Tag: Gönüllüler & Katılımcılar

Ülkü Can

01Futbol Köyleri sonrasında hayat kaldığı yerden devam etti. Okullar açıldı ve yeni dönem başladı. :) Futbol Köyleri benim için gerçekten büyük bir deneyim oldu. Futbol Köyleri’nin samimi ortamı, projeye çok çabuk ısınmamı sağladı ve çocuklarla daha iyi bir iletişim kurmama yardımcı oldu. Toplum Gönüllüleri Vakfı’nın çocuklarla ilgili birçok projesinde yer aldım fakat onlar günlük deneyimlerdi. Futbol Köyleri‘nde yaklaşık iki haftalık bir süreçte 7/24 çocuklarla beraberdim. 40 tane küçük kız çocuğuyla, birbirinden farklı dünyayla, minik yıldızla tanıştım. :) Hepsiyle birebir ilgilenecek zamanım olduğu için, sevinçlerine üzüntülerine şahit oldum. Aslında beraber sevindik beraber üzüldük. :) Yaşadıkları şeyleri benimle paylaşmaları, bana güvenmeleri beni mutlu ediyordu. İlk günlerde, ailelerinden ilk defa ayrı kalarak farklı bir ortama giren küçükleri teselli etmek için orada buluyordum, son günlerde ise kendimi oradan ayrılacakları için onları teselli ederken buldum :) Aslında orada tam anlamıyla yaşadıklarım anlatılmaz yaşanır. Futbol Köyleri‘nin bana çok şey kattığını ve iki haftamı çok iyi bir şekilde değerlendirdiğimi düşünüyorum.

Engin Zengin

02

Sinop Futbol Köyü’nde  hem eğlenen hem öğrenen hem de sorumluklarını yerine getirmek için koşuşturan bir öğretmen adayı  olarak birçok deneyim sahibi oldum. Belki de ilk defa  bana verilen sorumluluklarımı -zorlanmama rağmen- bu kadar isteyerek ve severek yerine getirdim.  Futbol Köyü’nde  çocuklarla  her gün yaptığımız  kitap okuma seansları, beraber  girdiğimiz satranç ve drama dersleri, sunduğum  Turmepa eğitimi gibi etkinlikler benim için de yeni deneyimlerdi. Çocuklarla olan iletişimimin  gelişmesine de  çok katkıda bulundu.   Belki gözlem gücüm arttı, belki fotoğrafçılık yeteneğim gelişti ama en çok da  sorumluluk bilincim gelişti.   Kısacası, yaşadığım birkaç sıkıntıya rağmen Futbol Köyleri benim için güzel bir deneyim oldu. Geleceğin futbolcularıyla vakit geçirmek, bir şeyler paylaşmak çok güzeldi.

Ünal Koç

03Hayatımda hiç unutmayacağım 10 gün yaşadım. İlk gittiğimde biraz tedirgindim, sonuçta hiç tanımadığım kişilerle 10 gün geçirecektim ama bu tedirginliğim bir kaç saat içinde geçti. Çok profesyonel bir ekiple bir aradaydım. 40 farklı çocukla birlikte çalışmak bana çok şey kattı. Vaktimin çoğunu onlarla geçirdim, beraber oyunlar oynadık, yeni şeyler öğrendik. Eğlenerek çalışmayı başardık. Antrenörler, eğitmenler, doktorumuz ve kardeşlerimizle adeta bir aile olduk. Antrenmanlarda herkes çok ciddi ve çok profesyoneldi. Aralarda ise tıpkı anne, baba, kardeş gibiydik. Çocukların gelip dertlerini, sevinçlerini anlatmaları “benim burada bir sorumluluğum var” dememi sağladı. Çocuklar birbirleriyle bir anda o kadar samimi oldular ki, hala sosyal medyada hepsiyle iletişim halindeyim ve görüyorum onlarda hala birlikteler. Ayrılırken ağlamayan kardeşimiz olmadı, ki bende dayamadım. Her ne kadar belli etmemeye çalışsam da çok üzüldüm. Bu 10 günlük süreç bana ekip çalışmasını çok iyi öğretti. Öğrendiklerimin hem  özel hayatımı hem de iş hayatımı olumlu yönde etkileyeceğini düşünüyorum. Bana öyle bir fırsat verdiniz ki ne kadar teşekkür etsem az kalır. Ülker’e ve bu projede emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum.

