliğiyle düzenlenen Futbol Köyleri ile farklı şehirlerden genç sporcular bir araya geliyor. Çocukların güzel zaman geçirmeleri sağlanırken sporcu disiplini, takım çalışması, alanında uzman eğitmenlerle beslenme, drama, satranç eğitimleriyle sosyal yönleri de güçlü sporcular yetiştiriliyor.

Projede bu yıl Erzurum ve Elazığ futbol köyünde beslenme eğitimini vermek de ne mutlu ki bana düştü! Daha öncelerde de çocuklara eğitimler verdiğim için onların ne verirseniz almaya hazır olduğunun farkındaydım. Gülümseyen gözleri ile karşımdaydılar, ne verirsem almaya hazır! Ancak en ufak bir soru işareti kalsın istemez çocuklar, daha önce duydukları ile çelişmesi durumunda hemen sorular dökülür o minik ağızlardan… Erzurum Futbol köyünde eğitim sırasında tahıl grubundan bahsederken “Ekmek olmazsa olmaz! Ben de her gün mutlaka ekmek tüketirim” dedim. Rizeli genç sporcumuzsa çok tatlı şivesiyle, “Hocam her gün ekmek yiyerek nasıl böyle ince olabilirsiniz?” diye atıldı. Çünkü ekmeğin kilo aldırdığı gibi yanlış bir bilgi edinmiş bir yerlerden. Neyse ki doğru bilgi yerine ulaştı.

Yine Erzurum ve Elazığ futbol köylerinde su içmenin öneminden bahsederken suyu hızlı bir şekilde değil de yavaşça yudum yudum içmenin daha doğru olduğunu, böylesinin daha çok işe yaradığını anlattım. Sonrasında Elazığ Futbol köyünde antrenmanları izleme fırsatım oldu. Antrenmanlarda su molası verdiklerinde suyu yudum yudum içmeye başladıklarını görünce çocukların gözlerindeki gülümseme yüzümde tebessüme dönüştü.

Şimdi bu güzel tecrübeden aklımda kalanları kâğıda dökerken hatırıma bilginin paylaştıkça hayat bulduğu, çoğaldığı geldi, tıpkı mutluluk gibi…

 

Her güzel şeyin bir sonu vardır. Türkiye Futbol Federasyonu ile Ülker’in birlikte düzenlediği futbol kamplarının Elazığ ayağı da sona erdi.

Elazığ’da, Türkiye’nin çeşitli şehirlerinden 40 genç futbolcu adayı sistemli bir eğitimle saha becerilerini geliştirdi. Çocuklar ayrıca yaratıcı drama, satranç ve beslenme gibi konularda yan eğitimler aldı.

Hayatları boyunca unutmayacakları bu deneyim, onların hayallerini süsleyen futbol kariyerleri için bir ilk adımdı. Artık eve yeni arkadaşlıklar ve hikayeler ile dönme zamanı. Yolları açık olsun!

 

Hiç bitmeyecek gibi gelir bazen. Kimi zaman bir yıl, kimi zaman iki saat, yer yer de son 10 dakika hiç nihayete ermeyecek gibi hissedersiniz. Ama o gözünüzde büyüttüğünüz zorlu yıl da geçer, şampiyonluk maçına sahne olan iki saat de, tek farkla önde olduğunuz son 10 dakika da…

Sakarya Futbol Köyü’ne gelen çocuklarımız da, bir şekilde, sonu yok diye düşündüler elbette. Ailelerinden uzak kaldıkları ilk gece, yoruldukları bir idman çıkışı hasretle, ya da tam tersi, yüzlerinde koca bir gülümseme ile tadını çıkardıkları bu özel ortamın hep süreceğini düşündüler…

Bu yazıda goller olmayacak. Kazananlar ve kaybedenler de. Son akşam idmanında çalan kapanış düdüğünün ardından, koordinatörümüz Serhat Hoca’nın herkesi etrafına toplayıp yaptığı duygu yüklü konuşma olacak mesela…

Ya da bitiminde Serhat Hoca’nın omuzlara alınıp servislere kadar taşınması. Az önce sahada kıran kırana mücadele eden rakiplerin, dönüş servisinde kol kola, omuz omuza oyun havasına eşlik etmesi kalacak akıllarda. 40 çocuk, hayatlarının 10 kıymetli gününü bu tür hatıraları ceplerine koyarak geride bıraktı. Son gece yapılan törende teslim aldıkları madalya ve sertifika belgesinden çok daha fazlasını götürüyorlar yanlarında. Yolları açık olsun…