Muharrem Harmanlı

04Öncesinde nasıl olacağını merak ettiğim ve çok heyecanlı olduğum; daha sonra yapılan ilk toplantıdan son gün kamptaki vedalaşmaya kadar her dakikası keyif veren, insanın yorgunluğunu unutturacak kadar mutlu eden, çok eğlendiğim ve bir o kadar da kendime güzel anılar bıraktığım mükemmel bir deneyimdi benim için. Planlaması, uygulaması, birbirinden güzel organizasyonları ve aktiviteleri ile unutulmazlarım arasına girdi. Son gün çocuklar gibi ben de kamptan ayrılmanın burukluğunu ve hüznünü fazlasıyla yaşadım.  Böylesi bir organizasyonda bulunmama vesile olan TOG’a, organizasyonu bu denli çekici ve keyifli hale getiren TFF ve ÜLKER’e, diyaloglarına, samimiyetlerine hayran kaldığım ve bana her daim yardımcı olan başta İsmail , Aybike ve Yıldız Holding çalışanlarına , bu mükemmel kampta bana her konuda destek ve yardımcı olan, kendilerinden çok şey öğrendiğim koordinatörüm Serhat SÜTLÜ’ye, hocalarıma ve diğer ekip arkadaşlarıma teşekkürlerimi bir borç bilir, şükranlarımı sunarım.

Bilal Çakmak

05Ben Elazığ Futbol Köyü’nde gönüllülük yaptım. Orada bulunmak benim için çok güzel bir deneyimdi. Çocuklarla ilgilenmek ve onları idare etmek gerçekten zordu ama Futbol Köyü’ndeki hocalarımızla birlikte güzel bir iş çıkardığımızı düşünüyorum. İlk günden itibaren çocuklarla çok güzel vakit geçirdik. Çocuklarla beraber mutlu anılarımız oldu. Çocuklar sanki önceden arkadaşlarmış gibi birbirlerine bağlıydılar. Aralarında birinin parası kaybolmuştu, arkadaşları hemen aralarında para toplayıp verdiler. Son gün “Mutlu Bir An” günüydü. Çocuklar hem sevinçli hem de birbirinden ayrılacakları için hüzünlüydüler. En son gece bütün çocuklar ağlıyordu birbirinden ayrıldıkları için. Biz de onları teselli etmeye çalıştık. Bu tür bir organizasyona katıldığım için çok mutluyum. Emeği geçen herkese teşekkür ederim.

Sultan Uzun

06Yeni yılla birlikte hep geçen yıla dair değerlendirme yaparız. Benimse geçen yılki en büyük kazancımdı TFF ve ÜLKER’in yıllardır sürdürdüğü Futbol Köyleri projesine katılmak. Birbirinden başarılı, seçilmiş çocuklar, birbirinden kıymetli hocalar ve antrenörler vardı burada. Bu ailenin bir parçası olmak beni çok heyecanlandırmıştı. Futbol, milli takım maçlarından ibaretti benim için. Maçlardan sonra çıkan fanatik haberleri soğutmuştu biraz beni futboldan. Ama bu kampta çocukların heyecanına ortak oldukça, futbol maçlarını takip eden birisi oldum. Futbola “aman 11 kişi bir topun peşinden koşuyor.” diyenlere bu kampta yaşadıklarımla cevap vermek isterim. Futbol satrançtır, taşları nasıl oynatırsanız kale o denli sağlam korunur. Futbol dramadır, hayatı taklit edersiniz orada, hırslarınızı, sevinçlerinizi, mutluluklarınızı, kardeşliğinizi yansıtırsınız. Yani futbol hayattır, ailedir. Burada en iyi tattığımız şeydi aile olmak. Üzgünüm Nevşehir Futbol Köyü’nü kelimelere sığdıramıyorum. Ama gelin şuna kulak verelim, bu bir ayrılık çığlığıdır çocuklarımızdan çıkan. “12 yıldır aile ne demek bilmiyordum, 10 günde öğrendim.” diyorlardı gözyaşları içinde. İşte böyle harika bir şeydi burası, anlatılmaz yaşanır denilecek türden. Bana bu mutluluğu yaşatan herkese kocaman teşekkürler, bu ailenin her zaman bir parçası olmak dileklerimle, mutlu yıllar…