Ülker Futbol Köyü’nde öğrenciler sahaya son çıkışını ‘Mutlu Bir An’ etkinliği kapsamında gerçekleştirdi. Nevşehir, Sakarya, Erzurum ve İstanbul kamplarının bitişini, bu farklı etkinlikler haber verirken sekiz farklı parkurun kurulduğu sahada çocuklar sırayla hünerlerini göstermeye çalıştı. Her parkurun kazananı için akşam yapılacak sertifika töreninde verilecek özel bir ödül saklıydı!

İstanbul Kampı’nda bu sekiz farklı parkurun içinde kale direği vurma yarışması çocukları en çok zorlayandı. Top sektirme parkuru ise adeta büyük transfer imza törenlerinden sahnelere benziyordu. Tabii ki yarışan herkes birbirine her parkurda ne yaptığını sormadan duramadı. En güzel sahne ise bir parkurun önceki rekortmeninin kendini ufak bir farkla geçen arkadaşına onu tebrik etmek için hemen koşmasıydı.

Daha sonra etkinliği izlemek için orada olan Ülker yöneticileri çocuklara, antrenörlere ve eğitmenlere madalyalarını verdi ve hepsini tek tek tebrik etti.

Çocuklar başardıklarının farkında ve mutluluk içinde sahayı terk etmeden önce önümüzdeki haftalarda önemli maçlar oynayacak A Milli Erkek Futbol Takımı’na bir de mesaj yolladı…

İstanbul Kampı, dünkü final günüyle noktalandı. Çocuklar biraz da buruk bir heyecanla,  08.30’da kahvaltıyla güne başladı.

Sahaya giderken yüzlerinde hem son maç heyecanı, hem son gün hüznü, hem de bu dokuz günlük maratonun yorgunluğu vardı.

Sahaya geçildiğinde hepsi son güzel hareketlerini sergilemeye çalıştı. Tabii yorgunlukları izin verdiği ölçüde… Bitkinlikleri sahada artan omuz omuza dayanmalarda ortaya çıkıyordu.

_MG_0593

Maçın bitimiyle beraber herkes birbirini tebrik etti. Kendi aralarında tüm sürecin yorumlarını paylaşıp “Gitmek istemiyorum!” ve “Ne olur bir hafta daha!” cümleleri eşliğinde dinlenmeye çekildiler. Sonra, öğle yemeğinde buluştular.

Yemek sırasında, son günün şerefine tabak kontrolleri eskisi kadar sıkı değildi. Öğrenciler, yorgunluklarını bir kez daha ikinci plana atıp beraber geçirecekleri son zamanların tadını çıkarmaya baktı. Kol kola verilen pozlar sıklaştı.

Çocuklar, 16.30’da kendileri için hazırlanan özel parkurda yarışacak ve Ülker yetkililerinden madalyalarını alacaktı.

Drama dersiyse bu sefer daha dingin geçti. Çocuklar önce tüm bu süreçte drama dersinin onlara hissettirdeklerini konuştu. Ardından yine bu dersin hissettirdiklerini çizerek kağıda döktüler ve yaptıklarını sergiledi.

_MG_0842

Saat 16.30’da yeteneklerini son kez gösterdiler ve madalyalarını alıp akşam yemeğine geçtiler. Antrenörlerinin ve diğer herkesin gözlerini kamaştıran bu tür performansların önce U-13 Ligi’nde, ardından ise milli takım forması altında devam edeceğinden kimsenin şüphesi yok.

Akşam yemeğini hepsi hızlıca bitirdi. Formalarını alıp imza turuna başladılar. Bunun ardından da günün son etkinliği olan sertifika dağıtımına geçildi. Geriye kalan güzel anılar ve becerilerindeki muazzam gelişim göz önünde bulundurulduğunda, bu hayat değiştirici bir tecrübeydi.

_MG_1282

Sakarya’da müsabaka günlerinin ikincisinde hava güzelleşti. Tepelerden gelen hafif esinti, sıcağın kırılacağının, haliyle de oyuncuların sahada daha rahat edeceği bir günün habercisiydi.