Şeyma Öner

07Futbol Köyleri projesi benim için ilginç ama çok verimli geçen bir süreçti. Farklı çevre ve kültürlerden bir araya gelen 40 güzel yüreğe ablalık yapmak hem zor hem de çok güzeldi. İçlerinde, evlerinden ilk kez uzaklaşan, ilk kez bilmediği bir ortamda kalan kızlarımız vardı. Evet, evlerine gitmek için ağlayanlar oldu, ama henüz tam olarak tanışmadıkları halde ağlayanları teselli edenler de oldu. Kamp programı yorucu fakat kızlarımız için çok yararlıydı. Onlarla birlikte ben de yeni yeni şeyler öğrendim. Verdiğim bir eğitim sırasında bir şeyi fark ettim ki kızlarımız bilgiye çok açık ve bir o kadar da bilgililer. Tabi ki burada hocalarımızın hakkını vermek gerek. Hepsi çok donanımlı, çok tecrübeli ve çok alçak gönüllüydüler. Kamptaki birkaç hocamız Karadenizliydi ve ilk kez Rize’de bulunmuş olmama rağmen onların cana yakınlığı, misafirperverliği ve yardımseverliği sayesinde oradan kopmak istemedim. Hiçbir şey tozpembe değildir. Kampta tabi ki ilk günlerde ufak tefek problemler yaşandı ancak hocalarımızın deneyimi sayesinde onlar da aşıldı. Bense teknik açıdan problemler yaşadım ama onları da kendi yöntemlerimle çözmeye çalıştım. Ama eğlenceli anlarımız, sorunlarımızı unutturdu ve ayrılırken hepimiz birbirimizi güzel hatırlayacağımızı bilerek ayrıldık. Kamptan sonraki hayatımda çok fazla bir değişme olmadı ancak bu kamp bana deneyim açısından çok şey kazandırdı. En önemlisi yaşanan kriz anlarında onları yönetebilme ve çözebilme yetisi kazandırdı bana. Ve ben bilgiye, iletişime aç bir insan olarak yine böyle bir projede can-ı gönülden yer almak istiyorum. Ve son olarak; Herkese barış ve huzur dolu bir sene diliyorum.

Derya Balaban

08Balıkesir’de geleceğin yetenekli kadın futbolcularıyla geçirdiğim 10 gün… Aslında tam olarak nasıl anlatılır bilmiyorum ama çok sürmedi onların ablası olmam, geldikleri ilk akşam tanıştım ve sabah kahvaltıda onların Derya ablası olmuştum. Konuşmak istedikleri şeylerin yanı sıra birlikte oynadığımız oyunlar yaptığımız etkinlikler… Hem çok şey öğrendik hem de çok eğlendik. İlk geldiklerindeki korkunun yerini gidişte bir hüzün almıştı. Birbirlerini tanımadan geldikleri şehirden, artık birbirlerinin arkadaşı olarak ayrılan bireyler vardı. Hem hocaları hem de oranın çalışanları için bizler ağırlanması gereken önemli misafirler olduk. Gün boyu bir oraya bir buraya gidip gelen ve hep bir etkinlik içinde olan çocuklar, günün sonunda yorulmuyor ve hala enerji dolu oluyorlardı. Aralarında rekabet değil sadece dostluk vardı, onlar yere düşen rakip oyuncuyu elinden tutup kaldırırken geleceği aydınlatacak gibi duruyorlardı. Sanki etraflarındaki herkesi çok uzun zamandır tanıyor gibilerdi. Birbirlerini kolladılar her zaman. Hem futbol, hem gerçek bir sporcu nasıl olur öğrendiler hem de çocuk olup doyasıya eğlendiler. Masaya her oturup yemek yediğimizde hep anlatacakları harika anıları vardı, onlar anlattı ben dinledim. Ansızın çalan kapıyla “biz çok sıkıldık Derya abla n’olur seninle biraz oturalım” dedikleri akşamlar, bıraksaydım sabaha kadar otururlardı. Hepimiz yabancıydık ama giderken dost, kardeş olarak ayrıldık. Harika ve aslında anlatılmaz yaşanır denilen cinsten zamanlar geçirdik. :)