Günün ilk maçında, önceki günü iki galibiyetle kapatan iki takım, Atakan Gültekin ve Türker Şarkıcı Hocaların öğrencileri karşı karşıya geldi. Uykular daha tam açılmamış gibiydi; dirençli görünse de takımlar, rakip kalede eser miktarda tehlike yaratabildiler. Bu kısıtlı fırsatlarda da son vuruş gelmeyince günü golsüz beraberlikle açtık.

sabah ilk maç

Sabah bölümünün diğer maçında ise İnanç Yavuz Hoca’nın takımı hızlı başlayıp ilk golü Yiğit ile buldu. İlk yarının sonlarına doğru, rakip yarı sahanın ortalarında topu alan Ömer merkezden topu taşıdı. Azad ile yaptığı verkaçtan gelen topu tek vuruşla sağ direk dibine gönderip kaleci Yuşa’yı çaresiz bıraktı ve skoru eşitledi.

Ömer fırtınası ikinci yarı da devam etti. Yarım dairenin iki metre gerisinde buluştuğu topu soluna doğru sürüp ceza sahasına girdi ve uzak direğe sert bir vuruşla takımını öne geçirdi. Ağrı hissedip kenara gelmeden hemen önce de üçlemeyi tamamlayıp farkı ikiye çıkardı. Sakarya bölge aday hakemlerinden Onur Solak’ın son düdüğüyle Oğuzhan Hoca’nın öğrencileri galibiyetle öğle yemeğine geçtiler.

Çimlerin kokusunu alma sırası, kampa dün dahil olan 8-11 yaş arası miniklerindi. Dün futbolcu ağabeylerinin yaratıcı drama dersini tecrübe eden 40 çocuk, bugün de sahada tıpkı onlar gibi bir antrenman geçirdi, stajyer hocalarımızın eşliğinde. Böylece Futbol Köyleri’nin havasını tam olarak soluma şansı bulan minikler yarın yine misafirimiz olacaklar.

miinikler

Öğle aralarını yemek, dinlenme ve yaratıcı drama dersleriyle geçirdikten sonra tekrar ait oldukları yere, sahaya döndü çocuklar. Türker Hoca ile Oğuzhan Hoca’nın takımlarının karşılaştığı maçın ilk yarısı pek üretken değildi. Devre arasında oyuna dahil olan, önceki maçların etkili isimleri Metin ve Miraç oyunu siyahla beyaz kadar değiştirdi. Rakip defans arasındaki boşluğu iyi işleyen ikiliden Metin’in üç, Miraç’ın penaltıdan tek golüyle 4-0’a uzandı karşılaşma. Bir diğer Sakarya bölge aday hakemi Ömer Faruk Kılıç’ın düdüğüne son kez üflemesiyle Türker Hoca’nın ekibi ilk dört maçı kalelerinde gol görmeden tamamlamış oldu.

üçüncü maç

Günün son maçına geçilmeden önce ise sıra toplu fotoğraftaydı. Artık kum saatinin son taneleri akarken bu keyifli on günü unutulmaz kılmak adına geçildi objektifin karşısına. Formaları ve antrenörleriyle dört takımımız, kamp koordinatörü Serhat Sütlü Hoca, malzeme sorumlusu Kadir Akıncıi, stajyer eğitmenler Murat, Kadir ve Burak, sağlık ekibinden Erkan ve Sefa, gönüllü Yunus Taş ve saha sorumlusu Emin ile kameraya gülümsedi, ortaya da bu fotoğraf çıktı:

toplu

Günün son maçında Atakan Hoca’nın öğrencileri İnanç Hoca’nın ekibini 2-0 ile geçerken goller Utku’dan geldi. Akşam yemeğinden çıkılıp oyun saati de sona erince saat uykuya beş vara dayandı. Odalara geçilirken yüzlerde ufak da olsa bir burukluk seziliyordu sanki. Uyku bu kez kampın son gününü getirecek ve hala buradaki çocukların evlerine gitmeye pek de niyeti yok gibi!

Çocuklar bugün tüm yorgunluklarını kahvaltı masasında bırakıp sahaya indi.

Antrenörlerin özellikle üstünde durduğu ısınmalar artık herkes için es geçilemeyecek bir alışkanlığa dönüştü. Genç futbolcular, gerekli tüm hareketleri tamamladılar ve ilk düdükle el sıkışıp kendi yarı sahalarına dizildiler.