Ali Demirtaş

09Toplum Gönülleri Vakfı’ndan kabul mailimi aldıktan sonra hayatım boyunca unutamayacağım bir deneyim süreci başladı. Sadece Ağustos’u beklemek gerekiyordu ve o gün gelip çattığında, çocukların gözlerindeki ışığı ve heyecanı gördüğümde ne yalan söyleyeyim en az onlar kadar heyecanlı ve en az onlar kadar yabancıydım her şeye. Ama baş antrenörümüz, canımız kanımız Kemal hocamız 1 dakika bile yabancılık hissettirmeyecek kadar samimi bir şekilde öyle bir karşılama yaptı ki, yabancılık bir yana dursun 40 yıldır Futbol Köylerindeyim gibi hissettim. Orada kaldığım süre zarfında eğitimleri, idmanları yakından takip ettim.  Her şey mükemmel organize edilmişti. Yemeklerimiz, kaldığımız yer, geziler ve afacanlar süperdi.  Büyük düşleri vardı. Ben de o düşlerin hepsini dinlemeye hazır bir abileri olarak hayatım boyunca yaşayabileceğim en güzel tecrübeyi yaşadım. Ayrıca zaman o kadar çabuk geçti ki, vedalaşırken çocukların sevgi dolu hareket ve tezahüratları gözlerimi doldurmaya yetti… Okula geç geldim,  bir stajdan kaldım ama bir daha olsa bir daha yaparım. Bu arada orada beni asla yalnız bırakmayan İsmail abiye, Eren abiye ve Ceyla ablaya, kısacası Ülker ekibine ve antrenörlerimiz Erol hocaya, Murat hocaya ve Alparslan hocaya sonsuz teşekkürlerimi borç bilirim.

Merve Yeşilyurt

10Isparta Futbol Köyü’nde verimli zaman geçirdik. Benim ilk Futbol Köyü deneyimimdi. Daha önce yaptığım gönüllü çalışmalardan öğrendiğim tecrübeler faydalı zaman geçirmeme yardım etti. Genç futbolcularımızın heyecanı, antrenörlerimizin ve kampta çalışan herkesin bir şeyler yapması kamp süresini hem verimli hem de eğlenceli kıldı. Kamp sürecinde tanıştığım ve hala görüştüğüm hocalarım, genç futbolcu arkadaşlarım var. Futbol Köylerinde yapılan atölyeler çocukların gelişiminde çok etkiliydi. Futbola meraklı gençler yetiştirmek aynı zamanda sanattan kültürden geçiyor. Bunu ÜLKER ve TFF çok güzel organize etti. Kamp süresince birçok şey öğrenme ve öğretme fırsatım oldu. Kamptan içim huzurla dolu ayrıldım çünkü orada yetişen çocuklardan en az 5 tanesini ileride profesyonel futbolcu olarak göreceğimden emindim. Çocuklarla her gün kitap okumak, birlikte zaman geçirmek bana huzur veriyordu. Birçoğu evde hiç kitap okumadığını söyledi ama kamptan sonra hep okuyacağına dair bana söz verdi ve eminim şuan sözlerini tutuyorlar. Futbol Köylerinin daha da büyümesi ve Türkiye’de yetişen genç yeteneklere daha fazla destek olması temennilerimle…

Öncelikle buradaki çocuklara ve bana karşı baba sevgisiyle yaklaşan TFF Koordinatörü Mehmet hocamıza samimiyetinden, bütün emeklerinden dolayı çook teşekkür ediyorum. Onun için ne yazsam az gelir sizi çok sevdik hocam :)

Kampın ilk üç günü satranç eğitimlerimiz vardı ve kızlar “Ülkü abla ben girmek istemiyorum çok sıkılırım, satranç sevmiyorum” diyorlardı ama Savaş hocamızın verdiği eğitimlerle her biri  satrancı çok sevdi, kendilerini geliştirdiler. Hatta 4. gün “Bugün satranç yok mu? Nasıl yok ? Keşke olsaydı” diyerek satranca artan ilgilerini belli ettiler. Satrancı çocuklara sevdirebildiği için ve bize karşı olan içtenliğinden dolayı Savaş hocaya teşekkür ediyorum.

Futbol eğitimlerini veren Kezban hocaya, Yeliz hocaya , Selma hocaya ve Neşet hocaya da çocuklara karşı sabırları, her birine karşı özel ilgi gösterdikleri ve gerçekten çok iyi birer eğitimci oldukları için emeklerinize sağlık diyorum ve onlara da çok teşekkür ediyorum.

Evet, sıra geldi kampımızın en neşeli hocalarından biri olan Ayla hocamıza. Neşe kaynağı bir insan ve onu böyle bir ortamda tanıyabilme şansı yakalayabildiğimiz için hepimiz çok şanslıyız. Yaratıcı drama derslerinde çocuklara çok şey öğretti. Derslerin çok verimli geçmesini sağladı. Sadece çocuklara değil bize de kattığı her şey için çok teşekkür ederiz.

Bir de doktorumuz var. En ufak sakatlanmalarda çocukların yardımına koştu. Sadece çocukların değil bizim de sağlıkla ilgili her türlü problemimizle ilgilendi. Ona da çok teşekkür ediyorum.

Psikolojik danışmanımız canımız Gülsün hocamız. Hepimiz biliyoruz ki kız çocukları daha narin, daha duygusal. İşte tam bu noktada Gülsün hocam bütün deneyimleriyle bize yardımcı oldu. Çocukların her türlü problemiyle birebir ilgilendi. Hocam sizi de çok seviyoruz, her şey için çok teşekkürler.

Sıra geldi miniklerin ve bizim “Ülker Abisine” yani Fevzi hocaya. Ona da çok teşekkür ediyorum. Yemeklerde, ara öğünlerde ve normal zamanlarda burada hepimize Ülker’in ürünlerini çok güzel bir şekilde ikram ettiği için.

Bir de fotoğrafçımız Derya var. Çocukların en güzel karelerini yakaladığı için ona da teşekkür ediyoruz.

Son olarak da minik yıldızların hepsine çok teşekkür ediyorum. Benim buraya hemen alışmamı sağladılar ve çok eğlenceli anlar yaşadık, hiç sorun çıkarmadılar. Onların hepsini çok seviyorum. Yanaklarına buradan kocaman öpücük konduruyorum :)

Biz çok güzel bir ekip olduk ve herbirimizin burada çok güzel zaman geçirdiğine, mutlu anlar yaşadığına eminim. Böyle bir projede yer almamı sağladığı için Toplum Gönüllüleri Vakfı’na ve Ülker’e sonsuz teşekkürler :)

 

Ülkü Can

Yozgat Futbol Köyü Gönüllü Ablası

Nevşehir Futbol Köyü’ndeki öğrencilerin Milli Takım ziyaretini,  bir de gönüllü ablaları Sultan’ın gözünden okuyun.

Avanos ‘tan yolculuk başlasın!

“Nereye? Nereye? “Hocam nereye gidiyoruz?” “Sultan Abla nereye?” 

Sorular böyle başladı. Onlar için şehir gezisi tamamlanmış, akıllarına gelen gidilebilecek bir yer kalmamıştı.

Aaa o da ne KAYSERİ tabelası…

Eh Kayseri’den gelenler o yolun Kayseri’ye gittiğini çoktan biliyordu da neden gidiyorduk ki biz oraya?

(Erciyes Dağı’nın yanından geçiyoruz.) Erciyes’e gittiğimizi düşünerek anlatılan kayak maceraları mı dersiniz, ailesini arayıp pastırma getirmesini isteyenler mi artık orasına siz karar verin. Ama ne yazık ki durağımız Erciyes de değil.

Uzaktan görünen, şahane bir stad Kadir Has Stadyum’u… Çocuklar anlatmakla bitiremiyor, gene başlıyoruz hikayelere. Yaptıkları antrenmanı anlatıyor kimisi, kimisi de izlediği maçı.

O da ne? Otobüs durdu iniyoruz, evet evet tam da stadın önünde!

Bizi neyin beklediğinden hala haberdar değiliz, stadyumu gezme düşüncesi geliyor aklımıza ama içeride kimler ola ki? Ekipler toplanıyor, tek soru “Yarın önemli bir maç var mı?”

Bilmemek olur mu ? Türkiye – Andorra maçı var. Hem de burada!

O zaman içerde kimler var? Çocukların en olmak istedikleri yerde duran sevgili futbolcularımız. “İçerdeki Milli Takım antrenmanını izlemeye geldik.” cümlesiyle başta kavranamayan, ama en sonunda şaşkın mutluluklara neden olan o cümle.

Bekle bekle bekle…

Heyecandan geçmek bilmiyor ki zaman. “Keşke bizi yarın ki maça izlemeye getirseler” diyorlar (O da 2. süpriz :)

İlk gelen Nuri Şahin oluyor, çocuklar deli gibi, fotoğraf çektirmek yerine çekmeyi tercih edecek kadar heyecanlıyız. O eli tutmak için neler vermeyiz ki? Peki ya tuttuktan sonra heyecan geçiyor mu? Kat be kat artıyor bu çocuklar için.