Maçların başlamasıyla beraber heyecan bir anda zirve yaptı. Önceki güne göre çok daha paylaşımlı ve yardımlaşarak oynuyorlardı. Özgüveni iyice yerine gelen bazı oyunculardan büyüleyici vücut çalımları ve enfes uzun şutlar izledik. Bolca güzel hareketin olduğu maçların sonunda skor çoğu zaman beraberlik.

_MG_0104

Yorucu geçen maçtan sonra öğrenciler öğle yemeğine koştu. Patates kızartması defalarca yenilendi, yine de öğrencilere yetmedi. Bu küçük ödülü hak etmişlerdi. Yemeklerini hızla yiyip bir an önce dinlenmek için odalarına çekildiler.

Yemek sonrası dinlenmenin ardından gayet dinç bir şekilde yaratıcı drama dersinin yolunu tutan çocuklar önce uyum ve iletişim çalışması yaptı. Ardından klasik çemberlerini oluşturarak yere oturup çalışma sırasında hissettikleriyle ilgili açık yüreklilikle konuştular. Dersin son çalışması ise heykeldi. Günün hem en kahkahalı hem de en zor çalışması oldu onlar için.

Mental olarak rahatlamış bir şekilde kramponlarını aldılar ve günün ikinci maçları için sahanın yolunu tuttular. Kalite ve performans açısından sabah maçlarından geri kalır hiçbir yanı olmayan maçlar oynandı. Her maçın sonunda ise el sıkışıp birbirini tebrik etme geleneği tekrarlandı.

_MG_0236

Yıldız adayları akşam yemeğinde tekrar buluştu. Öğle yemeğindeki patates kızartmasının üstüne akşam yemeğinde de ıslak keki önlerinde görmek yüzlerindeki gülümsemeyi genişletti. Yemeğin bitiminde herkes dinlenmeye çekilip günü sonlandıracaktı ama ondan önce pazarlıklara başladılar. Antrenörlerinin yanına gidip bir 10 gün daha burada olmak istediklerini söylediler. Bunun mümkün olmadığını duyduklarında ise pazarlıkları iki güne kadar indirdiler. En azından şimdilik buradaki zamanlarını en iyi biçimde geçirmekle yetinmeye ikna oldular.

Ülker İstanbul Futbol Köyü’nde ikinci maç günündeyiz.

Antrenörler, ortaya çıkan performanslardan genel olarak memnun. Kampın koordinatörü Begüm Üresin süreci genel olarak “Önceki seneler ile karşılaştırdığımızda buraya gelen en iyi grupla karşı karşıyayız. İyi oyuncularla oynuyor olmak da herkesin performansını etkiliyor” diye özetliyor. “Antrenman ve maç performansı çok değişen oyuncular var” uyarısını da yaparak maçlardaki küçük sürprizleri hatırlatıyor.

Oyuncuların maçlardaki halinden bahsederken Damla Demirdön, “Her maç daha iyiye gidenleri gördük ama her maç performansı düşenler de yok değil. Bunu yorgunluk ve maç stresine bağlıyorum” tespitini dile getirdi. Melis Özçiğdem ise geniş açıdan baktığımızda özellikle beraber oynamaya devam ettikçe genel performansın ciddi şekilde yükseldiğini düşünüyor.

İlk gün özellikle taç atışlarında nizami kurallara uyamadıkları için hata yapan birçok oyuncu görmüştük. Oyun kuralları eğitimini de veren Melis Hoca çocukların oynadıkça çok daha iyiye gittiğini ve kuralları kavradığını söyledi. Bu konuda kural hataları ile ilgili toleranslarının çok düşük olmasının payı şüphesiz ki çok büyüktü.

Antrenman günlerinin parlayan yıldızları olan kalecilerin durumunu ise Ümit Yavuz Hoca şöyle açıkladı: “Kalecilerin ilk günü ve bugünü arasında, temel tekniği uygulayış açısından çok büyük fark var. Algılamaları ve uygulamaları çok hızlı gelişti. Beş günlük antrenman sürecinin sonunda oyuncuların sahaya çıkması her açıdan yardımcı oldu. Özellikle takımla iletişimleri ve defansı düzenlemelerinde fark görüldü.”

Oyuncular ilk gün yaptıkları ilk antrenmandan bu yana gözle görülür bir gelişim kaydettiler. Takımlar arasındaki uyum ve takım oyunu bu hızla gelişmeye devam ederse son maçtaki kaliteyi hayal etmek bile zor.