Yavaş yavaş diğer futbolcularımız da geliyor. Arda Turan ile de fotoğraf çektiren sporcularımız artık heyecandan havalara uçmaya hazır. Tam da öyle oluyor İmparator ‘un gelişiyle. “İyi ki Doğdun İmparator!” diye öyle bir bağırıyoruz ki, ama yine de o mutluluğu ve o heyecanı dindiremiyor.

Onlar bugün tüm duyguları yaşadılar. Merak ettiler, şaşırdılar, heyecanla beklediler ve en sonunda mutluluktan havalara uçtular. Kolay değil tabii ki, tüm yol boyunca fotoğraf çeken abi ya da ablalarının “En sevdiğin Türk futbolcu?” sorusunun cevabı olan Milli Takım oyuncularımız karşılarındaydı. Onlar hayatlarındaki en güzel anlardan birisini yaşadı. Birçok çocuktan daha şanslı ve o an için dünyanın en mutlu insanıydı her birisi.

Futbol Köyleri’ndeki genç yıldızlar yaratıcı drama derslerinde iletişim, takım ruhu, fair play, güven, empati ve farkındalıkları benimseme konularının üzerine çeşitli oyunlar oynayarak kendilerini geliştirme imkanı buluyorlar. Hayal güçlerini kullanıyorlar ve ders sonlarında oyundan neler öğrendiklerini futbolla bağlayarak açıklıyorlar.

Elazığ Futbol Köyü’ndeki çocuklar yaratıcı drama derslerinden neler öğrendiklerini paylaştılar.

Bu ders çok güzeldi, arkadaşlığımızı geliştirdik. (Diyar Çelik )

Bugün dürüst olmayı, hilenin kötü bir şey olduğunu, hilenin sonunun kötü olduğunu öğrendim. (Süleyman)

Hoşgörünün ne olduğunu öğrendim ve arkadaşlarımla kaynaştım. (Muammer Gülen)

Dersleri çok seviyorum. Hocalarımız bize çok ilgi gösteriyor. Bize emek veriyorlar. (Doğan Akgül)

Futbol Köyü’nün ilk gününde tanıştığım 12-13 yaşlarında, ailelerinden, yakınlarından, doğduğu yerden ilk defa ayrılan çocukların gözünde endişe vardı. İbrahim, Muhammed, Fatih, Hıdır, Doğukan ve diğerleri …

Arkadaşlarıyla geçirdikleri ilk gecede uzun muhabbetlerle başlayan dostluklar, beraber geçirilen anlar ve antrenmanlardan sonra endişe yerini futbol heyecanına bıraktı. Gözlerinin içi gülüyor artık.

Derken zaman kampta su gibi aktı ve dördüncü gün geldi. Elazığ , Keban, Harput Kalesi gezisine çıkıyoruz. Gezide geçirilen zamanla dostlukları yıllardır tanışıyorlarmış gibi perçinlendi.

Ailelerini özleseler de antrenörlerinden, drama eğitmenlerinden, danışmanlarından, gönüllü abilerinden, sağlıkçılarından ve otel çalışanlarından oluşan yeni ailelerini de çok sevdiler.

Her şey daha iyi futbol oynamaları dostluğu ve paylaşmayı daha iyi öğrenmeleri içindi.

Teşekkürler çocuklar. Ben de sizlerden çok şey öğrendim.

 

Bilal Çakmak

Elazığ Futbol Köyü Gönüllü Abisi

Genç futbolcuların gezi gününde ilk durağı seyir tepesi oldu. Şehrin müthiş manzarası altında çok güzel resimler çektirdik. Ardından, çocuklara çevre bilincini aşılamak ve pratikte ağaç nasıl dikilir göstermek amaçlı Eğirdir Belediyesi’nin fidan dikim alanına gittik. Orada genç futbolcularımız kendi fidanlarını dikti. Yıllar sonra o fidanlar büyüyecek ve tıpkı Ülker Futbol Köyleri’nin yeşerdiği gibi yeşerecek…

Öğlen yemeğimizi ise Eğirdir Gölü kıyısında yedik ve gezi turumuza şehir merkezi ile devam ettik. Gün boyunca çocuklar çok mutlu ve enerjikti.

Isparta Futbol Köyü’nde tüm ekip takım ruhunu yakaladı ve herkesi birbiriyle iletişimi çok iyi bu da daha verimli bir kamp geçirmemizi sağlıyor.

Merve Yeşilyurt
Isparta Futbol Köyü Gönüllü Ablası

06.09.2013 Yozgat Kamp Günlüğü – 5. Gün

Yozgat Futbol Köyü’nde bugün her zamanki gibi güzel başladı.  Benden erken uyanan bir grup öğrenci sabah kapımı çaldı ve “Her sabah siz mi uyandıracaksınız bugün de biz sizi uyandırmaya geldik. Günaydıııın!” diyerek kaldırdılar beni :)

Sabah kahvaltısının ardından sahada maçlar başladı. Ardından öğle yemeği yendi ve yaratıcı drama derslerine girdiler. Ayla hocamız hem eğlendirici hem öğretici birçok oyun oynattı ve ardından çocuklara oyun sonrasında neler hissettiklerini sordu.

Kızlar sahada gruplar arası maçlara devam ettiler. Atılan gollerin sevinci ve kaçırılan gollerin üzüntüsüyle çok heyecanlı oynadılar. Onların maçı bittikten sonra hocaları da kendi aralarında maç yaptı ve öğrenciler hocalarına çok güzel tezahüratlar yaptılar. Akşam yemeğinin ardından ‘futsal eğitimi’ aldılar ve büyük bir heyecanla Milli Takımımızın maçını izlediler ve uyudular.

 

Ülkü Can

Yozgat Futbol Köyü Gönüllü Ablası

Elazığ Futbol Köyü’nün gönüllüsü Bilal Çakmak, kamptaki öğrencilere abilik yapıyor. Her anını çocuklarla beraber geçiren Bilal, kamptan haberler ve fotoğraflar da iletiyor.

Elazığ Futbol Köyü’nden herkese merhaba. Bugün Elazığ’ı gezdik. Çok keyifli ve güzel bir gündü. Çocuklar önce futsal oynadı ve bundan oldukça keyif aldıklarını söylediler. Daha sonra Çakmak Ormanı’nda önce ağaç dikimi ve ağaç koruma konusunda bilgiler aldılar. Çocuklardan biri ” bizler ve binalar yıllar geçtikçe yok oluyoruz ama ağaçlar yok olmuyormuş abi bunu yeni öğrendim ve artık ağaçları dikecem” dediği an beni çok etkiledi. Her bir çocuğun kendi ağacını dikmesi onlar için çok güzel bir duyguydu. Yüzlerinde mutluluk vardı.

Cüzdanını kaybettiği için ağlayan Vanlı Hazar’ı teselli ettim. O sırada arkadaşları da hemen kendi aralarında ne kadar parası kaybolmuşsa toplayıp getirdiler ve arkadaşlarına verdiler. Bu davranışları beni çok duygulandırdı. İşte arkadaşlık böyle bir şey. Arkadaşlarının yanında oldular. Çocuk olsalar bile böyle şeyleri bilmeleri gerçekten çok güzel. Hazar da arkadaşlarına teşekkür etti. Çocuklarla Harput Kalesi ve çarşıyı gezip gezi gününü bitirdik.

Burada her şey çok güzel ve her şey yolunda.Herkese çok teşekkür ederiz. Elazığ’dan selamlar:)

 

Elazığ Futbol Köyü gönüllü abisi Bilal Çakmak kampın ilk günlerini ve çocukların düşüncelerini aktarıyor.

Futbol Köyü’nde programlar düzenli şekilde uygulanıyor. Çocuklar açısından çok verimli geçiyor. Çocuklarla her zaman arkadaş gibi beraberiz. Beraber yemek yiyoruz, kahvaltı ediyoruz, yaratıcı drama derslerine ve antremanlara katılıyorum. Ben de onlarla öğreniyorum. Bir ihtiyaçları olduklarında ihtiyaçlarını giderip  yardımcı olmaya çalışıyorum. Kampta günler benim için de çocuklar için de çok güzel geçiyor.

Her anları dolu dolu geçiyor. Bu onlar için çok mutluluk verici. Ülker’in böyle bir projede yer almasından dolayı çocuklar çok şanslı.

Öğrencilerin Futbol Köyü hakkındaki düşünceleri:

Futbol Köyü’ nü çok seviyorum, Ülker’i seviyorum. (İrfan Yavuz)

Buradaki her şey çok güzel. (Oğuzcan Bekçi)

Futbol Köyü’nü çok sevdim her şey çok güzel. (Mücahit Çıra)

Futbol Köyü çalışması çok güzel, her şey için teşekkür ediyorum. (Serhat Borak)

 

3 gün öncesinden başlasak mı anlatmaya ? Ankara’dan başlamıştı yolculuğum, hem çocuklarla karşılaşacak olmanın verdiği heyecan hem de belki de çocuklar gibi Nevşehir’e ilk kez gelişimdi benim de. Çok ama çok heyecanlıydım. Otele geldiğimde iki çocuğumuz dışında başka gelen yoktu, ama çok geçmeden onlar da aramıza katıldı. Otele ilk gelişleri… Bunlar kim acaba, nasıllar diye akıllarından geçen farklı farklı düşünceler… Ehh tabii bir de yol yorgunluğu ve açlık. Hepsi birbirinden tatlı ve değerli 40 küçük adam.

Kayıtlara alınamayan ama hafızalardan silinmeyen o ilk anlar, ilk bakışlar… Biraz ürkeğiz desek yalan olmaz hani. Ama biliyoruz belki bir kaç saat, belki bir gün sonra tüm ipler çözülecek ve kendimize dönecek ve bulunduğumuz yere alışacağız. Öyle de oldu zaten. İlk yemek, ilk görüşme, malzemeler de alındıktan sonra azıcık aile özlemi dışında pek bir şey kalmadı. (Biliyorum bu yazıyı da okuyacaksınız , merak etmeyin hepsi çok eğleniyor, atlattık sayılır o evreleri. :) )

Ahh o ilk gün… Antrenmanlar için hepsi o kadar heyecanlıydı ki sabah 8’deki kahvaltı ve 9’da başlayacak antreman için 5’te kalkanlarımız vardı, en geç 6.30’da kalktık sanırım :) Tabi bazılarımız için antremandan önce yaratıcı drama çalışması vardı. Katıldıkça sevdikleri, kendilerini daha yakından tanıdıkları, empati kurdukları, ekip çalışması yaptıkları, bol müzikli bol hareketli drama dersleri.

Ama çocuklarımızın bilmedikleri bir şey daha vardı. Biz hocaları da tüm etkinliklerden sonra onları daha iyi anlamak için onların yaptığı drama çalışmalarını yapıyorduk :) Burada bizler de kendilerimize bir şeyler katmaya devam ediyoruz. – Gülnur ve Selma Abla’ya da teşekkürler hani, etkinliklerde çocukları kıskanmıyor değildim :)

Bir de çok güzel bir ekip çalışmasıyla devam eden satranç derslerimiz var. Satranç hocamız Hikmet Hoca bilenler ve bilmeyenleri karşılıklı rakip yaparak öyle güzel bir şey yapmış ki. Bilenler hem rakip olan arkadaşlarına oyunu anlatıyor, belki de mağlup olmalarına neden oluyorlardı. Ama bu çocuklar bilgilerini paylaşmayı çok seviyor. Bugün Hikmet Hocamız ekibimizden ayrıldı. Ama ayrılış anı da çok tatlıydı, yüklendiği sırt çantasının ardından su döküldü. Çocuklar satrancı çok sevdi, “Çabuk gidin, çabuk dönün hocam” dediler bu dökülen su ile.

Sevgili ailelerimiz, çocuklarımız sağlıklarını da ihmal etmiyorlar 😉 Bugün beni en çok mutlu eden olaylardan bir tanesi ise dün gene kişisel bakım eğitiminden sonra yerimde duramayıp , mesleğin de verdiği bir duyguyla diş fırçalamayı, ağız bakımını anlatmıştım ama maalesef odada unuttuğum diş ipim yanımda değildi ve kullanımını gösterememiştim. Bugün kapımı çalıp “Sultan Abla, diş ipini nasıl kullanıyoruz?” diye sormalarına ne kadar sevindiğimi anlatamam. Bir de Barbaros var. Dişi oynuyormuş, çekmemi istedi. Keşke eğitimimin başında olmasaydım demedim değil.

Yarın gezi günümüz bakalım hangi hikayelerle geri döneceğim :)

 

Sultan Uzun

Nevşehir Futbol Köyü Gönüllü Ablası